<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!--RSS generated by Flaimo.com RSS Builder [2009-11-30 06:05:06]-->
<rss version="2.0"><channel><docs>http://zazaema.mylivepage.com</docs><link>http://zazaema.mylivepage.com</link><description>CEM'E ÖZGÜR :: MyLivePage</description><title>CEM'E ÖZGÜR</title><image><title>CEM'E ÖZGÜR</title><url>http://avatar048.mylivepage.com/chunk48/1595501/17.jpg</url><link>http://zazaema.mylivepage.com</link><description>CEM'E ÖZGÜR :: MyLivePage</description></image><category>Other</category><ttl>60</ttl><item><title>WAY WAY NİNNA  ERGENEKON</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1204/57467/WAY%20WAY%20N%C4%B0NNA%20%20ERGENEKON%20</link><description>&lt;p&gt; 
&lt;/p&gt;</description><category>way way ninna, ergenekon, karikatürler, zazaca wıyayış, zazaki wiyayiş, zaza, zazaki, zazaca, zaza dili, zazaca videolar, zaza videos, zaza videolari, komik videolar, komed, free zazas, özgür zazalar</category><pubDate>09 Jul 09 11:45:34 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1204/57467/WAY%20WAY%20N%C4%B0NNA%20%20ERGENEKON%20</guid></item><item><title>BİRLİK   VE  DİRLİK  DOSTA  VE   DÜŞMANA  KARŞIDIR</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1257/841/B%C4%B0RL%C4%B0K%20%20%20VE%20%20D%C4%B0RL%C4%B0K%20%20DOSTA%20%20VE%20%20%20D%C3%9C%C5%9EMANA%20%20KAR%C5%9EIDIR</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;BİRLİK   VE  DİRLİK  DOSTA  VE   DÜŞMANA  KARŞIDIR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;   &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Günümüzda  yaşadığımız  toplumda  Türkçe  çok  güzel  müzikler , şiirler  ve  edebiyat ürünleri  var.Kürtçe  çok  güzel  müzikler ,şiirler,atasözleri  ve   edebiyat   ürünleri  var.Peki  zazaca   edebiyat ürünleri,müzikler,şiirler  ve  edebiyat ürünleri   neden  çok az hiç  düşündük mü ?Hatta   zazaca  müzik  yapanların   bazılarının  müziklerinin   diline  bakmadan    zazacaya  karşı  tavır  almaları  nedendir ?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
    Türkçe nin Kürtçenin  güzel  eserleri  var bizim zazacamızın neden  yok  derken  kesinlikle  bir  kıskançlık  hased  veya  kin  hedefiyle  söylemiyorum.Var olsun  eserleri  o  dillerde  yok olmasınlar  onlar  da  canlı  bir  şekilde yaşasınlar.Fakat,  neden  zazacanın  yok  veya  yok  hükmünde   ?&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
  En  önemli  neden  dıştan mı geliyor yoksa  içten mi  ? Devlet   okullarında  Türkçe  öğretilmesi  ve  Türkçe’nin   tek  devlet dili  olması zazacanın  yok olma  eşiğine gelmiş  olmasının   başlıca  ve tek nedeni midir ? Kürt  ırkçısı  tezlere  iman etmiş  olanlara  bakarsanız size  bunun gibi  bir cevap  vereceklerdir.Bu  kesim  o  kadar  ahmaklaşmıştır ki  her  kötülüğü  devletten  bilmektedirler.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
  Okullarda  ve  resmi  iş ve işlemlerde  Türkçe  konuşulduğu bir gerçektir.Bunun  kişilerin ana  dili üzerine   yapacağı  etki de  açıktır.Fakat,  özel alanlarda  evde  işte sokakta  Zazaca  konuşmayı  yasaklayan  herhangi  bir  kanun maddesi  var mı ?  Hayır.Yasal  hiç  bir zorunluluk  olmamasına  rağmen     önemli  sayıda  insanımız  özel alanlarda kendi  istek ve rızalarıyla  batıda  yaşıyorlarsa  Türkçe  doğuda  yaşıyorlarsa  Kürtçe  konuşmaktadırlar.Tabii   batıdaki  doğularda  diğer  bir  tabirle doğuluların  (  kürt,arap,zaza ve diğer ) yaşadığı yerlerde  de  bazı zazalar  kendi  istekleriyle  kendi  aralarında  Kürtçe  konuşmaktadırlar.Bu  durumda  zazacanın  yok  olmasındaki  en   önemli  sebep  insanlarımızın  kendi  rızalarıyla  Zazaca  konuşmayı  terk etmesi    olarak  ortaya  çıkmaktadır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
    Zazacaya   yeterince   sahip   çıkmadığımız   ortada  güneş   gibi  açık  olan  bir  gerçektir.Bazılarımız  büyük  ( ! )  işler  başarma  peşine   düşüp  hiçbirşey  yapamayarak olduğu  yerde   kalakalmaktadır.Bazılarımız   benlik  kuyusunun  içinden  bir türlü  çıkamamaktadır.Aynı  düşünce ve  hedefe  ait   birden   çok  facebook  grubu  ve  sitesinin  varlığı  bunun   kanıtıdır.Zazalar da  “biz”  dü&#13;
şüncesi  yoktur    veya  yok  hükmündedir.Bazılarının  durumu daha  da  acıdır.Çok aşırı  iddialarla  ortaya  çıkan  bazıları   bugün  birzamanlar   sözde   karşı  çıktıklarının  uydusu  haline  gelmişlerdir.Kürdi  halklardanız  demek  gibi  bir  aşağı  duruma  yuvarlanmışlardır.Zazaca   müzik  yapan  bazı  sanatçıların da   zazacaya   karşı  çıkanlar  cephesinde  hatta bazısının  buna  ek  olarak İslam  düşmanlığı  noktasında da  yer  almaları  bir  başka  derin  çelişkidir.  Bu  konuyu  ileride  başka  bir  yazıda  ele alacağım  için şimdilik burada   bu  konuya  nokta  koyuyorum.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Zazaca  üzerindeki    en   önemli  tehdit  Kürtleşmek  tehlikesidir.İlginçtir  bu tehlikeye  bazı  Türkler de  destek  vermektedir.Zazaları    Kürtlerin  bir  kolu ve  zazacayı da  Kürtçenin  lehçesi   saymaktadırlar.Hatta  bakınız  NTV yayınlarından  çıkan Diller  Atlası  kitabında  zazaca  yok sayılmakta ; Kürtçe  ise  var sayılmaktadır.Bu durum  zazaların  Kürtleştirilmesi   tehlikesinin  bir  yönünde bazı  Türklerin de  yer  aldığını  göstermektedir.  &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Devlette  bazı  makamları  işgal etmiş  olan   Ergenekon  çetesinin   “ En iyi kürt, ölü  kürttür”  tarzındaki   söylemleriyle  ;  yaptıkları  işbirlikli  cinayetlerle ;  yaptıkları  komplolarla  ; hatta Mevlana  Kürtleri  Görseydi  Gelmeyin Derdi  gibi  facebook  gruplarıyla  sağladıkları lojistik  destekleriyle de  insanlarımızın bir  kısmı  tepki  göstereceğini  zannederken  kendilerini  kürt  ırkçılarının  kucağında  bulmaktadır.Bu  yolla  kendi   izzet   ve  şerefini  kurtaracağını  zannederken  zazacayı  Kürtçenin  lehçesi  gösterenlerin   yanında    yer   almaya  başlamaktadır.Bunun ardından da hızla  Kürtleşmekte  hatta  o derecede ki  zazacanın  ayrı  bir  dil  olduğunu  savunan  zazalara  düşman  olacak derecede   alçalabilmektedirler.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  Zazaların  yaşadığı  fakat  kürt  ırkçısı zihniyetin    eline  düşmüş   olan  Dicle,  Lice  gibi  zaza  yörelerindeki  soydaşlarımıza   baktığımızda   büyük  çoğunluğunun  Kürtleştiği   açıkça  görülmektedir.Hatta  Palu  yöremize  bu  mikrobik   düşünceyi   bulaştırdıkları      Palulu  zazalardan  biri  bir  zaza  grubunda  zazacanın  Kürtçenin  lehçesi   olmadığı  savunulunca  burada  kürt  düşmanlığı  görüyorum   demek  gibi   bir  rezilliğe  düşebilmektedir.İnsanın  kendi  evi  yanarken  evini  yakanlara ev   sahiplerinin    karşı   çıkmasına  veryansın   etmesi  ne  kadar  acınılacak   bir  durumdur.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Zazaların  bu  konuda  karşılaştığı  olgulardan  biri  de  devrimcilik  şeklindeki  düşünceye  bir  şekilde  kapıldıktan  sonra Kürtçülere  karşı  bir  zaaf  içine  düşmeleridir.İnsanlarımız  önce  Kürtçü  sonra  devrimci   olmuyor  ;  önce  devrimci /  solcu  oluyorlar  .Akabinde  de  devrim   aşkıyla  Kürtçülük  akımına  kapılıyorlar.Ve  neticede  Kürtleşerek  zazalıklarını   kaybediyorlar.Bu  genel   itibariyle  böyledir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  Zazaların  bir  kısmı  ise  hep  zazalar  arasında  yaşadıkları  için Kürtçülerin  Zazalara  karşı  yaptıkları  aşağılama  ve dışlamaya  maruz  kalmadıkları  ve  bazı  kürt  ırkçılarının kendilerini  polise dövdürterek   hatta  karşısına  geçip   küfrederek   kendilerini  coplatma   ve  de  bir  kısım  kürt ırkçısı  gösterici veya  eylemcileri   kendileri  öldürtüp   suçu  devletin  üzerine   atarak duygu  sömürüsü yapma  yollu  kompolarına   aldanarak   onları  mazlum  zannedip  kendi   cellatlarının   safında  yer   almaktadırlar.Alçakça  bir  şekilde  Zazaca  Kürtçenin  lehçesidir  diyenlerin  ve   ele  geçirdikleri  zaza  yörelerindeki   zazaları  Kürtleştirenlerin    destekçisi  olmaktadırlar.Bu  durumu da  bir   kahramanlık  zannetmektedirler.Ne  zavallı  ve  ne kokuşmuş   bir   mantık.Ayrıca  bu  durumda  bir  kısım  aşırı  Türkçü  devlet   görevlileriyle  Ergenekoncu   bazı  devlet  görevlilerinin   bunlara  işkence  ederek   onları  mazlum  konumuna  geçirerek  kürt  ırkçılarının  güçlenmesine   sağladıkları  destek  de  bir  başka  gerçektir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;     Yazının  buraya  kadar  olan  kısmı  aslında  yazılmayabilirdi.Fakat  maalesef  zazaların  bir  kısmında  düşüncelerde  kararsızlık   şeklinde  bir  düşünsel  hastalık  bulunduğundan  bunları  yazmak  gerekliydi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
    Yaşadığımız  ülkede  zazacanın   önüne    engel  çıkaranlara   ve  onu  yolundan  saptırarak  bozmaya çalışanlara  baktığmızda  Kürt  ırkçılarını  ve  Ergenekoncuları  görmekteyiz.Kürtçüler  onu kendi  lehçeleri  yaparak  zazaları  sömürme ve asimile  etme  yoluna  giderken Ergenekoncular  da  &#13;
Hem  Kürtler  üzerinde  yaptıkları  sözde baskılarla   hem  onlara  lojistik cephane ve istihbarat  desteği  sağlayarak  İnsanları  kürt   ırkçılarının  kucağına  itmektedir.İnsanlarımızın    onların  bu  ajitasyonlarına   karşı  uyanık  olmaları gerekmektedir.Fillerin  çimendeki    cilveleşmelerinde     taraf tutmak   şeklindeki   bir   ahmaklığa  düşmemeleri  gerekmektedir.Ergenekoncuların   zazacaya  yaptıkları  bir  kötülükde  devletde ki  demokratik  açılımları  engelleyerek veya  sınırlayarak  zazacanın  ve  diğer  dillerin  bundan  yararlanmasının   önünde  engel   olmalarıdır.Zaten  Ergenekoncular ,Aziz dinimiz  İslamın da  düşmanlığını  yapmakta ;  başörtülü  masum mazlum  bacılarımızın  üniversiteler de    okumasının da  önüne  geçmeye  çalışmaktadırlar.Herneyse….&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;    İnsanların   barış  dostluk ve  kardeşlik   içinde  yaşamalarını  kim  istemez ki..Fakat,  bir  insan  evini  soyan hırsıza  çay ikram  eder;  hatta  bununla  yetinmez  onun  için  bir  de özel  yemekler  yapar  giydiklerinden giydirirse  o  insanın  ne  kadar  insancıl   olduğundan  değil ;  ancak, ne  kadar   ahmak  olduğundan   bahsedilebilir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;     Hayatın doğru yönde  sürmesi  ancak  yarar ve  zararı  bilmekten  geçtiği  görüldükten  sonra  sosyal  hayat içinde  yaşıyoruz.Ne  yapabiliriz? Sorusunun cevabına  geçilebilir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Doğrudur  gündelik  hayatta  her türlü  insanla  ve  her  türlü  düşünce ile  karşılaşıyoruz.Peki ,  karşılaştığımız    insanların  her  türlü  düşüncelerini   benimsiyor muyuz? Her  iddialarına  “evet” diyor  muyuz?.Elbette ki “   hayır  “ .Doğru buluyorsak  “  doğru  “  diyoruz.Yanlış  buluyorsak  “ yanlış “  diyoruz.Öyle ise  neden  zazaca lehçedir   iddiasında  ve   iftirasında   bulunanlara   hayır  diyemiyoruz.&#13;
Zaza, kürttür  iddiasına  karşı  bir  insan  “  hayır “  diyemiyorsa   onun   şerefli   bir  insan  olduğundan  nasıl bahsedilebilir ki .Aynı durum  Zaza  ,Türktür  iddiasına  ve  iftirasına karşı  hayır  diyebilmek  noktasında  da  zazaların tarihte  kurduğu  hiçbir devlet  yoktur  iddiasına  ve iftirası  karşısında  da   geçerlidir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
  İnsani  ilişkilerimizde  düşüncelerine   katılmadığımız  herkesle   kavgamı  ediyoruz  veya  kavga  etmemiz  mi  gerekiyor ?  Hayır.İnsan   kendi  kanaatini   düşüncesini ortaya  koyar  isbat  eder.Karşıdaki  kişiyle  insani    münasebetleri   yine devam  eder.Eğer ki  bir  kişi  siz  onun   safsatalarına  iftiralarına   inanmadığınız    kabul   etmediğiniz   takdirde  sizinle  münasebetlerini   kesecekse   zaten  o     arkadaş   olmaya  layık   olmayan  bir   kişidir.Öylesi   aşağı  deredecedeki   birinden size  hiçbir yönden  zarardan  başka  bir  şey  gelmeyecektir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
    İnsan     başkalarına  hayır  diyebildiği   ölçüde  kendi  kişiliğini  geliştirebilir.Aksi  takdirde silik  bir  şahsiyet  olmaktan   ve  ezilmekten   kurtulamaz.Bir Zaza   başka  durumlarda  “  hayır “  diyebiliyor  fakat  zazaca  için  “  hayır  “   diyemiyorsa  onun  yanında  Zazacanın  hiç  bir  önemi  yok    demektir.O  takdirde  Zazalık  iddiasında   bulunması da  bir   yalandan  ibarettir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;  Zazacaya   önem  verirken  kürt   ırkçılığından  ve  aşırı  Türkçülükten  kaçınırken   Zaza  ırkçılığının  içine  de   düşmemek    gerekir.Zira  ,  insanın   değeri  yaptığı   iyi  davranışlar  ve  güzel  niyetlerle  ölçülür.Onların  yaptığının  aynısını  yapan  Zazalık adına da  yaparsa onlardan  farkı  olmayan  biridir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
 Türkler ,  yüzyıllarca İslamın  kahraman  bir  ordusu   olarak İslama  hizmet  etmişlerdir.Yüzyıllarca  birbirlerini  inkar  etmeden  İslam  kardeşliği  içinde  yaşamışlardır.Bazı yanlış  davranışlı    (  ki  dikkat  edildiğinde   bunların  aynı  zamanda  İslam  düşmanı  olduğu da  görülmektedir ) Türkler   yüzünden  bütün  Türklere    düşman   olmak asla   kabul  edilebilecek  bir  olgu  değildir.Kim  ne  derse  desin Müslüman Türkler  bizim  kardeşlerimiz  ve  candan  dostlarımızdır.Müslüman Zazalar  ve  Müslüman Türkler  bir birinin  can  kardeşidir  ve  olmaya  devam edeceklerdir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Kürtlerin  bir  kısmının Kürt  ırkçılığının   pençesine  düşmüş   olması  bütün  Kürtlerin  kötü  olduğu  terörist  ve  katil  destekçisi   olduğu   anlamına  gelmez.Müslüman Kürtler de  yüzyıllarca  Zazaların  Zazalığını  inkar  etmeden  İslam  kardeşliği  içinde  yaşamışlardır.Müslümanlığı  hayatının temel  gayesi  yapan PKK/DTP ye  biat   etmemiş   olan  Müslüman Kürtler  de  Müslüman Zazaların  kardeşi , arkadaşı  ve  can  dostudur.Kürt  milletinin  içinden   Said  Nursi  gibi  asrın  İslam  aliminin  çıkmış  olması  tek  başına    Müslüman Kürt  Milletinin  sevilmesi   için yeterlidir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Osmanlının  Yeniçeri Ocağını  kaldırdığı   zamana   kadar  hatta  İttihat ve Terakki  nin  selefleri   olan  Genç  Osmanlılar  ve Jön  Türklere  kadar  ülkedeki  İslam  unsurları  arasında   önemli   bir  sorun   olmadan  bu  İslam  kardeşliği  devam  etmiştir.İstisnayı  teşkil  eden az  bir  kısım devlet ricalinin   yaptıkları  hariç  tabii  ki..Bu  İslam  içindeki    İslam  kardeşliği  bizim  birlik ve  beraberliğimizin  yoludur.Bu  konunun  ayrıntısını  başka  bir  yazıda  yazacağım, inşallah.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;   Zazacamıza     sahip   çıkmak  için sivil  bir şekilde  onu savunmalıyız.Popüler  sanat ürünleri  meydan  getirmeliyiz.Zazacamız  için elele  vermeliyiz.Bunu da  islama  bağlı   olarak  helal  dairesi   içinde   yasal  bir   şekilde  yapmalıyız.Aksi  takdirde  dengesi  bozulanların  dengesinin  bozulduğu  gibi   kendimizi  ya Ergenekon a  hizmet eder  bir şekilde   ya  bir  ırkçılık  kuyusunda  ya da  bir  başka  iğrenç  dipsiz  kuyunun   içinde   bulmamız   kaçınılmazdır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
   Yaşadığımız  Ülkede Türkiye ‘de  birlik  ve  bütünlüğe  ihtiyaç vardır.Ülkede   ayrılıkçılık  rüzgarları esmeye  başlarsa   o  toz  duman  ortamında   bazı   zazaların   ajitasyonlara   aldanarak  Kürtleşmesi  veya  Türkleşmesi    kaçınılmazdır.Bir  yangın  çıkarmaya   çalışanlar  var.Zazacanın   ve   zazaların geleceği   o  yangını  körüklemekte  değil ;   o  yangını  söndürmekte  söndürmeye   çalışmaktadır.Bunun   yolu  da  yangın  çıkarmaya  çalışanların   iş  ve  eylemlerine   katılmamakta, insanlarımızı  bu  konuda  bilinçlendirmekte  ;  devletin   işini  de  devlete  bırakmaktadır.Ülkede  insan hakları  , demokratikleşme  ve  islamın  daha  rahat  yaşanması  yönündeki   adım  ve  atılımlar   desteklenmelidir  .Zazaca ile  ilgili  çalışmalarımızı  güzelce  yapmamız ;  taleplerimizde  ciddi  olup ciddi  talepleri  devletten  inatla  ve  ciddiyetle  istememizdir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>zaza, zaza toplumu, zazaca, zazaish, zazaki, zaza dili, zaza insanı, kürtçülük, türkçülük, ergenekon, zazalık, free zazas, özgür zazalar</category><pubDate>28 Jun 09 16:48:46 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1257/841/B%C4%B0RL%C4%B0K%20%20%20VE%20%20D%C4%B0RL%C4%B0K%20%20DOSTA%20%20VE%20%20%20D%C3%9C%C5%9EMANA%20%20KAR%C5%9EIDIR</guid></item><item><title>3. İDDİANAMENİN EN ÖNEMLİ KONUSU   SİVAS OLAYLARI</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2802/3.%20%C4%B0DD%C4%B0ANAMEN%C4%B0N%20EN%20%C3%96NEML%C4%B0%20KONUSU%20%20%20S%C4%B0VAS%20OLAYLARI%20</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;3. İDDİANAMENİN EN ÖNEMLİ KONUSU&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Ezber bozacak görüntüler - Video&#13;
Ergenekon'da üçüncü iddianame yazılmaya başlandı. Savcılar Levent'teki ticaret mahkemesinde gece gündüz çalışıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İddianamenin, Ergenekon'un silahlı gücünü, hücre yapılanmalarını, gerçekleştirdiği eylemleri ve finans kaynaklarını deşifre edeceği tahmin ediliyor. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SİVAS OLAYLARI İDDİANAMEYE GİRDİ&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kanal D'de çıkan bir habere göre, üçüncü iddianamenin en önemli konusu Sivas olayları. İddia edilen Ergenekon Terör Örgütü'nün iddianamesine giren bu provokasyonun Alevi Sünni Çatışması çıkarmayı hedefleyen olayların başında geldiği ileri sürülüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;MADIMAK'TA "DERİN" BAĞLANTILAR &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sivas'ta Madımak Oteli'nin yakılması olayında 37 vatandaşımız hayatını kaybetmiş 51 kişi de yaralanmıştı. İddialara göre Ergenekon savcıları kanlı olayla ilgili bugüne kadar kamuoyuna yansıyan görüntülerin dışında şok görüntüler ele geçirdi. Ve Sivas olaylarının Ergenekon tarafından hazırlandığı iddiası bu görüntülerle ortaya konuluyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İddialara göre bu görüntülerde, olayların nasıl başladığı, nasıl yayıldığı ve provokatörlerin neler yaptıkları açıkça görülüyor. Öyle ki iddianamenin ortaya çıkmasıyla birlikte Sivas olaylarında ezber bozulacak.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;EZBER BOZACAK BİLGİ VE GÖRÜNTÜLER&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üçüncü iddianamenin Başbağlar katliamına da ışık tutacağı ileri sürülüyor. 33 vatandaşımızın hayatını kaybettiği o olayın derin bağlantıları iddianamede yer alacak. Yıllardır PKK yaptı diye bilinen olayın derin bağlantıları deşifre edilecek. Başbağlar katliamı ile Sivas olayları arasındaki sıkı bağlantı ortaya konulacak.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ERGENEKON'UN FİNANS KAYNAKLARI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Üçüncü iddianamenin en önemli başlıklardan biri de Ergenekon'un finans kaynakları. Bu başlıkta karşımıza 11. dalgada gözaltına alınan Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek çıkıyor. Kıbrıs ve Türkiye'deki para transferleri mercek altın alınan Özbek'in Ergenekon'u finanse ettiği iddiaları da, önemli bir yer tutuyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon Soruşturmasını yürüten savcıların Temmuz ortasına kadar bu iddianameyi de bitireceği ve mahkemeye sunacağı tahmin ediliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
09.Haziran.2009 19:13:19
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, alevi, sunni, alevi sünni çatışması, derin çete, derin hesap, katil çete, madımak, madımak müzesi, kin, intikam, oyunu, irtica paranoyası, ergenekon savcıları, siyaset</category><pubDate>09 Jun 09 18:04:12 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2802/3.%20%C4%B0DD%C4%B0ANAMEN%C4%B0N%20EN%20%C3%96NEML%C4%B0%20KONUSU%20%20%20S%C4%B0VAS%20OLAYLARI%20</guid></item><item><title>TESETTÜR    AHLAK VE  SÖZDE  ÖRTÜLÜ AHLAKSIZLAR ( ! )  HAKKINDA</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1090/55183/TESETT%C3%9CR%20%20%20%20AHLAK%20VE%20%20S%C3%96ZDE%20%20%C3%96RT%C3%9CL%C3%9C%20AHLAKSIZLAR%20%28%20%21%20%29%20%20HAKKINDA</link><description>&lt;p&gt;TESETTÜR    AHLAK VE  SÖZDE  ÖRTÜLÜ AHLAKSIZLAR ( ! )  HAKKINDA&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt; Herkes kanunlara göre elbette giyim özgürlüğüne sahiptir.Ancak, bir kişi açık dolaştığı zaman zaten başkalarına göstermemesi gereken vücut kısımlarını görmemesi gerekenlere gösterdiği için zaten ahlak  açısından olumsuz bir davranış yapmış oluyor.Dolayısıyla kimin tesettürlülüğün  mü  açıklığın mı ahlaka daha uygun  olup olmadığı çok açıktır..&#13;
  Bir sözde  bizimkilerden olmayıp kendini halen bizimkilerden zannedenlere..&#13;
Başörtüsü,Allah ın emridir.Ne liberal bir özgürlüktür ne kişisel bir tercihtir bir müslüman için.Siz bir kere değerler dünyanızı kaybederseniz emin olun ki değerinizi de kaybedersiniz.&#13;
O durumda başörtüsü veya tesettür sizin için giyilen herhangi bir aksesuardan sıradan bir etek veya bluzdan farksız hale gelir.Hayat görüşü olarak da liberal değerleri savunmaya başlarsınız.Böylece değersizleştiğinizde  sizdeki bozulmanın sınırlarını tahmin etmek bile zordur.&#13;
   Ergenekoncu Sisi travestisi de 28 şubatta tesettüre girerek faaliyet göstermişti.İsmet İnönü döneminde fahişelere çarşaf giyme mecburiyeti getirilmişti.Ta ki namuslu hanımlar çarşafı atsınlar diye. Yakın olay bir Ankara da Sıhhıye Meydanın da bir Ramazan Ayı'nda ordaki meşhur fahişeler kapalı bir şekle girip fahişelik yaptıklarını herkes görmüştü.Başka bir olayda Tv haberlerinden bir tarihte polis tarafından basılan randevu evinde ordaki fahişelerden birine ait bir tesettür kıyafeti çıkmıştı.En yakın olay Konya da yakalanan PKK lı kız öğrencilerden biri ilk yakalandığında sözde tesettürlü iken sonraki gün mahkemeye çıkarıldığında açık bir vaziyetteydi.Bu şu demektir her sakallı dede değildir.Her takkeli müslüman değildir.Her tesettüre girmiş olan da islam için onu giymiş değildir.&#13;
  Hal böyle iken ya ısmarlama mizansen olan ya da  İslam düşmanlarınca oluşturulan bozulma   sonucu kendilerinden  biri haline gelen  tipler yüzünden    İslamın ve  müslümanın suçlanmasının  tek nedeninin iyiye güzele ve ahlaka yani  islama   olan düşmanlıktan  kaynaklandığı  açıktır.&#13;
Selam hidayete tabi  olanlara olsun&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>din, islam, iman, tesettür, ahlak, ahlaksızlık, namus, türban, mizansen, ergenekon</category><pubDate>21 May 09 19:50:35 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1090/55183/TESETT%C3%9CR%20%20%20%20AHLAK%20VE%20%20S%C3%96ZDE%20%20%C3%96RT%C3%9CL%C3%9C%20AHLAKSIZLAR%20%28%20%21%20%29%20%20HAKKINDA</guid></item><item><title>Saçan'ı yakacak belge</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2751/Sa%C3%A7an%27%C4%B1%20yakacak%20belge</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Saçan'ı yakacak belge&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/5/0/7/9/150796.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Adil Serdar Saçan'la, Malki cinayetinin kilit isimlerinden Erol Kohen'in samimi ilişkileri ikinci iddianame ve eklerine de yansıdı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Adil Serdar Saçan'la, Malki cinayetinin kilit isimlerinden Erol Kohen'in samimi ilişkileri ikinci iddianame ve eklerine de yansıdı. Ek klasörlerde Saçan ve Kohen arasında geçen bir telefon konuşmasının dökümü de yer alıyor. Buna göre Kohen, Saçan'a makam şoförlü bir araba tahsis ediyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan telefon dinlemeleri yıllardan beri tartışma konusu bazı ilişkilerin iç yüzünü de ortaya çıkarıyor. Eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Adil Serdar Saçan'la işadamı Erol Kohen'in ilişkisi de bunlardan biri. Saçan'ın Nesim Malki cinayetinin kilit ismi Erol Kohen'i 5 milyon dolara yurtdışına kaçırdığı ileri sürülmüş ve buna ilişkin bazı belgeler de Ergenekon davası tutuklusu Veli Küçük'te ele geçirilmişti. Saçan'la Kohen arasındaki samimiyet Ergenekon soruşturması kapsamında dinlemeye takıldı. Konuşmalarda Saçan, Kohen'den Yeditepe Üniversitesi'ne ders vermeye giderken makam şoförü de olan araba tahsis etmesini istiyor. Ayrıca çocukları için dizüstü bilgisayar da aldırıyor. Söz konusu konuşmalar, 4 Temmuz 2008'de gerçekleşiyor. Saçan'ın işadamı Erol Kohen'le samimi konuşmaları ikinci iddianamenin ek klasörlerinde yer alıyor. Görüşme Saçan'la Kohen arasında yakın bir ilişki olduğunu da ortaya koyuyor. İkinci iddianame ve eklerinde de yer alan görüşme Adil Serdar Saçan'ın aramasıyla başlıyor. Söz konusu konuşma şöyle:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Bana araba ve şoför lazım. O da yani her zaman değil. Mesela salı günü okula gidiyorum, perşembe gidiyorum."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "Ayarlarım abi, emrin olur ayıp ettin ya, ne gerekiyorsa yaparız abi, tamam tamam ee ne gün lazım sana şimdi bana söyle ben ona göre yazayım tamam Adil."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Salı gündüz mesela 11 gibi."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "11 Salı yazdım abi devam."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Perşembe 11 gibi ama akşama kadar kalcak benimle beraber."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "Abi kalır, İsmet'i vericem sana, ayıp ettin. Başkasını da veririm de İsmet'i verim yani hem sağlam adam da olsun anladın mı yani. Başka para mara lazım oldu mu bana söyle."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Söylerim."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "Tamam ne lazımsa ara tamam canım benim."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Bir de geçici laptop gönderir misin bana varsa?"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "Geçici laptop, sana laptop aliyim hemen bugün o zaman."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAÇAN: "Yav alma bırak ya"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KOHEN: "Aliyim ne olacak ki, kaç para ki ayıp ettin ya amma yaptın ya. Hadi canım benim öpüyorum seni hadi bay bay."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün evinde ele geçen bir belgede Adil Serdar Saçan'ın, işadamı Nesim Malki cinayetinde kilit bilgilere sahip Erol Kohen'in yurtdışına çıkmasını sağladığı bilgileri yer alıyordu. Belgeye göre, Saçan, hakkında yurtdışına çıkış yasağı konacak Erol Kohen'e bu durumu önceden bildirdi ve karşılığında 5 milyon dolar rüşvet aldı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
20.Mayıs.2009 07:57:21&lt;br /&gt;&#13;
samanyoluhaber
&lt;/p&gt;</description><category>adil serdar saçan, malki cinayeti, erol kohen, ergenekon, derin çete, derin devlet, demokrasi</category><pubDate>20 May 09 08:19:26 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2751/Sa%C3%A7an%27%C4%B1%20yakacak%20belge</guid></item><item><title>Danıştay saldırısı ve gerçekler</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2744/Dan%C4%B1%C5%9Ftay%20sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1%20ve%20ger%C3%A7ekler</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay saldırısı ve gerçekler&lt;br /&gt;&#13;
17.05.2009 11:44&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay 2. Dairesi, 8 Şubat 2006'da tartışmalı bir karara imza attı. Bir anaokulu öğretmeninin sokakta başörtüsü taktığı için müdür olarak atanmasının sakıncalı olduğuna hükmetti&lt;br /&gt;&#13;
Bu karardan yaklaşık 4 ay sonra, 17 Mayıs 2006 tarihinde Avukat Alparslan Arslan, Danıştay'a saldırıda bulundu. Türkiye'nin gündemi bir anda değişmişti. Kamuoyu, Hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybettiği olayla ikiye bölündü.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Belli bir kesime göre, hadise tamamen rejime yönelik bir eylemdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, hükmünü vermişti: "Danıştay'a yapılan bu saldırı aslında laik Cumhuriyet'e yapılan bir saldırıdır." Onu CHP lideri Deniz Baykal takip etti: "Siyasete kan bulaşmıştır."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Özbilgin için düzenlenen cenaze törenlerinde 'Türkiye laiktir, laik kalacak', 'Mollalar İran'a', 'Hükümet istifa' ve 'Başbakan katil' gibi sloganlar atıldı. Saldırı amacına ulaşmıştı. Tepkiler en sert şekilde sergileniyordu. Bazı sivil toplum örgütleri ve gazeteler de gerginliğin tırmanmasında etkili oldu. 'Laikliğe kurşun' manşetleri atıldı, muhafazakâr kesimler hedef gösterildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tetikçi Alparslan Arslan, Salih Kurter, Süleyman Esen ve Ayhan Parlak'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında örgüt kurarak anayasal düzeni yıkmaya çalıştıkları iddiasıyla dava açıldı. Ergenekon terör örgütü sanıklarıyla Danıştay saldırısı arasındaki ilişkiler gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Ancak gazetelere yansıyan irtibatı mahkeme görmedi. Alparslan Arslan, 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Osman Yıldırım, Erhan Ti-muroğlu ve İsmail Sağır'a ise müebbet hapis verildi. Davanın gerekçeli kararında, cinayetin Danıştay'ın 'türban düzenlemesi' sebebiyle gerçekleştirildiği aktarıldı. 'Ergenekon terör örgütüyle Danıştay saldırısı arasında bir bağlantının bulunmadığı1 ifade edildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılılığı, 7 Ekim 2008'de saldırıyla ilgili mahkemeye gönderilen belgeler dışında, Ergenekon soruşturmasına ait tüm belge ve beyanların getirtilerek yeniden bir karar verilmesini istedi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararı oybirliğiyle bozdu. Ardından Danıştay davasının Ergenekon dosyasıyla birleştirilmesinin yolu açıldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Medya yine ters köşe&lt;br /&gt;&#13;
Medya, Danıştay'a yapılan saldırıda da soğukkanlı davranamadı. Saldırıyı 'Kaşıya kaşıya' başlığı ile okuyucularına duyuran Hürriyet, manşetinde tetikçinin 'Allah'ın askeriyim, Allahü ekber' diyerek tetiğe bastığını iddia ediyordu. Milliyet'in manşeti daha ağırdı. Gazete 'Laikliğe kurşun' manşetiyle çıktı. 'Tetiği kim çektirdi' diyen Akşam ise saldırının gerekçesini 'Danıştay'ın türban kararı' olarak duyurdu. 'Bu kez de aynı el' manşetini tercih eden Cumhuriyet de, saldırının rejime yönelik olduğu konusunda hiç şüphe duymuyordu. Gazeteye göre, Danıştay üyeleri,'türbana geçit vermeyen' kararları nedeniyle hedef olarak seçilmişti. Radikal gazetesi, 'Türban kararını veren Danıştay'a silahlı baskın' üst başlığı altında, 'Yargıya Türk -İslam sentezli saldırı' demekte hiçbir sakınca görmedi. 'Yalnız değildi' manşetini atan Vatan da saldırganın 'tekbir getirerek tetiğe bastığını' yazdı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
[SALDIRI ÖNCESİ]&lt;br /&gt;&#13;
Kritik eşik: Cumhurbaşkanlığı seçimi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye'de bütün cumhurbaşkanlığı seçimleri gerilimli olmuştu. Alışıldık tablo 11. cumhurbaşkanlığı seçiminde de yaşandı. Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi 16 Mayıs 2007 tarihinde doluyordu. Kavga, 1 yıl öncesinden başlamıştı. Bazıları için AK Partili birisinin cumhurbaşkanı seçilmesi kabul edilemez bir durumdu. Cumhuriyet Gazetesi, 1 Mayıs 2006'da birinci sayfada yayınladığı bir haberde, 'Herkes Çankaya'ya çıkamaz' başlığını kullanıyordu. Bu ifade, eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e aitti. Demirel, sürekli, seçime gidilmesini tavsiye ediyor, Meclis'in yenilenmesi gerektiğini anlatıyordu. Hürriyet Gazetesi de, 'Cumhurbaşkanlığı Tarihi' adlı kitaba dayandırdığı haberinde Çankaya'ya çıkacak kişinin özelliklerini şöyle sıralıyordu: 'Atatürkçü, laik ve cumhuriyetçi.'&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sezer'e çağrı: Bir şeyler yap!&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Tehlikenin farkında mısınız' reklamlarına başlayan Cumhuriyet Gazetesi, 8 Mayıs'ta imzasız birbaşyazıyayınladı. Konu, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Gazete, Cumhurbaşkanı Sezer'in, Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç'ın Çankaya'ya çıkmasını engellemek için bir şeyler yapması gerektiğini anlatıyordu. Aynı gün 'Dini kullanıyorlar' manşetini atan gazete 5, 10 ve 11 Mayıs tarihlerinde 3 kez saldırıya uğradı. 13 Mayıs tarihinde 'Dinci terör kuşkusu' manşetiyle çıktı. Gazeteye yapılan saldırıların, dinci bir örgüt tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimali üzerinde duruluyordu. Saldırıyı gerçekleştiren ise daha sonra ismi sıkça anılacak olan Alparslan Arslan'dı. Hürriyet'in başyazarı Oktay Ekşi, 13 Mayıs 2006 tarihinde kaleme aldığı yazısında Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan saldırıları yorumladı. Tespitleri ilginçti: "... Oysa olay yani Cumhuriyet Gazetesi'nin Şişli'deki merkez binasına bir hafta içinde üç kere bomba atılması gösteriyor ki, karşımızda bir yerin -veya bir gazetenin-bombalanmasından fazla bir şey var: Bu bombaları atanlar Cumhuriyet'e 'yayınlarında bir veya birkaç yanlış yaptığı' için de -ğil, adıyla cumhuriyet rejimini çağrıştırdığı için düşmanlık besliyorlar."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Baykal'dan ilginç uyarı: Gerginlik çıkacak&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
CHP lideri Deniz Baykal, yaptığı açıklamalarla toplumu germeyi sürdürdü. Mayıs 2006'da, gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini 'kırılma noktası' olarak nitelendirdi. "Son mevzi olan Çankaya'yı da almak istiyorlar. Ben 'Erdoğan ya da Arınç olamaz' demiyorum. 'Olmamalı' diyorum. Uyarı görevi yapıyorum." diyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay'ın türban kararı toplumu gerdi&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte tam bu dönemde (8 Şubat 2006) Danıştay 2. Dairesi, Aytaç Kılınç isimli öğretmenin, okula gidiş-gelişlerde başörtüsü taktığı için müdür olarak atanmasını sakıncalı buldu. Danıştay'ın kararı, kamuoyunda günlerce tartışıldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
[OLAY GÜNÜ]&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tetikçi Alparslan Arslan, yakayı ele verdi&lt;br /&gt;&#13;
Toplum, demeçler ve yargının tartışmalı kararları sebebiyle kırılmaya, bölünmeye, kutuplara ayrılmaya hazırdı. Hedef belirlendi; Danıştay 2. Dairesi üyeleri. Laiklik odaklı cumhurbaşkanlığı seçim tartışmalarıyla gerilen Türkiye, 17 Mayıs 2006 sabahı kanlı bir eylemle uyandı. Avukat Alparslan Arslan, rutin toplantılarını yapan Danıştay üyelerine kurşun yağdırdı. Üye hakimlerden Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybederken, Danıştay 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, üye hakimler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve tetkik hakimi Ahmet Çobanoğlu yaralandı. Saldırgan, eylemi Danıştay'ın türban kararı sebebiyle gerçekleştirdiğini söyledi. Kaçmaya çalışan tetikçi, kapıda duran bir polis memuru tarafından yakalandı. Yapılan ilk incelemelerde Alparslan'ın 11 el ateş ettiği, çantasında da 2 adet boş şarjör bulunduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kameralar OYAK'ta tamirde&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Olayın ilginç noktalarından biri de Danıştay binasının çevre güvenliğini sağlamak amacıyla yerleştirilen kameraların bozuk olmasıydı. Saldırının ardından görüntüleri incelemek isteyen polis, hiç çekim yapılmadığını gördü. Kameraların olaydan önce tamir amacıyla OYAK'a gönderildiği belirlendi. Saldırı kamuoyunu derinden sarstı, açıklamalar birbiri ardına geldi. Belli bir kesim, saldırının 'laikliğe, Cumhuriyet'e karşı yapıldığına' emindi. Rejim yine tehlikedeydi! Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, CHP Genel Başkanı ve Danıştay başkanının açıklamaları birbirini izledi. AK Parti hükümeti ve mütedeyyin çevreler suçlanıyor, baskı altına alınıyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hükümete protesto, Bakan'a pet şişe&lt;br /&gt;&#13;
Saldırıda hayatını kaybeden Danıştay Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin için 18 Mayıs günü öğleden sonra İçişleri Bakanlığı ve Danıştay'da tören düzenlendi. Danıştay önünde toplanan grup, tören öncesinde ve sonrasında gösteriler yaptı, 'Türkiye laiktir, laik kalacak', 'Mollalar İran'a', 'Hükümet istifa' ve 'Başbakan katil' sloganları atılıyordu. Protestonun dozu, dönemin Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün binaya gelişi sırasında daha da arttı. Hükümet, o ana kadar neden yapıldığı tam olarak bilinmeyen bir saldırı sebebiyle istifaya çağrılıyordu. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve kuvvet komutanları ise tören alanına girerken kalabalık tarafından alkışlarla karşılandı. İstenen de tam olarak buydu. Hükümete hakaret edilecek, asker alkışlanacak ve dolayısıyla verilmek istenen mesaj adresini bulacaktı. Mustafa Yücel Özbilgin'in cenazesi, Danıştay'daki törenin ardından cenaze namazı için Kocatepe Camii'ne götürüldü. Provokasyonun dozu burada daha da arttı. Sözlü sataşmalar, hakaretler yerini fiilî müdahalelere bıraktı. Törene katılan dönemin Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Çevre Bakanı Osman Pepe protesto edildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Başbakan: Saldırı birliğimize yönelik&lt;br /&gt;&#13;
Saldırıyı lanetleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, eylemin, 'insan hakları ve demokrasi mücadelesi verilen bir döneme rastladığına' dikkat çekti. "Saldırı ile Daire'nin aldığı kararlar (türban) arasında bir bağlantı olabilir mi?" sorusuna şu cevabı verdi: "Bunu şu anda konuşmak yanlış olur. Birliğimizi, beraberliğimizi güçlendirecek gayretler içerisinde olmamız lazım. Saldırıyı başörtüsü konusuy-lil la ilişkili hale getirmek veya benim kanaatlerimi bununla ilişkili hale getirmek çirkin bir yaklaşımdır. Bu ^L yanlıştır. Türkiye'ye zarar verir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
[CİNAYETE TEPKİLER]&lt;br /&gt;&#13;
AHMET NECDET SEZER - Hedef Cumhuriyet: Dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, olayın daha ilk dakikasında hükmünü vermişti. Ona göre saldırı rejim karşıtlarının işiydi: "Bu, aslında laik Cumhuriyet'e yapılan bir saldırıdır. Cumhuriyet tarihine bir kara leke olarak yazılacaktır. Bu saldırıya neden olanlar davranışlarını yeniden gözden geçirmelidirler. Türkiye, laik, demokratik bir Cumhuriyet'tir. Laikliği çeşitli biçimlerde yorumlayarak, içini boşaltıp devlet rejimini yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
DENİZ BAYKAL - Siyasete kan bulaştı: Olayın hemen ardından Danıştay binasının önüne gelen CHP lideri Baykal, gerilimi tırmandırmakta sakınca görmüyordu: "Bu saldırının hedefinde Danıştay vardır, Anayasa vardır. Türkiye'nin nereye sürüklenmekte olduğunu hâlâ görmeyenlere umarım bir uyarı olur. Türkiye çok tehlikeli bir noktaya sürüklenmektedir. Türkiye'de siyasete kan bulaşmıştır. Cumhuriyet'in temel ilkelerini kemirmeye çalışmak, huzuru bozar."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SUMRU ÇÖRTOĞLU - Kurşun laikliğe sıkıldı: Dönemin Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu da, 'sıkılan kurşunun hedefinin laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti' olduğunu söylüyordu: " ...Şehit olarak aramızdan ayrılan mensubumuza ve laik, demokratik Cumhuriyet'e yapılan bu menfur saldırıyı unutmayacağımızı bir kere daha vurgulamak istiyorum." Çörtoğlu, saldırıdan iktidarı sorumlu tutmuş, "Yargısına sahip çıkmayan devlet, büyük yara almıştır." ifadesini kullanmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HİLMİ ÖZKÖK - Eylemler sürmeli: Saldırı amacına ulaşmıştı. Tepkiler en sert şekilde sergileniyordu. Tansiyon yükselirken dönemin Genelkurmay Başkanı'ndan ilginç bir açıklama geldi. Herkesin itidal çağrısı yapmasını beklediği Hilmi Özkök, protestolara destek veriyordu: "Gösterilen reaksiyon, halkın duyarlılığı hakikaten hem ümit vericidir, takdir edicidir. Ancak bu bir tek güne, bir tek olaya reaksiyon olarak kalmamalı. Devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ERDOĞAN TEZİÇ - Rektörler de koroya katıldı: Dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç başkanlığında toplanan Rektörler Komitesi de hemen bir açıklama yayınladı. 'Saldırının, aslında Türkiye Cumhuriyeti'ne açıkça bir meydan okuma olduğu' savunuluyordu. Saldırının laikliği koruyan yargı organlarına karşı yapılmasını dikkat çekici bulan rektörler, açıklamada "Cumhuriyet'in laik niteliğini çarpıtarak yok etmeye yönelik tutumlar olağanlaştı." cümlelerini kullanmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TANSEL ÇÖLAŞAN - Allahü ekber diyerek ateş etti: Dönemin Danıştay Başkan Vekili Tansel Çölaşan, saldırganın 'Allah'ın askeriyim, Allahü ekber' diyerek ateş ettiğini söylemişti. Ancak gazeteci Emin Çölaşan'ın eşi Tansel Çölaşan'ın bu açıklaması daha sonra odada bulunan ve saldırıya maruz kalan Danıştay üyelerince yalanlandı. Yaralılardan Ayfer Özdemir hastaneden taburcu edilirken, katilin böyle bir şey demediğini, sinirli gözlerle tetiğe bastığını aktardı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
[YAZARLAR NE DEDİ?]&lt;br /&gt;&#13;
ERTUĞRUL ÖZKÖK - Cumhuriyet rejiminin 11 Eylül'ü: Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, saldırıyı "rejimin 11 Eylül'ü" olarak nitelendirmişti. Özkök, 'Miadı dolmuş komplo teorileri' başlıklı yazısında ise saldırganın eylemi gerçekleştirirken attığı slogana dikkat çekecek ve cinayetin türban için işlendiğini savunacaktı: "Eli silahlı adam, 'Ben bu cinayeti türban için işledim' diyor. Şimdi biz kendisine, 'Hayır kardeşim, sen bu cinayeti türban için işlemedin' mi diyeceğiz?"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
OKTAY EKŞİ - Oktay Ekşi de 'rejim' dedi: Hürriyet Gazetesi'nin başyazarı Oktay Eşki'ye göre de saldırının hedefinde rejim vardı. Ekşi şunları yazdı: "Danıştay İkinci Daire üyelerinin şahsında laik anayasal rejimi hedef alan kurşunlar özellikle kadınlarımızı isyan ettirdi... Başbakan, çok önemli bir yol ayrımındadır: Ya verdiği sözlere sadık kalacak ve laik Cumhuriyet'i koruma görevini samimiyetle yerine getirecek, yahut da Türkiye'yi büyük badirelere sürükleyecektir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İLHAN SELÇUK - Laik Cumhuriyet tehdit altında: İlhan Selçuk, 19 Mayıs'ta kaleme aldığı 'Allah'ın askeri!..' başlıklı yazısında Başbakan'a yükleniyordu: "Danıştay'a saldırının kökeninde yatan 'azmettirici' fikir RTE'den kaynaklanıyor... Laik Cumhuriyet tehdit altındadır!.. Herhangi bir başka belgeye gerek yok... Dincilik ve yolsuzluk, terörü de kullanarak hedefine doğru yürüyor..." Selçuk, 24 Mayıs'taki yazısında ise medyanın saldırıyı derin devlete fatura etmesine sitem etmişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İSMET BERKAN - Hedef laik demokratik düzen: Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan da hükümeti suçluyordu: "Saldırgan, silahını ateşlerken bu eyleminin nedeninin Danıştay 2. Dairesi'nin bir süre önce aldığı türbanla ilgili bir karar olduğunu da haykırdı. Tanıklarıyla sabit bir durum. Derin analizlere falan gerek yok. Saldırının amacı belli, hedefi belli... Şu an elimizdeki bilgi yeterli: Bu saldırı laik, demokratik düzene karşı yapıldı."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MUSTAFA BALBAY - Millet ayağa kalkmalı: Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, saldırıdan hükümeti sorumlu tutmuş ve milleti eylem yapmaya çağırmıştı: "Gerilimin başlıca sorumlusu, AKP'dir. Bu karanlık süreçten kurtulmak için en sağlıklı yol; toplumun ve devletin tüm duyarlı kesimlerinin ayağa kalkması, AKP zihniyetini de içine alan hareketlere dur demesidir!" Yazar bir sonraki yazısında 'saldırganın irticayı yeniden yorumladığını' söylüyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GÜNGÖR MENGİ - Saldırı, Atatürk ve devrimlere: Vatan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Güngör Mengi, saldırının Atatürk'e ve onun devrimlerine yapıldığını savundu: "Saldırıya yönelen tepkinin dün Ankara'dan yansıyan görüntüleri heyecan verici oldu. Atatürk'ün emanetini sahiplenmek için hep onun saldırıya uğraması ve devrimlerini aşındırma çabalarının gemi azıya alması mı gerekiyor?"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
[VE GERÇEKLER...]&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yargıtay, bağlantıyı gördü: Ergenekon ve Danıştay birleşti&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay saldırısından sonra yapılan aramada tetikçi Alparslan Arslan'ın üzerinde Ulusal Haber basın kartı ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği ibareli kartvizit ele geçirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Saldırıdan birkaç gün sonra emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, intihar girişiminde bulundu. Alparslan Arslan'la irtibatı tespit edilen Tekin, 'azmettirici' olmakla suçlanıyordu. Yakalandı, ifadesi alındı ve ardından serbest bırakıldı. Ancak aylar sonra bu kez Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
lparslan Arslan'ın kullandığı cep telefonunun 2000 yılından itibaren dökümü mahkeme kararıyla istendi. Arslan'ın Muzaffer Tekin'in kullandığı 0532 291 xx xx No'lu GSM hattı ile 35 kez görüştüğü belirlendi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ortakları arasında Muzaffer Tekin'in de yer aldığı Doğuş Faktoring şirketinin avukatının Alparslan Arslan olduğu tespit edildi. Danıştay tetikçisi, Ergenekon sanıklarından Hüseyin ve Rasim Görüm'ün de avukatlığını yapıyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Muzaffer Tekin'in, Danıştay saldırısından yaklaşık 9 saat önce telefonundan 64 mesaj çektiği tespit edildi. Mesaj Susurluk hükümlüsü&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İbrahim Şahin'den gelmişti. Tekin'e bu konu soruldu. Mesajda 'yine mor dağlara bulut çöküyor, o dağlarda kalanlar bilir' şeklinde ibareler olduğunu ve hoşuna gittiği için arkadaşlarına gönderdiğini savundu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ümraniye'de ele geçirilen ve emekli Astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu iddia edilen 27 el bombasıyla Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombaların aynı seriden olduğu belirlendi. Üstelik Cumhuriyet'e bomba atanlardan biri Alparslan Arslan'dı. Bombaların bulunduğu sandıkta Oktay Yıldırım'ın parmak izleri tespit edildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay davası hükümlüsü Osman Yıldırım, Danıştay ve Cumhuriyet'e saldırı kararını 27 Nisan 2006 tarihinde Alparslan Arslan ve Veli Küçük'le yaptıkları bir toplantıda aldıklarını açıkladı. Yıldırım'm ifadelerine göre, bombaları Veli Küçük vermişti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği Başkanı Taner Ünal, Danıştay saldırısını, Muzaffer Tekin grubunun yaptığını söyledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Saldırının ardından Danıştay sanıklarının banka hesaplarında artış olduğu tespit edildi. Ergenekon iddianamesinde, Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan'ın tutuklu sanıklar İsmail Sağır, Tekin İrsi ve Erhan Timuroğlu'nun hesaplarına değişik tarihlerde ve özellikle davanın duruşma tarihlerinden önce değişik miktarlarda para yatırdığının tespit edildiği' anlatıldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
M. Zekeriya Öztürk, Alparslan Arslan'ı, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin bir toplantısında gördüğünü söyledi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon savcılarına ifade veren gizli tanık, Alparslan Arslan'ı tanıdığını, Veli Küçük'le bizzat görüştüklerini gördüğünü, samimi ilişkiler içerisinde bulunduklarını bildiğini anlattı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Danıştay sanıklarından Erhan Timuroğlu, yargılanma sürecinde Alparslan Arslan'ın "Biz yakında çıkacağız, fazla kalmayacağız, hepimiz çıkacağız." dediğini belirtti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mahkemenin görmediği bu bağlantılar sebebiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Danıştay davasında sanıklar hakkında mahkemeye gönderilen belgeler dışında, Ergenekon soruşturmasına ait tüm belge ve beyanların getirtilerek yeniden bir karar verilmesini istedi. Yerel mahkemenin kararı bozuldu. Ve dava Ergenekon'la birleştirildi. 8 sanık, önümüzdeki günlerde Ergenekon'da yeniden yargılanacak. İddiaya göre cinayet, 'türban kararı' sebebiyle değil, 'ülkede kaos oluşturmak' için işlendi. &lt;br /&gt;&#13;
ZAMAN
&lt;/p&gt;</description><category>haber, danıştay, alparslan aslan, ergenekon</category><pubDate>17 May 09 09:56:52 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2744/Dan%C4%B1%C5%9Ftay%20sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1%20ve%20ger%C3%A7ekler</guid></item><item><title>Ergenekon'da yeni gözaltılar !</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2733/Ergenekon%27da%20yeni%20g%C3%B6zalt%C4%B1lar%20%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'da yeni gözaltılar !&lt;br /&gt;&#13;
&lt;i&gt;Ergenekon&lt;/i&gt; soruşturması kapsamında 3 kişi gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Alınan bilgiye göre, polis ekipleri, soruşturma kapsamında Beykoz'da gerçekleştirilen kazıda çıkan silah ve mühimmatla ilgili olarak 3 kişiyi gözaltına aldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemleri süren bu kişilerden ikisinin emekli asker, diğerinin de Ortaköy'deki Reina isimli eğlence merkezinin özel güvenlik biriminde çalıştığı belirtilen eski bir SAT komandosu olduğu öğrenildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GEDİKAYA İLE İRTİBATLI OLDUĞU İLERİ SÜRÜLEN İKİ KİŞİYİ GÖZALTINA ALINDI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Savcılığa gelen bir ihbar üzerine Gözaltına alınan Reina'nın Güvenlik müdürü Ergin Gedikkaya'nın, Poyrazköy Mühimmatıyla ilgisi olduğu gerekçesiyle tutuklanan Emekli Deniz binbaşı Levent Bektaş ile irtibatlı olduğu ileri sürüldü. Opedrasyonun ardından soruşturmayı genişleten polis, Gedikkaya ile irtibatlı olduğu ileri Hakan A, İle Aşkın L'yi gözaltına aldı. Yapılan çalışmalarda Hakan A'nın ilginç bilgilerine de ulaşıldı. Gözaltına alındığı sırada evinden Danıştay Saldırgan'ı Alparslan'a ait kartvizitler ele geçen A'nın, Danıştay saldırısı sırasında güvenliğini sağlayan şirketten eğitim aldığı iddia ediliyor. Operasyon kapsamında Ergenekon sanıkları Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Fikri Karadağ ve Zekeriya Öztürk ile irtibatlı olan bir kişi de aranıyor. Bu arada Ergin Gedikkaya'ının evinden çok sayıda el bambası, tüfek bombaları, bomba yapımında kullanılan patlayıcı madde ile 3 bine yakın mermi ele geçirildi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
14.Mayıs.2009 17:13:28
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon da yeni gözaltılar, ergenekon, gözaltı, islam düşmanları</category><pubDate>14 May 09 19:27:10 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2733/Ergenekon%27da%20yeni%20g%C3%B6zalt%C4%B1lar%20%21</guid></item><item><title>'BUNLARI YAZAN DANGALAK'</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1758/54722/%27BUNLARI%20YAZAN%20DANGALAK%27</link><description>&lt;p&gt;'BUNLARI YAZAN DANGALAK'&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
TEPKİLER ÇIĞ GİBİ: Deli saçması!&#13;
Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün bilgisayarında ele geçirilen "13. Kabile" belgesine Aleviler'den tepki yağdı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Alevi inanç önderleri belgedeki iddialar için "deli saçması" nitelemesinde bulundu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toplumda kaos ortamı oluşturmak, Aleviler’i ve Sünniler’i birbirine karşı kışkırtmak amaçlı yazıldığı anlaşılan 13 Kabile belgesinde, Aleviler ve Alevilik hakkında korkunç iddialar yer aldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Veli Küçük’ün bilgisayarından çıktı&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon tutuklusu Ümit Oğuztan tarafından kaleme alındığı anlaşılan ve diğer bir Ergenekon tutuklusu emekli General Veli Küçük'ün bilgisayarında ele geçirilen "13. Kabile" isimli belgede Aleviler'in, aslında Musevi olduğu, sırf Osmanlı'dan intikam almak için Atatürkçü gibi göründükleri, Atatürk'ün ölümünden de Aleviler’in sorumlu olduğu iddia ediliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hz. Mevlana ve Hacı Bektaş gibi gönül ehli insanları da Masonik faaliyetlerle suçlayan ifadelerde, Hizbullah'ın Aleviler'den oluştuğu, Aleviler'in kendine has bir dili ve hukuk sistemi olduğu, terörün ana kaynağını Aleviler'in oluşturduğu, ahiret inancının bulunmadığı, Sabetayistlerle derin ilişkilerinin olduğu öne sürülüyor. Silinmeye çalışıldığı anlaşılan "13. Kabile" adlı belgede yer alan çirkin iddialara Aleviler'in önde gelen isimlerinden de tepki yağdı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Doğan, CEM TV’den cevap verecek&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın Ergenekon'un Aleviler'e yönelik iftira raporuna tepki gösterdiği belirtildi. Doğan'ın CEM TV'de konuyla ilgili olarak bir program yapacağı ve iftiralara karşı Aleviler’in duruşunu ortaya koyacağı ifade edidi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;‘Toplumun temeline konan dinamitin delili’&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkiye'de yaşanan her önemli olayın arkasında derin güçlerin yattığını anlatan Dünya Ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun, belgeyi; korkunç, toplumu kaosa ve vahşete sürüklemek amaçlı olarak değerlendirdi. Söz konusu insanların akıllarına gelen her oyunu sahnelemek için çalıştığını belirten Altun, "Toplumun değerlerine nasıl dinamitler konduğunun açık delilidir. Hazırlanan büyük tuzaklar var. Gazi olaylarında sabaha karşı Cem Evi'ni taradılar ve maalesef amacına da ulaştı bunlar. Nelerle karşı karşıya kalmışız" dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;REHA ÇAMUROĞLU: PSiKOLOJiK HARBiN BiR PARÇASI&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon sanığı Veli Küçük’ün aramasında ortaya çıkan Aleviler’le ilgili belgelere AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu tepki gösterdi. Çamuroğlu “Devlet milletin güçsüzlüğü üzerine kuruldu. Devlet millet güçsüz oldukça kendisini güçlü olacağını düşündü. Milletin güçsüz olmasının birinci aracı ise milletin rakiplere ve düşmanlara bölünmesidir. Geleneksel düşmanlık ve rekabetin sürdürülmesidir” dedi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Kargalar bile güler"&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Çamuroğlu, milleti bölmek için çeşitli oyunlar oynandığına dikkat çekerken, "Bunu beslemek için çok çalışmalar yapıldı. Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi olayları bunların nasıl düzenlendiğini, bunların nasıl organize edildiğini tahmin edebilmek için alim olmak gerekmiyor. Bunlar bir bir ortaya çıkıyor. Bunlar psikolojik harbin bir parçasıdır" diye konuştu. AK Parti’li Çamuroğlu, Aleviler'e yönelik atılan iftiralarla ilgili olarak ise şöyle konuştu:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Gobels’in söylediği bir laf vardır 'İnanılmayacak yalan yoktur. Sadece yeteri kadar büyük olsun.' Aleviler'e yönelik bu tür iddialar sokakta geçer akçe oldu. Hâlâ devam ediyor. Aleviler’e yönelik '13. Kabile' meselesini şimdi duyuyorum. Anlaşılan mistik havaya büründürmek isteniliyor. Deli saçması yorum yapmaya bile gerek yok. Bunlar Aleviler’e yönelik ciddi iftiradır. Anti-semitizm yapmış olmak istemem ama Aleviler'in Musevilik ile ne alakası var. Buna kargalar bile güler."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;‘Bunları yazan tam dangalak...’&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aleviler’in yakın tarihte bu tür planları çok kez tecrübe ettiğini belirten Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Ali Balkız, kendisine yönelik suikast planlarının da ortaya çıktığını hatırlatarak, millet olarak bu tür tuzakların öğrenildiğini söyledi. Bu tür planların hep olduğunu ve ileride de olacağını ifade eden Balkız şunları söyledi:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Ülkemiz için her türlü tuzak kurulabilir. İnsanlarımız arasındaki dostluğu, kardeşliği, yoldaşlığı, muhabbeti bozmak isteyecek ve nifak sokmak isteyecek her türlü karanlık faaliyet olabilir. Fakat önemli olan, Türkiye halkının; Alevi'siyle Sünni'siyle, Türk'üyle Kürt'üyle bunun gibi hadiselere nasıl tepki göstereceğidir. Ayrıca Alevilik’te olduğu gibi Musevi olunmaz; doğulur. Aleviliği bilmediği gibi Museviliği de bilmiyor bu dangalak."&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;‘Savcı Öz, dosyayı bana sormuştu’&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kazım Genç, daha önceden böyle bir iddiayı duyduğunu, belgede yer alan tüm iddiaların deli saçması olduğunu ifade etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Alevi dedelerine yönelik suikast girişimleri ortaya çıkınca Savcı Zekeriya Öz'den randevu talep ettiğini, ziyaret esnasında Öz'ün bu iddiaları kendisine sorduğunu anlatan Genç, "Sayın Savcı bize, 13. Kabile'yi ve 'Ale(Muse)vilik' diye bir şeyin olup olmadığını sordu. Savcı Bey'e de bunun bir deli saçması olduğunu söyledik. Bunlar hiçbir şekilde gerçeği yansıtmaz. Aleviler’in kışkırtılarak sokağa dökülmesine ilişkin iddiaları da kim yazmışsa onu bağlar. Aleviler böyle bir oyuna gelmez. Oradaki tüm iddialar saçmalıktır. Bizim diyeceğimiz bu kadar" ifadesini kullandı.
&lt;/p&gt;</description><category>elewi, alevi, alevi toplumu, alevi zaza, zaza aleviler, ergenekon, derin çete, veli küçük, aleviler, alevilik, 13.kabile, onüçüncü kabile</category><pubDate>12 May 09 18:25:05 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1758/54722/%27BUNLARI%20YAZAN%20DANGALAK%27</guid></item><item><title>ZORLA ERGENEKON'A DESTEK EYLEMİ</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2676/ZORLA%20ERGENEKON%27A%20DESTEK%20EYLEM%C4%B0</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;ZORLA ERGENEKON'A DESTEK EYLEMİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Lise öğrencilerine zorunlu eylem ! &lt;br /&gt;&#13;
İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri, okul yönetimi tarafından zorla Ergenekonculara destek eylemine götürülüyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bugün, Ergenekon Davası soruşturması kapsamında ev araması yapılan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan ve aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal için Anıtkabir'de eylem yapılacak. Ancak bu eyleme öğrenciler de alet ediliyor. İstanbul Erkek Lisesi yönetimi, öğrencilerini, okul kıyafetleriyle birlikte zorla bu eyleme götürüyor. Veliler duruma tepki gösterirken, ismini vermek istemeyen bir veli, oğlunun ve okuldaki tüm öğrencilerin Ergenekon'a alet edilmek istendiğini söyledi. Oğlunun eve geldikten sonra 'Anne Ankara'ya gezi varmış. Bütün öğrenciler katılmaya mecburmuş' diye bilgi verdiğini söyleyen veli, okul yönetiminin asıl maksadını televizyonlardan öğrendiğini belirtiyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Öğrenciler Ergenekon'a alet edilmeye çalışılıyor'&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Oğlu İstanbul Erkek Lisesi'nde okuyan veli, olayı şöyle anlatıyor: "Oğlum eve geldiğinde bana hafta sonu Ankara'da Anıtkabir'e okul gezisi olduğunu söyledi. Okul kıyafetiyle gidilmesi mecburmuş. Bütün okulun mazeretsiz katılması söylenmiş. 15 otobüsle günübirlik gidilecekmiş. Oğlum gezinin içeriğiyle ilgili açıklama yapılmadığını söyledi. 'Anıtkabirde tören yapılacak. Mazeret istemiyoruz' denildiğini aktardı. Bir de bedava yapmışlar geziyi. Hâlbuki daha geçen hafta yaptıkları gezi için öğrenci başına 200 TL aldılar."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Bu gezi engellensin'&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Olaya anlam veremeyen veli, işin aslını televizyonlarda seyrettiği haberlerden öğrendiğini belirtiyor. Veli, "Televizyon seyrederken, Ergenekon soruşturması kapsamında evi aranan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan ve tutuklanan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal için saat 14.00'da Anıtkabir'de tören yapılacağını duydum. Öğrencilere de tam 14.00'da orada olunacağı söylenmiş. Benim oğlum ve bütün okul öğrencileri bazı şeylere alet edilmek isteniyor. Ben kesinlikle böyle bir şeyi kabul etmiyorum. Zaten eşim de İl Milli eğitim Müdürlüğüne şikâyette bulunacak. Ama bir çaresi bulunamazsa yarın(cumartesi) sabah saat 06.30'da İstanbul Erkek lisesi önünde toplanıp, 07.00'da yola çıkılacak. Bunun engellenmesini istiyorum." dedi. ZAMAN&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
18.Nisan.2009 00:32:50
&lt;/p&gt;</description><category>istanbul erkek lisesi, ergenekon, zorla eylem, Özgürlük, hak, hakikat, çydd, anıtkabir, çağdaş zorbalıklar, skandál, mehmeh haberal</category><pubDate>18 Apr 09 09:48:27 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2676/ZORLA%20ERGENEKON%27A%20DESTEK%20EYLEM%C4%B0</guid></item><item><title>ÇYDD'DEN ÇIKAN ŞOK MEKTUP</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2675/%C3%87YDD%27DEN%20%C3%87IKAN%20%C5%9EOK%20MEKTUP</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;ÇYDD'DEN ÇIKAN ŞOK MEKTUP&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon operasyonu çerçevesinde ÇYDD'nin Kadıköy Şubesi'nde bulunan mektupta çarpıcı bilgiler yer alıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon soruşturmasıyla ortaya çıkarılan Hava Kuvvetleri'ndeki Karargah Evleri yapılanmasının bir benzerinin de Deniz Kuvvetleri'nde olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'un 12'nci dalgası kapsamında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin İstanbul Kadıköy Şubesi'ndeki aramalarda bilgisayarın hard diskinde bir mektup ele geçirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Saygıdeğer Hanım Efendim&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda planlamaya ilişkin stratejik bir görevde bulunan muvazzaf askerin kaleme aldığı iddia edilen mektup, "Saygıdeğer Hanım Efendim" ibaresiyle başlıyor. Altındaki imza ise Tuğamiral O.S.K'ya ait. Cumhuriyetin geleceği ve korunması için Deniz Eğitim Öğretim Komutanlığı'na bağlı okullarda okuyan öğrencilerin ne kadar önemli olduğunun vurgulandığı mektupta, Deniz Eğitim Öğretim Komutanlığı ile ÇYDD'nin ortaklaşa yürüttüğü 'Deniz Yıldızı' projesinin başarısı vurgulanıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ATA EVLERİ VE CTP&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mektupta, 12'nci dalgada gündeme gelen Ata Evleri yapılanması ve 'CTP' rumuzlu yapının canlandırılması için taleplerde bulunuluyor: “Denizyıldızı projesi, çok başarılı bu projeye atanan bahriyeli danışmanlarla beraber daha aktif çalışmalar bekliyoruz. Ata evleri ve CTP'nin canlandırılması gibi alternatiflerin oluşturulması gerekmektedir.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ASKERİ OKULLARA LİSTE&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aksaklıklar başlığı altında "Askeri Okullara Giriş Aşaması" ve "Askeri Okullarda Okuyan Öğrenciler" in durumu ele alınıyor. Askeri okullara giriş aşamasının ele alındığı bölümde, askeri okullara giriş için hazırlanan listelere sızmaların olduğu, ‘hanımefendi'nin aracılığı ile bu listelere giren öğrencilerin sağlık problemlerinin bulunduğu ve mülakatlara iyi hazırlanılmadığı, bu nedenle de mülakatlarda elenmelerin yaşandığı iddia edililiyor. Metinde şu görüşler yer alıyor: "Bu listelere alınacak olan öğrencilerin sizlere yardımcı olacak personel yardımıyla mülakattan geçirilmesi ve eksiklerin mülakat aşamasından önce tespit edilerek tarafımıza bildirilmesi gerekmektedir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Dava" sözcüğü ile Ergenekon'a atıfta bulunduğu anlaşılan mektupta, Deniz Lisesi öğrencileri ile ilgili olarak "Listemizdeki öğrencilerin dava başladıktan sonra konferans ve toplantılara katılımlarında aksamalar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin psikolojisinin düzeltilmesi için toplantıların artırılması ve grupların 3 kişiye geçmemesine dikkat edilmesi gerekmektedir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KONTROL ALTINDA TUTMANIN YOLU "TANIDIK KIZLAR"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şok mektubun Deniz Harp Okulu, Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu ve Genç Teğmenler başlıklı bölümlerinde şu yorumlar yapılıyor:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
DENİZ HARP OKULU:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Harp okulu öğrencilerin gruplar halindeki faaliyetlerinin devamı için sorumlu öğrencilere yapılan yardımların aksatılmaması,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Öğrencilerle tanıştırılan kızların, öğrencilerle olan irtibatlarını aksatmamaları,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Öğrencilerin ders ve İngilizce başarılarının artırılması adına verilen destekte aksama olmaması,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Harp okulu öğrencilere verilen konferansların artırılması,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Öğrencilerin morallerinin düzetilmesi için tanıdık gazeteci, bürokrat ve akademisyenlerle gruplar halinde görüştürülmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
DZ. ASTSB. MES. YÜK. OKULU:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ast. Subay olacak olan bu öğrencilerden liste dışında tespit edilen isimlere verilen parasal desteğin aksatılmaması,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Bu öğrencilere yönelik yapılan partilerin arttırılması,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
GENÇ TEĞMENLER:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Yeni mezun olmuş ve kurs aşamasındaki teğmenlere bürokrat, gazeteci ve öğretim görevlisi tanıdıklarla görüştürülmesinin aksadığı,&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Okudukları süreçte tanıştıkları kızların teğmenlerin evlerine sıksık giderek veya Kocaeli üniversitesinde tanıdık kızlarla tanıştırılarak kontrol altında tutulması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
DOSYALARIN GİZLİLİĞİNE DİKKAT&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Mektubun son kısmında ise aksaklıkların giderilmesi ve isimlerin gözden geçirilmesi için halen eğitim gören kız ve erkek öğrenciler ile mezunların adlarının yer aldığı çeşitli renklerle tanımlanan 7 adet liste de yer alıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu listelerin başlarına çeşitli notların düşüldüğü de aktarılıyor. Bu notlarda öğrencilere referans askeri personel ve ortak çalışma yapabilecekleri öğrencilerin de isimlerine yer veriliyor. Mektupta ayrıca Personel Listesi adı altında Kurmay Kıdemli Albay L.G., sorumlu subay Yarbay A.T'nin ve O.Ç. isimli bir kişinin cep telefonları ile email adresleri verilerek bu yolla öğrencilere ulaşılabileceği vurgulanıyor. Tuğamiral S.O.K. muhatabından özür dileyerek şu hatırlatmada bulunuyor ve mektubuna son veriyor: Söz konusu dosyaların her zamanki gibi ne kadar gizli ve özel olduğunu biliyorsunuz. Özeninize teşekkür ederim."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ERGENEKON'DAKİ MUVAZZAF ASKERLER&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeni Aktüel dergisi önceki sayılarında, Savcı Zekeriya Öz'ün Ergenekon ile ilişkisini saptayarak Genelkurmay Askeri Savcılığı'na isimlerini ilettiği ve iddianamesinde yer verdiği 5 muvazzaf askerin kimliğini yazmıştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HİYERARŞİK SORUMLU&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Derginin haberine göre Savcı Öz'ün, Genelkurmay Askeri Savcılığı'ndan haklarında işlem yapılmasını talep ettiği muvazzaf askerler Korgeneral Bekir Kalyoncu, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Tümamiral Ali Deniz Kutluk, Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay O.S.K. Haberde, Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki organizasyonun yöneticisi olarak tanımlanıyor ve bu yapının hiyerarşik sorumluluğunu üstlenen kişi olarak gösteriliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
RAPORLARI HAZIRLAMAK&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tümamiral Ali Deniz Kutluk ise örgüt adına yargı ve siyasi erkleri arasında manipülasyon yaparak gündem yaratma ve Ergenekon yapılanması kapsamında gözaltına alınan bir kısım isimlerle diyaloğa geçme suçlamasıyla karşı karşıya. Tuğamiral Cem Gürdeniz ve Albay O.S.K hakkında ise Yeni Aktüel'de şu ifadeler kullanıldı: "Ergenekon örgütünün yapılanması içinde aktif rol oymamak ve Ergenekon örgütünün hedefleri doğrultusunda bir cuntaya zemin hazırlamak için icra edilmesi gereken faaliyetleri içeren ve raporları bizzat hazırlamak."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GÜNGÖR ERGÜN-BUGÜN
&lt;/p&gt;</description><category>çydd, ergenekon, engerek yilani, siyaset, siyasi haberler, gerçekler, türkan saylan, çağdaş yaşamı destekleme derneği</category><pubDate>18 Apr 09 09:33:46 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2675/%C3%87YDD%27DEN%20%C3%87IKAN%20%C5%9EOK%20MEKTUP</guid></item><item><title>KCK'NIN EYLEMLERİ ERGENEKON'UN HEDEFLERİ</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1678/2669/KCK%27NIN%20EYLEMLER%C4%B0%20ERGENEKON%27UN%20HEDEFLER%C4%B0</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;KCK'NIN EYLEMLERİ ERGENEKON'UN HEDEFLERİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/4/6/1/5/146155.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon ile birebir örtüşüyor&lt;br /&gt;&#13;
Kürdistan Topluluklar Birliği'nin (KCK) kaos eylem hedefleri, Ergenekon iddianamesinde anlatılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Terör örgütünün, Ergenekon'un amaçlarına hizmet ettiğinin belirtildiği iddianamedeki faaliyetler, Diyarbakır Başsavcılığı'nın KCK operasyonunda ulaştığı bilgilerle bire bir örtüşüyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın terör örgütü PKK'nın 'Türkiye Meclisi' örgütlenmesi Kürdistan Topluluklar Birliği'ne (KCK) yönelik yürüttüğü soruşturma, yapılanmanın Ergenekon bağlantılarını da ortaya çıkardı. Asıl hedefi şehirlerde kaos oluşturmak ve özerk yasama, yürütme ve yargı sistemi kurmak olan KCK'nın amaçları ikinci Ergenekon iddianamesindeki 'Panzehir' isimli belgelerde ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Diyarbakır'da özel yetkili 5 savcının yürüttüğü soruşturma kapsamında ulaşılan bilgilerin de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tespit ettiği Ergenekon-PKK bağlantılarıyla örtüşmesi dikkat çekiyor. Darbe girişimlerinin anlatıldığı 2. iddianamede, Türk-Kürt çatışması hedefleyen örgütün, kaos ortamıyla Ergenekon'un amaçlarına hizmet ettiği vurgulanıyor. KCK'nın şehirlerde planlayıp hayata geçirdiği serhildan (başkaldırı) eylemlerine dikkat çekiliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İki yıldır süren teknik takibin ardından 12 ilde eşzamanlı başlatılan operasyonlarda dün 1 kişi daha gözaltına alındı. Böylece gözaltındakilerin sayısı 52'ye yükseldi. Soruşturma kapsamında 5 kişi de aranıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
PKK'nın şehir yapılanmasına yönelik operasyonlarda çarpıcı bilgilere ulaşıldı. Öcalan'ın talimatıyla Türkiye, Irak, İran ve Suriye topraklarını esas alan konfederal bir sistem hedefi üzerine yapılandığı belirtilen KCK, şehirlerde kaos çıkarmayı ve bölgelerde özerk yasama, yürütme ve yargı sistemi oluşturmayı amaçlamış. KCK'nın amaçları Ergenekon iddianamesindeki 'Panzehir' isimli belgelerde de detaylı olarak anlatılıyor. Ergenekon dokümanlarındaki PKK-Ergenekon ilişkileri, tanık ifadeleri ve ele geçirilen deliller, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ulaştığı bilgilerle örtüşüyor. Ergenekon iddianamesinde gizli tanık Deniz'in verdiği ifadelere göre terör örgütü, ülkemizde Türk-Kürt çatışmasının başlamasına sebebiyet verecek şekilde DTP Milletvekili Ahmet Türk, Sebahat Tuncel ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir gibi önemli isimlere suikast planlamış. Ancak tetikçilik yapacak şahsın yakalanması üzerine bu olayların önüne geçildiği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bülent Dumlu'nun verdiği ifadelerden yola çıkan savcılar ise örgüt ile ilgili iddianamede şu değerlendirmede bulunuyor: "PKK terör örgütünün, gençliği ve kitlesini harekete geçirerek serhildan (başkaldırı-sivil itaatsizlik) tipi eylemler yaptırdığı, Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirmek suretiyle kaos ortamı oluşturmayı amaçladıkları, bu kaos ortamının da, PKK ve ondan medet uman Ergenekon terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirlenmiştir."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'un PKK ile bağlantısının geniş yer bulduğu iddianamede, "Terör örgütü özellikle halkın yoğun olduğu yerlere, kamu binalarına ve askeri hedeflere bombalama, suikast ve sabotaj türü eylemler gerçekleştirerek bir Türk-Kürt çatışması oluşturmak suretiyle halkı sokağa dökmeyi hedeflemişlerdir." ifadeleri kullanılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
PKK ile işbirliği yapılmış&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon davasının sanıkları Veli Küçük ve Ümit Oğuztan'da ele geçirilen 'Panzehir' isimli belgelerde PKK'nın tamamen tasfiye edilmesi yerine örgütün elebaşısı Abdullah Öcalan ile işbirliği yapılması gerektiği belirtilmişti. Ergenekon içerisinde yer alan genç subayların PKK'nın üst düzey yönetici kadrolarına getirilmesi bile planlanmış. İddianamede, "Ergenekon'un amacı, kendi kontrollerindeki terör örgütlerini kullanarak devlet otoritesini zaafa uğratıp, kamu düzenini bozup örgütü yönetmeye çalışmaktır." deniliyor. Ergenekon'un PKK'yı kullanarak kaos planlarını hayata geçirdiği aktarılıyor. Doğu Perinçek'in Abdullah Öcalan ve PKK ilişkilerine dikkat çekiliyor. Perinçek'in örgütteki 'Teori ve Planlama Dairesi Başkanlığı'ndaki görevlerinden birinin de PKK başta olmak üzere terör örgütleriyle irtibat kurmak olduğu vurgulanıyor. Bu kapsamda Doğu Perinçek'in 1986-1987 yıllarında Bekaa Vadisi'nde bulunan Helve kampına geldiğinde Abdullah Öcalan tarafından bizzat ve askeri törenle karşılandığı anlatılıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KCK'nın eylemleri, Ergenekon'un hedefleriyle örtüşüyor&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KCK'nın eylemleri&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Uyuşturucu gelirlerini yönetip, zorla vergi bağış toplamışlar:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Güvenlik güçlerinin ilk tespitine göre, KCK, PKK'nın üslendiği ülkelerde (İran, Irak, Türkiye, Suriye), Avrupa ve Asya'daki örgüt mensuplarının aracılığıyla oluşturduğu uyuşturucu ağını kontrol ediyordu. Uyuşturucudan bağış, vergi adı altında elde edilen gelirleri PKK'ya aktarmak da örgütün işiydi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Serhildan (başkaldırı) ayaklanma, kaos oluşturma:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Özellikle hükümeti zor durumda bırakmak için toplum içerisinde huzursuzluğa sebep olacak eylemler organize etmek örgütün işiydi. Özellikle şehirlerde yapılacak bombalama, molotof atma gibi eylemlerle güvenlik güçlerini ve iktidarı zor durumda bırakmayı amaçlamıştı. Kepenk kapattırma halka yapılan baskılar arasında yer aldı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
DTP'yi yönetmek ve yönlendirmek istemişler:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
KCK eliyle DTP'ye el atan PKK; Ergenekon'un istediği yönde hareket etmesi için partiye, belediye başkanlarına, milletvekillerine baskı uyguladı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'un stratejileri&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Naylon terör örgütü kurma, uyuşturucu ve haraç trafiğini yönetme:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'un temel belgeleri Lobi ve Panzehir'de yer alan bilgilere göre; naylon terör örgütleri kurulması ya da mevcutlarının kullanılması yöntem olarak belirlenmişti. Uyuşturucu, kara para trafiği ve mafya kontrol altına alınacaktı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kaos oluşturma:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Örgütün en önemli amaçlarından biri ülkede kaos oluşturmaktı. Kaostan oluşacak ortamda daha rahat hareket etmeyi ve amaçlarına ulaşmayı hedefleyen örgüt ses getirecek eylem ve suikastlar planlıyordu. Bu sayede hükümete karşı da elini güçlendirmeyi hedefliyordu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Siyasî partiler kurmak, yönetmek ve parçalamak:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İkinci iddianamede Ergenekon'un CHP ve MHP'nin yönetimini ele geçirmek, AK Parti'yi bölmek istediği ortaya çıktı. İşçi Partisi'nin bu yönde kullanıldığı tespit edildi. Bunun için siyasi partilere bile sızıldığı belirlendi. Aranan ve tutuklanan siyasiler var. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
16.Nisan.2009 06:01:29&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
samanyoluhaber
&lt;/p&gt;</description><category>dtp, kck, ergenekon, terör örgütleri, teröristler, derin terör, provokasyon, pkk, haberler, yeni haberler, derin haberler</category><pubDate>16 Apr 09 06:28:25 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1678/2669/KCK%27NIN%20EYLEMLER%C4%B0%20ERGENEKON%27UN%20HEDEFLER%C4%B0</guid></item><item><title>DTP'nin adaylarına Öcalan onayı !</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1678/2668/DTP%27nin%20adaylar%C4%B1na%20%C3%96calan%20onay%C4%B1%20%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;DTP'nin adaylarına Öcalan onayı !&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın terör örgütü PKK'nın koordinasyon biriminin faaliyetlerine yönelik yürüttüğü soruşturma devam ediyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 2 yıllık bir teknik takibin ardından 12 ilde eş zamanlı olarak başlatılan operasyonlarda bugün de 1 kişi daha gözaltına alındı. Böylece gözaltına alınanların sayısı 52'ye yükseldi. Soruşturma kapsamında 5 kişi de aranıyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Diyarbakır'da özel yetkili 5 cumhuriyet savcısınca titizlikle yürütülen soruşturma kapsamında, 40 bin adet telefon dinleme kaydının bulunduğu öğrenildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Operasyonun yapılmasında teknik takip sonucu ulaşılan bilgilerin yanı sıra gözaltındaki bazı kişilerin banka hesap hareketlerinin de etkili olduğu bildirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Terör örgütü PKK'nın yurt içinde yürüttüğü faaliyetlerin talimatının terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan tarafından verildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Terör örgütü elebaşı Öcalan'ın talimatları kendisiyle görüşmeye gelen İstanbul'da faaliyet yürüten bir hukuk bürosuna kayıtlı avukatlara ilettiği, bu avukatların da bilgileri dijital ortamda, terör örgütünün sorumlularından yurt dışındaki Sabri Ok'a bildirdiği, Ok'un da bu bilgileri, terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde bulunan yöneticilerine ilettiği, örgüt yöneticilerinin bu bilgiler doğrultusunda kararlar aldığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
PKK'NIN KARARLARI DTP'YE İLETİLDİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Terör örgütü PKK'nın aldığı kararlardan, siyasi partilerle ilgili bölümünün DTP'nin Genel Başkan Yardımcısı Kamuran Yüksek'e sivil toplum kuruluşları ve uluslararası ilişkilerle ilgili bölümünün de &lt;i&gt;Türkiye Meclisi&lt;/i&gt; adlı koordinasyon biriminin sözcülerinden biri olduğu iddiasıyla gözaltına alınan DTP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Altun'a iletildiği belirtildi. Altun'un da kendisine iletilen bu bilgileri, koordinasyon biriminin diğer sözcüleri olan M.T. ve N.Y. aracılığıyla ilgili kişi ve yerlere ulaştırdığı ifade edildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
DTP'NİN SEÇİMLERDE ADAY BELİRLEMESİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Koordinasyon biriminin, yerel seçimlerde DTP'nin aday belirlemesinde de etkili olduğu kaydedildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bölgede, belediye başkanları ile il ve belediye meclis üyelerinin belirlenmesinde, yakınları çatışmalarda ölen, cezaevinde bulunan veya terör örgütü üyesi olan ailelerin oluşturduğu &lt;i&gt;Değer Aileleri Platformu&lt;/i&gt;nun da söz sahibi olduğu, bu platformun adaylarla ilgili &lt;i&gt;Tutum Belgesi&lt;/i&gt; düzenlediği ve bunun da aday belirlemede etkili olduğu ifade edildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aday isimlerinin son olarak bir hukuk bürosuna kayıtlı avukatlar aracılığıyla terör örgütü elebaşı Öcalan'a iletildiği ve onun onaylamasının ardından adayların kesinleştiği öğrenildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
ILISU BARAJI&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Terör örgütünün koordinasyon biriminin Mardin'in Dargeçit ilçesine bağlı Ilısu köyünde 5 Ağustos 2006 günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli atılan Ilısu Barajı'nın yapılmaması için özellikli yurt dışında faaliyet yürüttüğü, DTP Genel Başkan Yardımcısı Altun'un bu konuda yurt dışında barajın yapımı için kredi vermeyi düşünen uluslararası şirketlerle görüştüğü ve bazı ülkelerin de bunun üzerine kredi vermekten vazgeçtiği savunuldu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AVRUPA'DAN PARA AKTARILMIŞ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Avrupa Birliği'ndeki bazı parlamenterlerin &lt;i&gt;Türkiye Meclisi&lt;/i&gt; adı altındaki koordinasyon biriminin alt birimlerinde yer alan kadın ve gençlik kolları sorumlularına davetiye gönderdiği, bu davetiyelerle vize alan kişilerin terör örgütünün yurt dışındaki bazı toplantılarına katıldığının tespit edildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ayrıca yurt dışında faaliyet yürüten 2 kişinin bankadaki hesapları aracılığıyla her ay Diyarbakır'daki koordinasyon birimine belirli oranlarda para gönderildiğinin belirlendiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
AHMET KAYA'NIN CENAZESİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Koordinasyon birimi üyelerinden bazılarının sanatçı Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya ile temasa geçerek, Ahmet Kaya'nın cenazesinin Türkiye'ye getirilmemesi yönünde telkinlerde bulundukları da bildirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
DTP'Lİ BELEDİYELERDE &lt;i&gt;MAVİ KAMPANYA&lt;br /&gt;&#13;&lt;/i&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Koordinasyon biriminin talimatı üzerine bölgedeki DTP'li belediyelerde &lt;i&gt;Mavi Kampanya&lt;/i&gt; adı altında bir faaliyet yürütüldüğü, bu faaliyet kapsamında belediye çalışanlarının maaşlarının belli bir oranının terör örgütüne gönderildiği de iddia ediliyor.&lt;br /&gt;&#13;
Ayrıca, bu birimin bölgede yürüttüğü &lt;i&gt;Kumbara&lt;/i&gt; adlı çalışma kapsamında da bazı iş adamları ve esnaftan para toplandığı ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
EYLEME KATILMAYAN İŞTEN ATILIYOR&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ayrıca, koordinasyon biriminin, terör örgütünün talimatı üzerine kent merkezlerinde gerçekleştirilen eylemlere katılmadığı tespit edilen belediye işçilerinin işten atılması için belediye yönetimiyle görüşerek, baskı yaptığı da kaydediliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
15.Nisan.2009 16:52:28&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAMANYOLUHABER
&lt;/p&gt;</description><category>dtp, kck, operasyon, ergenekon, kürt faşistleri, kürtçü faşizm, aday belirleme süreci</category><pubDate>15 Apr 09 14:00:21 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1678/2668/DTP%27nin%20adaylar%C4%B1na%20%C3%96calan%20onay%C4%B1%20%21</guid></item><item><title>“Başörtülüleri ağaçlarda sallandırma zamanı yakın”</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1153/620/%E2%80%9CBa%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCl%C3%BCleri%20a%C4%9Fa%C3%A7larda%20salland%C4%B1rma%20zaman%C4%B1%20yak%C4%B1n%E2%80%9D</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;“Başörtülüleri ağaçlarda sallandırma zamanı yakın”&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon sanığı Adil Serdar Saçan’dan dehşet verici ifadeler:&#13;
09.04.2009 07:06&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src="http://www.haksozhaber.net/images/news/3530.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan eski polis müdürü Adil Serdar Saçan ile gazeteci Güler Kömürcü'nün teknik takibe takılan telefon görüşmelerinde sarfedilen sözler, Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde yer alıyor. Saçan ile Akşam Yazarı Kömürcü arasında gerçekleşen telefon trafiği dikkat çekerken, görüşmelerin içeriği insanı dehşete düşürüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Güler Kömürcü ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Adil Serdar Saçan, Atatürk'ü rüyasında gördüğünden bahsettiği ve rüyanın etkisinde kaldığını belirttikten sonra, "Vatana ve millete hizmet etmeye hazır duruma geldim. Artık yakında hizmete başlayacağım gibi geliyor" diyerek görüşmeyi sona erdiriyor. Güler Kömürcü ile yaptığı diğer telefon görüşmesinde de Adil Serdar Saçan, "Vallahi kimseye bir şey yapmıyorum daha. Buralarda oturuyoruz. Zamanı gelecek, yaparız inşallah" diyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Başörtüsü rahatsızlığını da sıklıkla görüşmelerde dile getiren Saçan'ın, "Meclis'te türbanlı kadınlar için ayrı şey açılıyor. Nedir o? Berber-kuaför açılıyor. Gider ondan sonra bir bakarsın ki ağaçlarda sallanmalar var. Az kaldı. Çok az kaldı yani... Sabırları çok zorluyor bunlar. Bunlar Türk devletinin refleksini bilmiyorlar. O refleks yalnız yakınlaşıyor, onu sana söyleyeyim. Bir gecede bütün her şey değişebilir yani... Ha bu millet direnir mi? Bu millet güç neredeyse ona tapar. Ertesi gün bakarsın o refleksif hareketi yapanların yanında yer almış hepsi" şeklinde konuşmaları iddianameye de yansıdı.
&lt;/p&gt;</description><category>başörtülüler, türban, Özgürlük, serbesti, müslüman, islam davası, adil serdar saçan, ergenekon, müslümanlara hakaret, islamın aşağılanması, güler kömürcü</category><pubDate>09 Apr 09 14:57:21 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1153/620/%E2%80%9CBa%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCl%C3%BCleri%20a%C4%9Fa%C3%A7larda%20salland%C4%B1rma%20zaman%C4%B1%20yak%C4%B1n%E2%80%9D</guid></item><item><title>GATA'yı karıştıran imzasız mektup</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2655/GATA%27y%C4%B1%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1ran%20imzas%C4%B1z%20mektup</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;GENÇ DOKTORLAR RAHATSIZ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/4/5/2/7/145277.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
GATA'yı karıştıran imzasız mektup&lt;br /&gt;&#13;
Levent Ersöz başta olmak üzere Ergenekon sanığı emekli generaller ile ilgili iddialar GATA çalışanlarını rahatsız etti. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan emekli paşaların önce GATA'ya sevk edilip ardından tahliye olmaları ve kamuoyunda oluşan "GATAKULLİ" imajı bu kurumda çalışan doktorları da rahatsız etti. Bir grup doktor bu rahatsızlıklarını kamuoyuyla da paylaştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Görüşlerini imzasız bir mektupla paylaşan GATA çalışanların iddiaları oldukça tartışılacak gibi görünüyor... Özellikle Levent Ersöz'ün tedavi süreçlerinin skandallarla dolu olduğunu belirten çalışanlar, "180 yıllık askeri tıp tarihimizde hiçbir zaman utanacağımız bir hatıra ile karsılaşmamış bir camianın üyesiyiz. Ancak son aylarda üst üste yaşadığımız ve yasayacağımız bazı olaylar Askeri Tıp Tarihine kara bir leke olarak girecektir." diyor. Ersöz'ün kendini öldürmeye çalıştığı, bazı GATA çalışanlarının siyasi istikbal için Ersöz'e kalıcı hastalık bulmaya çalıştıklarına dikkat çekiliyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İŞTE O İDDİALAR:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-Baştabibimiz kişisel hırsları ve terfi edeceği ümidiyle hekimlik ahlakını, öğretim üyeliği onurunu ve insanlığını bir kenara bırakmıştır. Tamamen T.. isimli bir paşanın zihniyetine kendini teslim etmiş ve karşılığında tüm kurumu satmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-Emekli General Levent Ersöz üzerinde etik ve hekimlik kuralları dışında bazı işlemler yapılmaktadır. Bu şahıs hastanede kalabilmek için, kendisini sakatlamaya çalışmaktadır. Bu konuda yaptığı faaliyetler başarısız olduğu için (kafasını duvara vurma, bacağını kırmaya çalışma, idrar yapmama) hastane yönetimi ve hekimlerden yardim almaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-T.Paşa ve Y.Z. Hoca başkanlığında öğretim üyesi doktorlardan oluşan bir ekip kurularak tutuklu üzerinde illegal ve sağlığı kalıcı olarak hasarlayabilecek bazı uygulamalar yapılmaktadır. Bu ekip ilk olarak M.S'nin önerisiyle CAFERGOT ilacı vererek kalp krizi geçirtmeye çalışmış ancak sadece GJS kanaması geçiren hasta ölümden dönmüş ve kalıcı bir hasar bırakılmamıştır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
- Bunun üzerine hastanede kalma suresini uzatabilmek için, tedavi protokollerine aykırı olmasına rağmen prostat ameliyatım açık olarak yapılması hususunda üroloji Servis Şefi K.B'ye bu ekipçe telkinde bulunulmuştur. Ancak K.B cesaret edemeyip kapalı ameliyatla durumu idare etmiştir. Ayrıca hiçbir tıbbi neden yokken hastanın idrar yapamadığı iddiası ile haftalarca sonda takılarak yatış halinin devam etmesi sağlanmıştır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-Tamamen Ürolojik nedenlerle hastanemize kabul edilen Levent Ersöz, B.C'nin gelecek beklentisi yüzünden, geldiğinden beri Kardiyoloji Kliniği adına suit bir odada ağırlanmaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-İlerleyen günlerde Levent Ersöz'ün felç geçirtilmesi, kalp krizi geçirmesi, intihar girişimi gibi yeni senaryolar gündeme gelecek ve belki bu süreç Levent Ersöz'ün ölümüyle bile sonlanabilecektir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
-Çocuklarımıza ve ailemize onursuz ve sahtekar bir askeri hekim olduğumuz mirasını bırakmayı hiç birimiz hak etmiyoruz.... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
09.Nisan.2009 16:35:49&lt;br /&gt;&#13;
samanyoluhaber
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, gata, genç doktorlar, gatakulli, Çete, derin çete, erhgenekon, emekli generaller</category><pubDate>09 Apr 09 14:51:56 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2655/GATA%27y%C4%B1%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1ran%20imzas%C4%B1z%20mektup</guid></item><item><title>1 NUMARANIN KAPISINDAN NİÇİN DÖNÜLDÜ?</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2631/1%20NUMARANIN%20KAPISINDAN%20N%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20D%C3%96N%C3%9CLD%C3%9C%3F</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;1 NUMARANIN KAPISINDAN NİÇİN DÖNÜLDÜ?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
1 NUMARA ile ilgili şok iddia&lt;br /&gt;&#13;
"Sabih Kanadoğlu’nu ve Tuncer Kılınç’ı gölgede bırakacak bir şahsın evine son anda gidilemedi. Operasyon yarıda kesildi." İşte Şamil Tayyar'dan son analizler...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aradan geçen yaklaşık 2 yılda ne bütün failler, ne yapının tam fotoğrafı ortaya çıktı. Konuyu yakından takip eden Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar, Neşe Düzel'le yaptığı ropörtajda, davanın seyrine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tayyar, Ergenekon davasında “gizli” pazarlıkları, kimlere dokunulamadığını, bundan sonra ne olacağını, kimlere dokunulabileceğine dair fikirlerini paylaştı. İşte ropörtajdan çarpıcı notlar...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Bu iş daha büyük isimleri kapsıyor. Onuncu dalga operasyonda Sabih Kanadoğlu’nun sadece evi arandı. Onun ifadesi bile alınamadı. Bence müdahale edildi. Kendisi aramadan sonra televizyona çıktı, Bana, Danıştay cinayetini ve Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombaları sordular” dedi. O olaylarla bağlantısı olduğu iddia ediliyor ki, evine giden savcı ve emniyet görevlisi tarafından bununla ilgili görüşü sorulmuş. Bunlar ev aramasında dosyalar karıştırılırken ayaküstü sorulacak sorular değil. Zaten Birinci ve İkinci İddianamelerin ruhuna bakarsanız, Danıştay baskını ve Cumhuriyet’e bombalarla ilgili olarak sadece örgütün üst düzey yöneticileri suçlanıyor. Çünkü örgüt yöneticileri üyelerin yaptıkları tüm eylemlerden sorumlu tutuluyorlar. Bu cinayeti bizatihi Sabih Kanadoğlu işlemediğine göre, ona isnat edilen suçlama örgüt yöneticiliğidir.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon çok tepelere çıktı diye mi sürece müdahale edildi sizce?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Evet. Hatta bu isimleri gölgede bırakacak önemli bir şahsın daha evine gidileceği ancak bir müdahale sonucunda gidilemediği iddiası var. Operasyon grubu içindeki Emniyet’ten bazı isimler bize, bunun Sabih Kanadoğlu’nu da, Tuncer Kılınç’ı da gölgede bırakacak bir isim olduğunu, fakat operasyonun yarıda bırakıldığını söylediler. ‘Zımni mutabakat bozuldu ya da bir numaraya kadar gidilecek yolun üzerine çok ciddi bir bariyer çekildi’ derken bunu anlatmaya çalışıyorum."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
İkinci İddianame’ye de baktığımızda, Ergenekon’un en tepesinde darbecilikle suçlanan gene sadece iki emekli general var. Bunlar gerçekten örgütün en tepedeki isimleri mi?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Birinci ve İkinci İddianameleri topladığınızda 142 sanık var. Ayrıca dokuz ve onuncu dalga operasyonlarla ilgili olarak 77 kişi hakkında da soruşturma devam ediyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bedrettin Dalan bunlar arasında mı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Evet. Aslında çok kritik isimler olacak Üçüncü İddianame’de. Eski MGK Genel Sekreteri Tuncer Kılınç, eski Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin, eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek... Hepsi Üçüncü İddianame’de olacak. İkinci İddianame’ye gelince... Şu anda bir numaralı sanık eski Jandarma Genel Komutanı emekli General Şener Eruygur, iki numaralı sanık eski Birinci Ordu Komutanı emekli General Hurşit Tolon, üç emekli Albay Levent Ersöz, dört emekli albay Hasan Atilla Uğur, beş numaralı sanık da emekli General Veli Küçük. Darbe girişimleri onların görev yaptığı dönemde olmuş. Bu isimlerden sadece Eruygur ve Tolon için Ergenekon örgütüyle ilgili “kurucu üye ve üst düzey yönetici” tanımı yapılıyor. Diğer üç sanıkla ilgili sanıkla böyle bir ifade yok.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bundan, Ergenekon’un kurucu üye ve tepe yönetici sayısının aslında iki generalden ibaret olmadığını mı anlamalıyız?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tabii. Ergenekon’un ele geçirilen bir örgüt şeması var. Orada, “Ergenekon Başkanlığı” deniyor. Bu başkanlık beş ya da yedi kişilik bir “Konsey”i tarif ediyor. Şu anda sanık iki kişi var. Asgari üç kişinin daha bu konseyde olması lazım. Savcılar buraya kimleri oturtacaklar, bilmiyoruz. Üçüncü’de mi belli olacak bu? Üçüncü İddianame’ye, Eruygur ve Tolon’la aynı fonksiyonu icra eden veya o konseyde yer alan iki isim daha girebilir. Bunlar emekli asker ya da sivil olabilir. Ağırlıklarına baktığımız zaman ilk akla gelen isimler, Tuncer Kılınç, Sabih Kanadoğlu ya da Kemal Yavuz... Kılınç ve Yavuz’un ifadeleri alındı. Üçüncüye sanık olarak girerler mi henüz bilmiyoruz. Ama konseyin tamamlanması için en az üç kişiye daha ihtiyaç var. Bunlar kim bilmiyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Dava konusu olan Ergenekon örgütü kaç yılında kurulmuş?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ele geçirilen belgelere göre, 1999’un ekim ayında kurulmuş. Aralıktan itibaren faaliyete başlamış. Aslında bu, ordu içindeki iktidar savaşının sonucunda ortaya çıkmış bir örgüt. Dava konusu olan Ergenekon, 28 Şubat kadrolarına karşı kuruldu. Bunların o dönemdeki rakipleri Batı Çalışma Grubu’ydu. 1998 yılı 30 ağustosta Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı emekli oldu. Onun emekli olmasıyla iki grup arasındaki iktidar çatışmasında güç dengesi Ergenekoncular lehine değişmeye başladı. Çünkü Karadayı’nın yerine Hüseyin Kıvrıkoğlu genelkurmay başkanı oldu. Kıvrıkoğlu, bir yıl, Karadayı’nın kendisine emanet ettiği kadrolarla çalıştı. 1999 ağustosundaki Şûra’da ise kendi damgasını vurdu.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon’un en az beş kurucusu var. Eruygur ve Tolon biliniyor. Diğer üçü, Üçüncü İddianame’de çıkacak. İlk akla gelenler Kanadoğlu, Tuncer Kılınç, Kemal Yavuz&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ne yaptı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Eruygur, Tolon ve eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Kıvrıkoğlu’nun çok yakın çalışma arkadaşlarıdır. Onun döneminde güçlendiler. 1997’de Kıvrıkoğlu’na suikast girişiminde bulunulduğu iddiasını çok daha kolay aydınlatabiliriz bu yüzden. Kıbrıs’ta bir tören sırasında tribüne ateş açılmış ve Kıvrıkoğlu’nun önündeki birine oturan bir albay ölmüştü. Tatbikatı Özel Kuvvetler yapıyordu. Özel Kuvvetler, Genelkurmay Başkanlığı’na bağlıdır. Burası karanlık bir noktadır. Kıvrıkoğlu’nun genelkurmay başkanı oluncaya dek 1998 yılı boyunca uçağa binmediği ve özel programlara katılmadığı anlatılır. Gerçi, aradan epey zaman geçtikten sonra 28 Şubat kadroları içinden Ergenekoncularla işbirliği yapanlar oldu. Mesela Genelkurmay Adli Müşaviri Erdal Şener... Aynı şekilde Susurluk’un içindeki bazı kadrolar da daha sonra Ergenekon’la işbirliği yaptılar. Mesela Veli Küçük, Sami Hoştan, İbrahim Şahin... Ama 28 Şubat’ın lider kadrosundan Çevik Bir bugün ortalıkta yok mesela...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
28 Şubat darbesinde genelkurmay başkanı İsmail Hakkı Karadayı’ydı. Bugün Karadayı’nın kasetleri yayınlanıyor. Bu kasetlere göre Karadayı, 367 kararı için baskı yapıyor, ANAP ve DYP’yi birleştirmeye çalışıyor. Karadayı da mı daha sonra Ergenekonculara yakınlaştı?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Karadayı genelkurmay başkanı olmasına rağmen 28 Şubat’ın lideri değildi. Karadayı alt kadroları sert buluyordu. 28 Şubat’ın lider kadrosu Çevik Bir ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya’ydı. Batı Çalışma Grubu’nu da Erkaya kurdu. Daha sonra Batı Çalışma Grubu güç kaybetti. Yerine Ergenekon parladı. 28 Şubat kadrolarıyla Ergenekon arasında iktidar kavgası yaşanmış olsa da, AK Parti’nin iktidar olması üzerine, 28 Şubat’ın tasfiye olmuş bazı isimleri, Ergenekon’la mutabakata girdiler. Karadayı da böyle bir zımni mutabakata girmiş gözüküyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
28 Şubatçılar Amerikan karşıtı değillerdi. Ergenekoncular ise Amerikan karşıtı ve Rusya’yla işbirliği kurulmasını istiyorlar. İki darbeci grubun arasındaki ideolojik farklılık bu muydu?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekoncular başta Amerikan karşıtı değillerdi. Onların Avrasya politikası, Rusya’yla ve Almanya’yla yakınlaşma politikaları 1 Mart 2003 tezkeresinden sonra başladı. 1 Mart tezkeresinde AK Parti hükümetiyle Amerika arasında yaşanan gerginlikten yararlanmak istediler. Zaten 2003-2004 yıllarında darbe planları hazırlamaya cesaret etmelerinin bir sebebi de budur. O tarihte Amerika, AK Parti hükümetini hırpalamak ve burnunu sürtmek adına hükümet karşıtı faaliyetleri engelleyici olmadı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Amerika, hükümete darbe bilgisini vererek mi Ergenekona müdahale etti?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hem siyasi iktidarı bilgilendirerek bence müdahale etti. Ayrıca Amerika’nın bilgisi olmadan ve onun desteğini almadan Türkiye’de darbe yapamazsınız. Dolayısıyla o dönemde AK Parti hükümetinin de darbecileri kontrol etmeye çalıştığını görüyoruz.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Askerî ihalelere giren ya da fabrikaları Jandarma bölgesinde olan patronlardan Ergenekon’a para akmış. Ergenekon, bu işadamlarıyla çok sıcak temas kurmuş&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon davasının tümüne bir darbe hazırlığının davası olarak bakmak mümkün mü?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Evet. Şu anda Ergenekon bir darbe davası haline geldi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İddianame, üç eski kuvvet komutanının görevdeyken bir ayaklanma hazırlığına katıldıklarını ama emekli olduktan sonra bu girişimden çekildiklerini söylüyor. Niye onlar durdu da Eruygur ve Tolon duramayıp devam etti sizce?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Örnek’in günlüklerinden, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman asında en az Eruygur kadar bu işe hevesli biri gibi algılanıyor. Bence Amerika bazı istihbarat bilgilerini MİT’le ve hükümetle paylaştı. Dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, komutan Aytaç Yalman’a gidiyor ve, “Şener Eruygur’u uyarın. Bazı yanlış işler yapıyor. Sanmayın ki bunlar gizli kalıyor. Birileri bunlardan haberdar” diye uyarıyor. O konuşmadan sonra Yalman deşifre olduğunu hissediyor ve bunun bedelinin ağır olduğunu düşünmüş olmalı ki yavaş yavaş darbe planlarından ve Şener Paşa’dan uzaklaşıyor. Aynı şekilde diğer kuvvet komutanları İbrahim Fırtına ve Özden Örnek de kopuyorlar.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
MİT onları niye uyarıyor?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Sonuçta başbakanlığa bağlı bir kurum. Belki hükümetin baskısıyla uyarıyor. Belki de Amerika darbeye dur deme ihtiyacını duydu ve bu operasyonu MİT üzerinden yaptı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aytaç Yalman’la Şener Eruygur’un kişisel banka hesaplarından 1,5 milyon doları transfer edip dinleme aygıtları alındığını duyurdu Taraf gazetesi. Bu paralar nereden gelmiş olabilir?&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu iddia doğruysa, ciddi bir kaynak ayırdıkları anlaşılıyor bu işe. Ergenekon’un iş dünyasıyla ilişkileri olduğunu biliyoruz. Bunlar Ergenekon üyesi değiller. Ama bunlar askerî ihalelere girdikleri ve orduyla iş yaptıkları için ya da fabrikaları Jandarma bölgesinde kurulu olduğu için, Ergenekon, iş dünyasından ciddi bir para akışı sağlamış gözüküyor. Özellikle Jandarma bölgesinde işletmeleri bulunan patronlarla Jandarma arasında daha sıcak bir temas kuruluyor.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
TARAF
&lt;/p&gt;</description><category>siyaset, akp, ergenekon, derin çete, demokrasi, darbe, Çete, pkknın babaları, devrim, devrimci demokrat darbeciler</category><pubDate>01 Apr 09 12:10:29 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2631/1%20NUMARANIN%20KAPISINDAN%20N%C4%B0%C3%87%C4%B0N%20D%C3%96N%C3%9CLD%C3%9C%3F</guid></item><item><title>İddianame: Ergenekon medyasının merkez üssü Cumhuriyet Gazetesi</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2630/%C4%B0ddianame%3A%20Ergenekon%20medyas%C4%B1n%C4%B1n%20merkez%20%C3%BCss%C3%BC%20Cumhuriyet%20Gazetesi%09</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;İddianame: Ergenekon medyasının merkez üssü Cumhuriyet Gazetesi	&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://medya.zaman.com.tr/2009/04/01/cumhuriyet1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon silahli terör örgütü soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede, Cumhuriyet Gazetesi'nin örgüt içerisindeki konumuna da yer veriliyor. Gazetenin ele geçirilmesi planı, 'Ulusal Medya 2001' isimli dokümanda ayrıntılarıyla anlatılıyor. Dokümanda yurtiçi ve dışından seçilecek Türk işadamlarının katılımıyla Medya-Finans Konseyi'nin oluşturulması gerektiği vurgulanıyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
 &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ayrıca Cumhuriyet'in 'ulusal medyanın merkez üssü' olması kararlaştırılıyor. 'Cumhuriyet Gazetesi Reorganizasyon Çalışması' başlığı altında ise gazetenin ele geçirilmesiyle ilgili Gürbüz Çapan'la yapılan görüşmeler açıklanıyor. İddianamede Cumhuriyet'in yeniden organizasyonu şöyle anlatılıyor: "Gürbüz Çapan'ın, Cumhuriyet Gazetesi'nin 'ulusal medyanın merkez üssü' olarak seçilmesini kabul ettiği ve hisselerini parasız olarak devrettiği, yapılan çalışma sonucunda gazetenin yüzde 10'unun İlhan Selçuk'a ait olduğu, yüzde 10'unun halka açılım hissesi olduğu, yüzde 80 ya da yüzde 90 hissenin en az yüzde 51'inin örgütün aidiyetine geçmesinin kararlaştırıldığı belirtilmiştir." &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İddianamede geçen bir başka plan ise Cumhuriyet Gazetesi'ni kışlalara sokma çalışması. 23 Aralık 2003 tarihinde Mustafa Balbay, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur arasında yapılan görüşmede bu konu gündeme geliyor. Konuyu açan ise Jandarma İstihbarat Komutanı Levent Ersöz: "Siz tirajınızı artırmak açısından, bizim askerî birliklerdeki askerî personele yönelik böyle bir şeyi nasıl uygun görürsünüz?" Teklife Hasan Atilla Uğur, "Çok doğru komutanım. Erler eskisi gibi cahil değil, sekiz aylık var, asteğmen var. Bunu söylemek lazım Genelkurmay başkanımıza." diyerek destek veriyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
'Kışlada bin gazete satarım' &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Levent Ersöz'ün, "Ben kantinde herkese satarsam bu gazeteyi mükemmel olacak, sonuç itibarıyla günde 1.000 gazete satabilirim." demesi üzerine Mustafa Balbay şu teklifi sunuyor: "Biz mesela üniversitelerde 250.000 TL'ye gazete satıyoruz. Kışlaya da 250.000 yaparız. Kimi yerlerde önyargı olabilir, kimi yerlerde sokmuyorlar bile. Mesela GATA'da 250.000'den satabiliriz." &lt;br /&gt;&#13;
Fatih Vural&lt;br /&gt;&#13;
zaman.com.tr
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, pkknın babası, derinçete, derin devlet, demokrasi, Özgürlük, cumhuriyet gazetesi, basin, medya, gazeteler</category><pubDate>01 Apr 09 11:48:07 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1674/2630/%C4%B0ddianame%3A%20Ergenekon%20medyas%C4%B1n%C4%B1n%20merkez%20%C3%BCss%C3%BC%20Cumhuriyet%20Gazetesi%09</guid></item><item><title>Özbekistan’da dindarlara karşı yürütülen zulüm, baskı ve işkenceler</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1153/589/%C3%96zbekistan%E2%80%99da%20dindarlara%20kar%C5%9F%C4%B1%20y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClen%20zul%C3%BCm%2C%20bask%C4%B1%20ve%20i%C5%9Fkenceler</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Özbekistan’da dindarlara karşı yürütülen zulüm ve baskı artarak devam ediyor. Özellikle Nur talebeleri üzerine yoğunlaşan baskı neticesinde bir çok kişi tutuklanırken, 12 kişi hapis cezasına çarptırıldı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsmini vermek istemeyen Özbekistan vatandaşı bir Nur Talebesinden aldığımız bilgilere göre Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un emriyle sürdürülen baskıda tüm dindar camia ve gruplar aynı muameleye maruz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kerimov diktatörlüğünün avukatlara bile sirayet ettiğini ifade eden Özbek vatandaşı, 2001’de yapılan benzer bir yargılamada Nur talebelerini savunan iki avukatın tehdit edilerek davadan çektirildiğini hatırlattı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun süredir Türkiye'de bulunan Özbek vatandaşı, işin içinde Ergenekonvari bir oluşumun olduğunu söyledi. İşte Özbek vatandaşının anlattıkları:&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Bu olaylar Türkiye’den birilerinin Nurculuk ve diğer dini gruplarla ilgili iftira dolu yazılarından sonra başladı. Birileri Kerimov’u fena işletti ve korkuttu. Bu şahısların Türkiye’de şu anda devam eden büyük bir davayla ilgili olmaları kuvvetle muhtemel. Bu konudaki yazıyı bulamıyorum. Bulunca kimin olduğu, kimlerle irtibatlı olduğu ortaya çıkar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Kanunen yasaklanan herhangi bir durum yok. Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un bir sözüne dayanarak tutuklamalar ve yargılamalar yapılıyor.&#13;
Turancılık suçlaması gibi saçma bir suçlamayla karşı karşıyayız. Tutuklananların bir çoğu Özbek vatandaşı. Sadece bildiğim kadarıyla 4 Türk işadamı bunların içinde.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Tutuklamalarda kadın erkek ayrımı yapmıyorlar. Şu anda tutuklu bulunanlar arasında kadınlar da var. Ve ifadeler işkence ile alınıyor. Akla gelmeyen yöntemler kullanılarak zorla yanlış ifadeler imzalatılıyor ve bunlar gazete ve televizyonlardan yayınlanıyor.&#13;
Türkiye’den davaya müdahil olmak isteyen avukatlar girişimlerini sürdürüyor. İnşallah en yakın bir zamanda bu problem aşılacaktır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özbekistan'da Nur talebelerine yönelik başlatılan baskı ve işkencelerle ilgili www.risalehaber.com sitesinde yayınlanan yukarıdaki haberden sonra bugün Özbekistan Nur talebelerinden yeni bir mektup elimize ulaştı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mektup -1&#13;
Selamun Aleykum&#13;
Biz Özbekistan’dan yazıyoruz. Buradaki hizmetler hakkında sizleri bilgilendirmek boynumuzun borcudur. 15 yıldır burada hizmetler başlamış durumda milletimiz Risale-i Nur’u çok iyi bir şekilde kabul etti, gençler arasında Risale-i Nur çok çabuk yayıldı ve camilerde olsun evlerde olsun Risale-i Nur vazgeçilmez hale geldi ve sürekli okunmaktadır.&#13;
Yanlız menfi insanlar bu durumu kabullenemediler ve devletin siyasetini buna musallat edip Risale-i Nur hizmetlerini engellemeye çalışıyorlar ve son zamanlarda büyük bir istibdatla hizmetle ilgilenen kardeşlerimize baskılar kuruyorlar.&#13;
200 civarı ehli hizmet kardeşlerimizi bunların içinde bayan kardeşlerimizde bulunuyor hepsini hapse attılar. Yaklaşık 72 gündür oradalar yakın bir zamanda mahkemeleri olacak. Davaya bakan avukatlar Risale-i Nuru ve davasını bilmedikleri için savunmakta aciz kalıyorlar ve pek umursamıyorlar. Bu yüzden kardeşlerimiz çok sıkıntılı günler yaşamaktadırlar kendilerini savunmakta güçlük çekmektedirler.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şuan dualarınızı ve yardımlarınızı beklemektedirler. Davamızın haklı olduğunu bizlerle beraber o menfi insanlara lütfen sizler de bizimle beraber haykırınız. Bu konuda büyük ağabeylerimizin bizlere destek olmalarını rica ederiz .&#13;
Allah yar ve yardımcımız olsun. Dualarınızı bekleriz. Özbekistan'dan kardeşleriniz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Mektup -2&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bismihi subhanehu&#13;
Aziz muhterem ağabeyler.&#13;
Elhamdulillaahi rabbil alemin! Ve salatu ve salam ala seyyidina Muhammadin ve ala alihi ve sahbihi ecmain!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özbekistan-Buhara Risale-i Nur mahkemesine&#13;
Risale-i Nur; Kuran’ın manevi bir tefsiri olup, gayesi Kuran’ın imana dair ayetlerini bu asrın anlayışına ilmi ve akli ölçüler içerisinde ders verip, insanlarda iman, ahlak, namus, vatan sevgisi hissini uyandırıp, toplumda birer menfaatli uzuv olmalarını temin etmektir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu sıralarda Özbekistan’da iki yüzden fazla erkek ve kadın iki aydır Nur hareketi mensubu olmak iddiasıyla hapsedilmiş durumdadır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Buhara’da yedi kişi öğretmen, esnaf vs. Buhara üniversitesinde Doçent olarak görev yapan Ikram Bey Nur hareketin öncüsü diye anlatılmaktadır. Onları anne-babaları ve akrabalarıyla görüştürmüyorlar. Onlarla ilgilenenleri de 10 günlük hapse atıyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özbekistan televizyonu da “Zulmete götüren Nur”, ”Yoldan sapanlar’’ gibi televizyon programlarında onları gösteriyor. Bu programda Hz. Üstadımızın muazzam hayatını kötü bir şekilde, yani 28 sene hapislerde, sürgünlerde kalan bir siyasetçi gibi anlatılıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muazzam Hz. Üstadımızı "Risale-i Nur külliyatını yazan, Nurculuk cemiyetini teşkil eden, gayesi devleti bozmak, büyük Türk devletini kurmak ve Büyük İslam halifeliğini teşkil etmektir" diye iftira ediyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bununla beraber Fethullah Gülen Hoca Efendi’yi Hz. Üstadın takipçisi diye lanse edip onun bütün dünyadaki okullarını, gazetelerini, televizyon kanallarını göstermişler. Milyonlarca dolar paraları var diye etrafa endişe veriyorlar.&#13;
Risale-i Nurlar bütün dünyada hatta Türkiye’de bile yasaklanmış diye ifade ediliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu televizyon Programının en sonunda İkram abiyi Buharada Nur hareketinin reisi diye göstermişler.&#13;
İkram abi Nur davasını himaye ederek: bu kitapları okuduğunu ve kardeşleri Novosibirskde Ilham ve Bahramlar da Nurları okuduklarını, derslere gittiğini ve dersler okuduğunu itiraf etmiş. Televizyoncular henüz daha mahkeme olmadan nur talebelerine 7 sene hapis verilecek diye kamuoyunu yönlendiriyorlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kardeşlerimiz Medrese-i Yusufiyede çok gaddar münafıklar elinde sıkıntı çekiyorlar. 21. asır Medrese-i Yusufiye-i Nuriye talebeleri: İkram abi, Salahatdin abi, Batir abi, Muazaffar abi, Suhrat abi&#13;
İleriki günlerde hapsedilen insanlar mahkemeye sevk edilecekler.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayni bu evhamlardan Rusya’da da Rusça tercümeler yasaklandı, "Nurcular cemiyeti ekstremistik, teroristik" denildi, ve bu cemiyetin kitabı Risale-i Nur ve esascısı Said Nursi diye mahkemeler karar verdi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ondan sonra Risale-i Nur talebeleri evlerinde aramalar oldu, ve onların evlerinden Rusça tercümeler musadere edildi. Gazetelerde Risale-i Nur ve talebeler hakkında tamamen uydurma haberler neşrediliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ey bütün dünyada olan 21 asır Risalei-Nur talebeleri!&#13;
Haşr-i azamda Hz. Üstad ile beraber olacak dava vekilleri!&#13;
Biz muhterem Ağabeylerimizden rica ediyoruz ki&#13;
Her bir devlet, diyanet müesseseleri, Üniversitelerden (Türkiye, ABD, İngiltere, Almanya, Hollanda, Mısır, El-Ezher Üniversitesi, Malaysiya, Suriye, Islam Konferansı organizasyonu ....)&#13;
Aynı zamanda; bütün dünyadan Risale-i Nurun üniversitelerde, devlet müesseselerinde, diyanatten, halk tabakalarında yasak olmadığının delillerini mahkemeye iletilmelerini rica ediyoruz.&#13;
nurlusibir@hotmail.com adresine RESMI bir şekilde (imza, mühür, orjinalin kopyası …)&#13;
Risale-i Nur Kur’an’ın ilmi tefsiridir.&#13;
Bediuzzaman Said Nursi’yi zamanımızın en yüksek din alimi diye biliyoruz.&#13;
Bizim devlette Risale-i Nurlar resmi neşrediyoruz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hiçbir siyasi cemiyet, emniyeti ihlal, fundamantalist vb. gayesi olmadığını ve bütün devletlerde hiçbir engelleme olmadan, serbest bir şekilde okunduğunu ve insanlara güzel ahlak, vatan sevgisi, millet sevgisinden başka hiçbir şey vermediğinin kendileri tarafından anlatılıp gönderilmesini rica ederiz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ayrıca avukat tarafından: Risale-i Nurun hiçbir siyasi gayesi olmadığını ve Buhara Mahkemesine iletilmesini, aksi halde, biz Buhara mahkemesini ve Özbekistan Adliyesini “Avrupa İnsan hakları mahkemesine’’ vereceğimizi ifade etmelerini rica ediyoruz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Muhtaram ağabeyler bu resmi deliller inşaallah bir kitap halinde Rus, Özbek, Türk, İngiliz, Arab dillere de neşredilecek.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Basta Faris Kaya, Ahmet Akgündüz, İbrahim Abu Rabi, Colin Turner, Ramazan El-Buti, AbduHalim Uveysiy Ağabeylere bu mektubumuzu gönderin ve yardımlarını beklediğimizi ifade edin.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Risale-i Nurun bütün dünyada serbestiyetini kazanalım!&#13;
Bu serbestiyet için başta Hz. Üstadımız ve muhterem Ağabeylerimiz çok sıkıntılar çekmişler.&#13;
Bu delilleri hazırlamak şimdi sizin devletlerde çok kolay olabilir, ama Özbekistan ve Rusya için çok zor ve kıymetlidir, ahiret için çok sevaplıdır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Risale-i Nur talebeleri&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>islama hakaret, nurculuk davası, said nursi, özbekistan, özbek nurcuları, özbek milleti, özbek müslümanları, dini gruplar, faşist diktatör islam kerimov, ishak kerimov, nurculuğun yasaklanması, nurculara yapılan işkenceler, müslümanlara yapılan işkenceler, ergenekon, ergenekonun özbek kolu</category><pubDate>04 Mar 09 14:36:50 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/wiki/1153/589/%C3%96zbekistan%E2%80%99da%20dindarlara%20kar%C5%9F%C4%B1%20y%C3%BCr%C3%BCt%C3%BClen%20zul%C3%BCm%2C%20bask%C4%B1%20ve%20i%C5%9Fkenceler</guid></item><item><title>Suikast planını gördü kanı dondu</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2549/Suikast%20plan%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BC%20kan%C4%B1%20dondu</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;KAÇIŞ YOLLARINI BİLE BELİRLEMİŞLER&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/3/8/2/4/138248.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Suikast planını gördü kanı dondu&lt;br /&gt;&#13;
Suikast krokisini gördüğünü söyleyen Genç, 'Kaçış yollarını bile belirlemişler' dedi...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon tutuklusu İbrahim Şahin'in evinden çıkan kendisine yönelik suikast krokisini gördüğünü söyleyen Alevi önderlerinden Kazım Genç, "Kaçış yollarını bile belirlemişler" dedi...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon operasyonunda tutuklanan Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin'in evinde kendisine yönelik suikast planları çıkan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç, Ergenekon savcısı Zekeriya Öz'e ifade verdi. Genç, suikast planlarının ortaya çıkması üzerine Öz'den randevu istediğini ve 23 Ocak'ta görüştüğünü anlattı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İfade vermek için Öz'e dilekçe yazdığını anlatan Genç, bu esnada gördüğü suikast planlarını şu sözlerle aktardı:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Elle çizilmiş"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Bana ve Ali Başkan'a yapılması planlanan suikastla ilgili fotoğraf ve belgeleri gösterdi. Evimin bulunduğu apartmanın hemen hemen her yönden çekilmiş fotoğrafları vardı. Apartmanın olduğu caddenin elle krokisi çizilerek apartman işaretlenmiş. Ayrıca apartmanın 1 km çapında çevresini, trafik akış yönünü ve kaçış yollarını gösterecek şekilde işaretlenmiş. Aynı çalışma Ali Başkan'ın (Balkız) evi ve çevresi için de yapılmıştı."&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Amaçları darbe"&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kazım Genç, 12 Eylül öncesinde ve sonrasında Alevi toplumuna yönelik provokatif saldırıların hedefinin kaos ortamı oluşturmak ve darbelere zemin hazırlamak olduğunu belirtti. Hamit Fendoğlu ve Memiş Özdal'a yönelik bombalı suikastları hatırlatan Genç şunları söyledi: "Bunların hepsi o zaman bir kaos ortamı yaratarak darbe sürecini başlatmak ve darbeye zemin hazırlamak için yapıldı. Nitekim sonrasında 12 Eylül askeri darbesi oldu. Şimdi de bunun benzeri durum bir şey olarak görüyorum. Ama bu oyun tutmadı.”&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Temizlik sürmeli&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Genç, Türkiye'de karanlık odakların ortaya çıkarılması için yetkililerin gereğini yapması gerektiğini belirterek "Bu temizliği yapan hangi siyasi güç olursa olsun yanında oluruz" dedi. Genç ancak temizlik hareketine Yalçın Küçük ve Sabih Kanadoğlu gibi isimlerin karıştırılmış olmasını iktidarın yanlışı olarak gördüğünü belirtti.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
17.Şubat.2009 08:53:53&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hakaret, küfür içeren ve imla kurallarına uymayan yorumlar yayınlanmamaktadır.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>kazım genç, alevi, sunni, ergenekon, suikast, kaçış, ibrahim şahin, özel harekat dairesi eski başkan vekili ibrahim şahin, zekeriya öz, darbe, Çete, 12 eylül, hamit fendoğlu, memiş özdal</category><pubDate>17 Feb 09 17:24:21 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2549/Suikast%20plan%C4%B1n%C4%B1%20g%C3%B6rd%C3%BC%20kan%C4%B1%20dondu</guid></item><item><title>ERGENEKON'UN DÜNÜ  VE BUGÜNÜ</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1359/33467/ERGENEKON%27UN%20D%C3%9CN%C3%9C%20%20VE%20BUG%C3%9CN%C3%9C</link><description>&lt;p&gt;Zaman gazetesi yazarı Mümtaz'er Türköne, Hukukun Üstünlüğü Derneği'nce düzenlenen Ergenekon konulu söyleşide çok çarpıcı iddialarda bulundu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon yapılanmasının ve faaliyetlerinin şifrelerini veren Türköne, konuşması boyunca oldukça ilginç bilgiler verdi. Ergenekon'un sadece bir terör örgütü değil aynı zamanda bir darbe düzeninin devamı olduğunu, bu sebepten kollarının derinlerde olduğunu dile getiren Türköne, Türkiye demokratikleşmedikçe Ergenekon yapısının tam olarak bitirilemeyeceğini de ifade etti.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon: Karşımızda ahtapot var, kollarını görmek için şifrelerini bilmeliyiz&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'dan bahsederken, gelişmeleri, aktüaliteyi hepiniz yakından takip ediyorsunuz. Olanları özetlemenin çok fazla bir anlamı yok. Ben daha evvel 'Karşımızda bir ahtapot duruyor' demiştim. Bu ahtapot benzetmesi tuttu. Bir kolundan yakalandı, çekiliyor. Bunu bir yere oturtmak lazım. Bunun arkasında bir tarihsel zemin var, bir siyasal arka plan var, bunun şifreleri var. Ben bu şifrelerden bahsedeceğim. Köşelere yerleştirilecek şifrelerden, karşımızda olan tabloyu daha iyi okumamızı anlayacak şifrelerden. Bazılarının içi boş olabilir ama bazıları da çok önemli bilgiler içerebilir. Konuyu aydınlatmaya yardımcı olabilir.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'u icat eden Yakup Kadri Karaosmanoğlu'dur&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şifrelerden birincisi ismi. Bu örgütün adı Ergenekon. Ergenekon, 1918-1919 civarında Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun yazdığı bir makalenin adı. Osmanlı devleti birinci dünya savaşındayken, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ergenekon başlıklı bir makale yazıyor. 1929'da bu makale, diğer makaleleriyle birlikte Ergenekon ismiyle kitaba dönüşüyor. Hikaye şöyle, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve o günün şartları arasında bir benzetme. Fakat eski bir şey değil, yeni. Yani bu Ergenekon'u kim icat etti diye sorarsanız, Yakup Kadri icat ettiği bir şey bu. Genellikle eski toplumlarda iki tip efsane olur. Bunlardan biri köken efsanesidir, diğeri de türeyiş efsanesidir. Birincisinde o toplumun kökeni ile ilgili bilgi sahibi olursunuz, ikincisinde de çok zor bir durumla karşılaşmıştır o toplum, yok olmak üzeredir, sonra mucizevi bir şekilde kurtulur ve tekrar güçlenir. O zor günleri anlatan bir hikayedir ikincisi de. Biliyorsunuz, köken efsanesi denilen efsanesi de şu: Türklerle düşmanlar savaşıyorlar. Sadece bir Türk kalıyor geride. Bu da öyle babayiğit bir Türk ki kimse yenmeye muvaffak olamıyor. Yanına yaklaşamadıkları için de bu Türk'ün üzerine sopaların ucuna taktıkları kılıçlarla saldırıp, kollarını, bacaklarını kesiyorlar. Sonra da bir kurt alıyor bunu götürüyor, mağaraya. 9 ay 11 gün sonra altı tane erkek çocuğu geliyor dünyaya. İşte o bildiğiniz hikaye, gün,ay,yıldız diye altı erkek çocuğu dünyaya geliyor ve Türkler dediğiniz millet çıkıyor ortaya. Bu köken efsanesi. Çıkış efsanesi olarak bilinen efsanede Ergenekon efsanesi. Yakup Kadri'nin anlattığı hikaye. O hikayede biliyorsunuz çok konuşuldu, yine düşmanlar Türkleri yok ediyor, çok az bir Türk kalıyor geride. Bir vadiye sığınıyor ve çoğalıyorlar fakat çıkış bulamıyorlar. Bir demirci, demirden olan dağı eritiyor ve bir kurdun yol göstermesiyle de oradan çıkıp dünyaya yayılıyorlar. Buna Ergenekon efsanesi deniliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon efsanesinin Türklerle ilgisi yok&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu iki efsanede aslında Türklere ait bir şey değil. Bilimsel olarak da ispatlanmış bir şey bu. Bu tür efsaneler zaten bilimsel değil. Adı üstünde mitoloji. Bu tür mitolojiler belli değerleri taşımak için üretilir. Nesilden nesile bir milleti bir arada tutan değerleri aktarmak için kullanılır. Şimdi bu bir Moğol efsanesi esasen. Kaynağı da Çin kaynakları. Bir Arap tarihçi var, Reşidüddin isminde. Onda geçiyor. Kaynak olarak Çin kaynaklarına da ulaşan yok, bu efsanenin Çin kaynaklarında olduğunu belirterek anlatan da Arap tarihçi Reşidüddin. Reşidüddin aslında bir Ergenekon efsanesi olarak anlatıyor Ergenekon'u. Aslında o dönemde antik çağlar artık, milattan önce birkaç bin yıllık hikayeler bunlar. Aslında o dönemde Türkler, Moğollar diye topluluklarda yok. Bunlar bazı kabilelerin efsaneleri. Daha çok kabileler şeklinde örgütlenmiş insanlar. Koskoca Moğol İmparatorluğu bir kabileler konfederasyonu. İçinde her türlü millet var, Çinli'si de var, Türk'ü de var, Moğol'u da var. İranlı'sı var. Hikaye, Türkler zor durumda kalıyor, usta, bilge, işin ehli birisi dağı eritiyor, ondan sonra bir kurt da yol gösteriyor. Türkler o labirentten çıkıyor, çıkış efsanesi olarak anlatılan şey bu. Bir kurt figürü bir de dağı eriten demirci ustası. Önemli olan bu iki figür. Türklere ait Birinci Dünya Savaşı sırasında ilan edilmiş bu efsaneyi tarih kayıtlarında bulamazsınız. Ne Osmanlı'da, ne Selçuklu'da ne Akkoyunlular, Karakoyunlular devletlerinin kaynakların bu konuda bir bilgi yok. Keçi kullanılıyor, koyun kullanılıyor ama kurt figürü yok. Ne arkeolojik ne antropolojik araştırmalar ne sözlü kültürle nakledilen efsanelerde ne de taşa kazınan metinlerde yok böyle bir şey. Tamamen Birinci Dünya Savaşı sırasında Yakup Kadri tarafından ortaya çıkarılmış bir figürdür.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kurt figürü Orta Asya'da bile kullanılmıyor&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Benim arkadaşım Kazakistan'daki bir üniversiteye görevli gitmişti. Bu arkadaşım da sıkı MHP'li birisi. Giderken bir sürü kurt rozeti götürmüş. Dağıtmış herkese, herkes reddetmiş almayı. 'Ne işimiz var bizim bununla?' diyerek almamışlar. Sadece bir tane kimya profesörü heyecanla almış rozet. Sonra da takmaya başlamış. Aylarca takmış rozeti. Sonra arkadaşım bu profesöre 'Sen sevdin bu rozeti. Kurtları çok seviyorsun herhalde.' şeklinde bir şey söyleyince, Profesör de 'Ne kurdu ben bunu köpek rozeti diye takıyordum...' demiş. Meğerse onların kabilelerin in sembolü de köpekmiş. Orta Asya'da da yok bu efsane.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon, İttihatçı darbe mantığının ürünü&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Böyle bir efsane ne için üretiliyor? Böyle bir efsaneye ihtiyaç duyulduğu için üretiliyor, bu belli. Bu şifreyi çözmek için yine o dönemden bir sahneyi size nakledeceğim. 1919'un Haziran ayı... İzmir'e Yunanlılar çıktı, 1917 yılında İttihatçılar; bizim Kurtuluş Savaşı'nın bilinmeyen bir yönüdür, Şam'da toplanıyor İttihatçıların merkez komitesi, diyorlar ki biz "Savaşı kaybediyoruz. Savaşı kaybedersek bir Kurtuluş savaşı vermek lazım, bunu örgütleyelim." Yani A planı suya düşünce B planı devreye giriyor. Bunun için hem silah ve mühimmat bakımından hem de operasyonel anlamda bir örgütlenmeye gidiyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;'Artık Hukuk Yok'&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İttihat ve Terakki zaten çok geniş bir teşkilat. İttihat ve Terakki Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'ne dönüşüyor. Operasyonel güçler de Kuvva-i Milliye güçlerinin çekirdeğini oluşturuyor. Anadolu'nun dört bir yanına silah depoları oluşturuluyor. Ergenekon örgütlenmesine çok benzeyen bir şey yani. Bekir Sami Bey'in, Kurtuluş Savaşı'nın önemli isimlerinden birisi, Salihli'de halkın ileri gelenlerini toplayıp çektiği bir nutuk var, bu nutukta diyor ki "Devletimiz bitti. Savaşacak bir ordu yok. Bu milletin namusunu, haysiyetini koruyabilmek için, aklınıza gelen her şeyi yapmak zorundayız. En önemlisi artık hukuk yok. Allah ne verdiyse savaşacağız, bu milletin haysiyetini koruyacağız, kurtaracağız" Fakat vurguladığı çok önemli bir şey var, artık devlet de yok hukuk da yok diyor. Şimdi bunu o Ergenekon efsanesinin içine oturtabilirsiniz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kuvva-i Milliye İsmi Tesadüfen Seçilmedi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Türkler yeniliyor, köşeye sıkışıyor, vadi benzetme olarak kurarsanız Anadolu, Anadolu'da her taraf düşmanla çevrili, bir bilge kişinin peşine takılacaksınız, bir kurt da size yol gösterecek, kurt vahşi bir şey, yakıp yıkacak, parçalayacak ve siz kurtuluşa ulaşacaksınız. Bugünün Ergenekon'u ile ilgili bir ayrıntı vermek lazım. Hatırlarsanız hep Kuvva-i Milliye Dernekleri etrafında örgütlenmişler. Mesela Müdafa-i Hukuk'u tercih etmediler. Gerçekten temsil kabiliyeti olan, İttihat Terakki tarafından o zaman tercih edilmesine rağmen bu kez tercih edilmedi. Diyorlar ki Türkiye zor durumda, Amerikan emperyalizmi, Kürtler bağımsız devlet kurmak istiyorlar, Türkiye parçalanıyor, bölünüyor, mahvoluyor. Ancak tercih edilen Kuvva-i Milliye, Müdafa-i Hukuk değil. İşte buradan da Ergenekon ile bir bağlantı kurmak lazım. 1919 şartları, vatan tehlikede ise gerisi teferruat oluyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Atabeyler, toplumun velayetini istiyordu&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Parantez açıp size bir hatırlatma daha yapayım. Bu yakalanan çeteler içerisinde Atabeyler çetesi diye bir çete vardı. Atabey'in ne olduğu da önemli. Orada da bir şifre var. Atabey, Selçuklu döneminde şehzadeleri yetiştiren vasilere verilen isim. Bir vilayete şehzadeyi tayin ediyorlar, devlet işini öğrensin diye, lala dedikleri şeyin, Selçuklu'daki karşılığı. Ama o biraz daha özgür, şehzadenin vasisi, toplumun da vasisi. Yani toplumun velayetini almış oluyor kendi üzerine. Aslında Selçuklu döneminde büyük oranda yönetim gücü Atabeyler'di. Toplum adına karar veren, toplum adına hareket eden kişiler Atabeyler. Ciddi bir tarihi derinlik var. Bu tarihsel derinlik, seçici bir tarihsel derinlik. Bu da bir başka köşe taşıydı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Mayıs'ın çete düzeni anlaşılmadan Ergenekon anlaşılmaz&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir diğeri de 27 Mayıs 1960 darbesi. 27 Mayıs'ın anlamını, bugüne yansıyan uzantılarını anlamakta zorlandığımızı düşünüyorum. 27 Mayıs'ta bizim başımıza gelenler, aslında bugün yaşadıklarımızın başlangıcı. 27 Mayıs'ı eğer yerli yerine yerleştiremezsek, bugün karşımıza çıkan sapkınlıkların birçoğunu anlamak, bir yere yerleştirmek çok zor olur. Bugün içinde yaşadığımız hukuki düzen, devlet örgütlenmesi, tüm bunların hepsi 27 Mayıs'ta düzenlenmiştir. Aslında 27 Mayıs'ta oluşan bir düzenin içinde yaşıyoruz, 1923'de oluşan bir düzenin içinde değil. 27 Mayıs'ta kurulan düzen bu yüzden çok önemli, değişirse 27 Mayıs'ta kurulan düzen değişmiş olacak Türkiye'de. Anayasa Mahkemesi ile YÖK'ü ile, MGK'sı ile medyası ile yargısı ile, yargı sistemi ile aklınıza gelebilecek bütün özellikleri ile bugün yaşadığımız sistem, 27 Mayıs'ın kurduğu bir sistem.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Mayıs bir darbe değil, subaylar çetesinin yönetimi gasp sürecidir&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Mayıs nasıl bir sistem kurdu? Aslında uzun duramayız bunun üstünde ama şu özelliğini vurgulamak lazım... 38 kişiden meydana gelecek bir çete, asker çetesi kuruyorlar. 38 kişi bir araya gelip, iktidarı gasp ediyorlar, bir sabah erkenden kalkıp. Bugünkü Ergenekon yapılanmasına benzeyen hatta farkı olmayan bir çete. Bugün Ergenekon diye gördüğümüz çetenin çok daha ilkel bir hali. Düşünün tonlarca subay var, bunların 38'i bir araya geliyor. En küçüğü üsteğmen rütbesinde, en büyüğü albay rütbesinde. Bir organizasyon yapıyorlar kendi aralarında. Sen radyo istasyonunu ele geçireceksin, sen başbakanlığı ele geçireceksin, sen cumhurbaşkanlığını ele geçireceksin gibi bir görev taksimi yapıyorlar. İşin talihsiz yanı da 27 Mayıs sabahı başarılı oluyorlar. Yönetimi ele geçiriyorlar, gasp ediyorlar. Türkiye başına gelen şey, çok garip, inanılmaz bir şey. 38 subayın çete kurarak, yönetimi ele geçirmesi gibi bir şey. İnanılmaz derecede ilkel, inanılmaz derecede mesnetsiz bir şey. Tarihi açıdan tam bir sapma var. O kadar aykırı bir şey ki, bizim 27 Mayıs düzeni dediğimiz düzen bu aykırı hadiseyi yerleştirmek, devam ettirmek için kurulmuş bir şey. Bir çetenin işgal ettiği devleti, yaşatabilmek için nasıl bir düzene ihtiyaç duyarsınız? Bir çete devleti nasıl varlığını sürdürebilir? İşte YÖK'üyle, Anayasa Mahkemesi ile, medya-devlet ilişkisiyle, ancak böyle bir sistemle yürütebilirsiniz bunu. 27 Mayıs'tan bugüne yaşadığımız aslında bu sürecin normalleştirilme, meşrulaştırılma sürecinden başka bir şey değil. 27 Mayıs düzeni, üç beş kişinin bir araya gelip devlet yönetimi ele geçirebildiğini gösterir bir düzen ise, orada hiçbir şeyin düzenli bir şekilde işlemesini temin edemezsiniz. 27 Mayıs Askeri darbesi deniliyor. 27 Mayıs bir askeri darbe mi? 27 Mayıs'ın bir askeri darbe olduğunu söylemek, asker darbe olduğunu savunmak, bugün de Ergenekon için çok uygun bir şey.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Mayıs bir askeri darbe değil, çete darbesidir. 27 Mayıs, Ordu'nun yaptığı bir darbe değil, öncelikle Ordu'ya karşı yapılmış bir darbe. 28 Mayıs sabahı Genelkurmay Başkanı'nı bir teğmen tekmeliyor. Ordu'nun kendi yapısına da bir itiraz bu. Aslında bu askeri darbe veya ordunun gerçekleştirdiği bir darbe olmaktan ziyade, Ordu içine yerleşmiş bir çetenin iktidarı ele geçirmesinden ibaret. Bu da bir diğer köşe taşı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'un arkasında Baasçı darbe modeli var&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon yapılanmasını, 27 Mayıs darbesini, o darbenin kurduğu düzeni, o darbenin mantığını, ideolojisini dikkate almadan değerlendirmek çok eksik olur. Bunların içinde hiç gözden kaçırılmaması gereken, 27 Mayıs darbesini yapanlarla bugünün Ergenekoncuları'nın savunduğu ideoloji. Bundan 49 yıl öncede Baasçılık darbeyi yapanlar tarafından savunuluyordu, Ergenekoncular tarafından da halen savunuluyor. Tam anlamıyla, Mısır Baasçı modeli, biraz sosyalist, büyük ölçüde ulusalcı, laik, anti-emperyalist, askerlerle aydınlar arasında dar bir ittifaka dönen bir model. Dar ittifakın devrimle, darbe yaparak yönetimi ele geçirmesini savunan ideoloji.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özel Harp Örgütlenmesi, Türk Kontrgerillası&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir başka köşe taşı, hepinizin çok yakından bildiği Özel Harp örgütlenmesi. 1952'de diğer NATO ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de Özel Harp örgütü kuruluyor. Bu örgütün mantığını, bu örgütün yaptıklarını anlamak için mutlaka soğuk savaş dönemini hatırlamamız gerekiyor. Hem ABD'nin hem Sovyetler'in elinde nükleer silah var. Birisi kullanırsa diğeri de kullanacak. Artık konvansiyonel savaşlarla yapılacak bir savaş ihtimali ortadan kalkıyor. Her iki taraf da kendi ideolojisini bir silaha dönüştürüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sovyetler sosyalist ideoloji ile taarruza geçiyor, ABD de hür dünyanın değerleri diye harekete geçiyor. Avrupa da bu savaşın yürütüldüğü kıta haline geliyor. Beşinci kol faaliyetleriyle Sovyetler, yerleşik halkın kendisinden taraf olmasını sağlayacak, içten içten fethedecek ülkeyi, ondan sonra halk ayaklanacak, kapitalizmi, ABD destekli yönetimi yıkacak, sosyalist bir yönetime geçilmiş olacak. Bu modele karşılık da ABD'de karşı örgütlenme içine giriyor. Sosyalizmin halk nezdinde itibar kazanmasını önleyecek operasyonlar yapıyor. Mesela sosyalistler tarafından yapılıyormuş gibi bombalama eylemleri yapmak. Bologna tren istasyonunda 180 kişinin öldüğü bombalı saldırı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sosyalistler tarafından yapıldığı söyleniyor, halk sosyalistlerden nefret ediyor. Bu da Özel Harp örgütlenmesinin bir çalışması. Gerilla tarzı savaş, şiddet eylemleri ile yürüyen bazı eylemler düzenleniyor. İtalya'da çok olmasının sebebi de İtalya Komünist Partisi'nin ve İtalya gladyosunun güçlü olmasıydı. Diğer ülkelerin hiçbirisinde komünist partiler bu kadar güçlü değil. Fransız Sosyalist Partisi çok daha erken bir zamanda çizgisinden ayrılıyor. En ciddi sorun İtalya. 1922'de İtalya'da Mussolini iktidara gelmeden önce, Sosyalistler kıl payı bir sosyalist devrimi kaçırıyorlar. Onun için gladyonun, gerilla örgütlenmesinin çok kanlı eylemleri oldu İtalya'da. 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'de çok hızlı bir değişim meydana geliyor. Bu hızlı değişim sürecinde sol hareketlerde meydana çıkıyor, 1960'lı yılların başında Türkiye İşçi Partisi kuruluyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;27 Mayıs Cuntası, Özel Harekat Dairesini kapatacaktı, Türkeş vazgeçirdi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Bizdeki Özel Harp Dairesi 27 Mayıs'a kadar Hükümet'in emrinde, Demokrat Parti kontrolünde. Kıbrıs eksenli çalışmalar yürütüyor sadece. Kıbrıs'ta suikastler düzenliyor, Kıbrıs'a silah taşıyor. Türk Mukavemet Teşkilatı'na silah, eğitim gibi imkanlar sağlıyor. 27 Mayıs'tan sonra, ki 27 Mayıs çetesi ile Özel Harp Dairesi arasında hiçbir ilişki yok, 27 Mayıs çetesi iktidara gelince Özel Harp Dairesi'ni kapatmak istiyor. Sonra fark ediyorlar bu örgütün nasıl işe yarayacağını, kullanmaya, destek olmaya başlıyorlar. Oradaki kilit isim Türkeş. Başbakanlık Müsteşarı iken Özel Harp Dairesi'ni kapatmak istiyor önce. Sonra Özel Harp Dairesi Başkanı ile konuşuyor, bu örgütün çok işe yarayacağını fark ediyor. Sonra bu teşkilata para sağlıyorlar. Özel Harp Dairesi, 27 Mayıs tecrübesi ile birleşerek, askerin siyaset üzerindeki kontrolünü, demokratik iktidarlar üzerindeki kontrolünü sağlayan bir araç olarak değer kazanıyor. 12 Mart'a giden yolda 9 Martçılar'ın, yani Madanoğlu cuntasının, 27 Mayıs modeliyle gerçekleştirmeye çalıştıkları darbe, Özel Harp operasyonu ile engelleniyor. 70'li yıllarda Özel Harp Dairesi, yükselen şiddeti kontrol etmek, büyük ölçüde de tırmandırmak görevini görüyor. En sonunda da 12 Eylül'e giden yolun taşları da büyük ölçüde bu örgüt tarafından döşeniyor. Akla, mantığa, sağduyuya aykırı bir şey. Biz bunun içinde yaşadığımız için, alıştığımız için, bize normal geliyor. Elinde silah olanlara, elinde silah var diye yönetme hakkını verirseniz, bunun adı nedir? Bir kere Orman kanunu gibi bir şey.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Darbe, medeni toplum olmayı reddetmektir&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Medeni bir toplum olmayı reddetmek demek. İnsani bir düzen içinde yaşamayı reddetmek demek. Güçlü olanın haklı olduğu, hukukun hiç olmadığı, elinde silah tutanların ülkeyi yönetme hakkına sahip olduğu, bunun da toplum tarafından meşru kabul edildiği bir düzen. İnsan doğasına aykırı bir şey. Hukuk dediğimiz şeye daha baştan sahip olmayı reddetmek gibi bir şey. Bütün bu anlayışı Özel Harp ile birleştirdiğiniz zaman buradan şu sonuç çıkıyor: Elinde silahı bulunduranların iktidarını, iktidar hakkını meşrulaştırmak için bu tür araçların kullanılması gerekiyor. Nedir bu araç? İşte Ergenekon'a giriş gibi. Her yanımızın düşmanlarla sarılı olduğu, her yandan bir tehdidin bizi yok etmek üzere beklediği, böyle bir tehdit ve tehlike karşısında Bekir Sami Bey'in söylediği gibi ancak hukuku iptal ederek, hukuka uyma mecburiyetini ortadan kaldırarak, lağvederek, kısaca o 27 Mayıs'ın kurduğu düzeni Kurtuluş Savaşı ile birleştirip, Ergenekon efsanesi ile buna mitolojik bir derinlik kazandırıp, sistematik hale gelen şiddeti temellendirmek, halk nezdinde bunun meşruiyetini sağlamak için Özel Harp türü örgütler vasıtası ile tıpkı İtalya'da gibi bir yapılanma ortaya çıkarıyorsunuz.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon bir örgüt değil, terörü de kullanan bir düzen denemesi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında Ergenekon bir örgüt değil bu anlamda, Ergenekon bir düzen. Tüm bu unsurlar yan yana geldiği zaman ortaya bir düzen çıkıyor. Bu düzen o vesayet düzenini kalıcı hale getiren bir şey. Bütün detaylarıyla çok yakından bildiğiniz bir terör örgütü şeklinde ortaya çıkan, en son silahlarıyla Alevi önderlerine suikast düzenleyip, Ermeni önderlerine suikast düzenleyip, sonra buna karşılık başkalarına suikastler düzenleyip, 'Asker gelse de şu işleri düzeltse' mantığını çıkarmaya çalışan bir örgüt mantığı ile karşı karşıyayız. Elindeki araçları iktidarı ele geçirmek üzere kullanan bir terör örgütü. Elindeki araçları devlet içinden temin eden bir terör örgütü. Bu ülkenin korunması için, bu ülkenin hukuk kuralları içinde ülkeyi koruması için, para verilen, yetki verilen bir kurumun içerisinden bir örgüt çıkıyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu örgüt o imkânları, o makamı iktidarı ele geçirmek, birilerine iktidar dayanağı sağlamak için çalışıyor. Bunun için halkı kamplara boğuyor, suikastler düzenliyor, kargaşa doğuruyor. Şimdi, başından itibaren, Ergenekon'un ortaya çıktığından beri, kişiler ve onun etrafından oluşmuş bir örgüt, örgüt şeması, bunlar ayrı bir şey. Ancak bunu bekleyen bir ideoloji var, bunu bekleyen bir tarih var. Efsaneler var. Bunların teşhir edilmesinin, üzerine gidilmesinin çok önemli olduğunu düşündüm. 27 Mayıs ile Ergenekon arasında bir bağ kurmadan, Soğuk Savaş dönemi ideolojisi ve araçları ile bugün arasında bir ilişki kurmadan, Ergenekon'u tam olarak anlamak mümkün değil. Bu örgüt bu çözülmedikçe devam eder, üzerine güçlü şekilde gidilmedikçe devam eder.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Genelkurmay Başkanı af hakkında konuşursa, hiçbir şey değişmez&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gazeteci soruyor Genelkurmay Başkanı'na soruyor: Af çıkacak mı PKK ile ilgili? Genelkurmay Başkanı, 'Affı düşünmüyoruz.' diyor. Bir Genelkurmay Başkanı'nın bunu söyleyebildiği bir ülkede süreç normal gitmiyor demektir. Bunun anormal olmadığını hissetmemiz, hissettirmemiz gerekir. Yoksa bu Ergenekon'un arkasında bu zengin dünya var oldukça Ergenekon'un bitirilmesi mümkün değil.Bu sefer kurumsal bir destek yok. 27 Mayıs'a bu yüzden çok benziyor. 12 Eylül'deki gibi hiyerarşiye bağlı bir yapı görünmüyor. Tümüyle bir çete söz konusu. 38 tane subayın başardığı işleri de bildikleri için kendilerine güveniyorlar. 1960 model bir araba düşünün bir de 2009 model bir araba. Bir de 28 Şubat tecrübesi var, başarısız bir tecrübe. Kurumsal olarak Genelkurmay Başkanı'na bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığı diye bir komutanlık var. Korgeneral tarafından yönetilen Korgenerallik düzeyinde bir kurum. Bu kurum yüksek nitelikli askerler yetiştiriyor, bordo bereliler diye bilinen askerler. Kuzey Irak'a gidenler, operasyona gidenler vesaire hep bunlar. Sayılarının çok olduğu da belli. Bunun içinde de bir daire, bir Albay tarafından yönetilen Özel Harp Dairesi var. Psikolojik Harekat Dairesi bunun içindedir mesela. Bu birim gerilla savaşı, Türkiye'ye yönelik bir gerilla savaşına karşılık vermek üzere kurulmuş bir birim.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yanlış çeviri yüzünden Türkiye'de Özel Kuvvetler Kuruldu&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;NATO konsepti içinde bir yapılanma bu da. Türkiye'de Amerikalıların NATO kurulduktan sonra yazdıkları bir yönergenin yanlış tercüme edilmesinin sonucu oluşmuş bir şey olduğunu söylemişti Avni Özgürel.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yani bizim 1960'lı,1970'li yıllarda yaşadığımız her şeyin bir tercüme hatası olduğunu iddia etmişti. Bu yanlış tercüme sonucunda, ülke dışına operasyon yapmak gerekirken, ülke içine operasyon yapıldığını söylüyor. 2006 yılının 6 Şubat'ında Genelkurmay'ın bir basın açıklaması var, Özel Harekat Dairesi ile ilgili. İçerisinde Özel Harp Dairesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Kontrgerilla lafızlarının geçtiği bir açıklama. Derin devlet ile giriyor, Özel Kuvvetler ile devam ediyor, Özel Harp Dairesi ile biten bir metin. Okusanız, bu kadar tutarsız bir metin olamaz. Önce Özel Harp Dairesi'ni reddediyor, sonra kabul ediyor. NATO standartlarında kurulmuştur, Bakanlar Kurulu kararı vardır bu konuda diyor o açıklamada. Bu örgüte karşı çıkmanın Türkiye'nin savunma refleksine zarar vereceğiniz söylüyor sonra. Soğuk Savaş bitti, haberin yok mu diye sorsanız verilecek bir yanıt yok. Soğuk Savaş sonrasında bir PKK ile mücadele ederken bir de siyaset tanzim ederken kullanılmak üzere varlığı sürdürüldü. BÇG denilen örgüt de işte bu dairenin içerisinde çalışıyor. Resmi olarak Genelkurmay'da yazılı hiçbir belge yok BÇG ile ilgili.Ancak bu örgütün yönettiği bir dönem yaşadı ama Türkiye.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'da sona gelinmedi ama artık geri dönüşü de mümkün değil&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ben sona gelindiğini düşünmüyorum ama geri dönülemez noktaya geldiğini düşünüyorum. Artık bunu geriye saramaz kimse. Artık Türkiye'de Zir Vadisi'nde çıkan silahların açıklanması lazım. Üstü kapatılamayacak, yok sayılamayacak noktada, kamuoyuna mal oldu. Bunlara mantıklı açıklamalar getirilmeli. Her şeyi kendi bağımsız dünyasında değerlendirirseniz, birçok hususun geleceğini görmemiz zorlaşıyor. Bir ceza davasının sonucuna ulaşması, sorumluların ceza alması gibi bir beklentimiz var. Diğer taraftan Türkiye'nin daha demokratikleşmesi lazım. Hukuk devleti normlarının yerleşmesi lazım. 27 Mayıs düzeninin alaşağı edilmesi lazım. Türkiye'de sistemin içinden Ergenekon'un temizlenmesi ancak bu yolla olacaktır. İtalya'daki Gladyo ile kıyaslanıyor bu yapı. İtalya'da bu işi sadece yargı yapmamıştı. Soruşturmalar açılmış, bakanlar, başbakanlar tutuklandı. Şimdi Türkiye'de Özel Harp Dairesi suç işliyor mu? İşlemiyor mu? Asker her şeyi kayıt altında tutar, bürokratik bir yapıdır, kayıt altında tutması gerekir sorumluluğu açısından. O kadar silah var, mühimmat var.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Özel Harekat, Genelkurmay ve Jandarma İstihbarat'ın Arşivlerine Girilmeli&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Öyleyse girin Özel Harekat Dairesi'nin arşivine, girin Genelkurmay İstihbarat'ın arşivine, girin Jandarma İstihbarat'ın arşivine, bakalım neler çıkacak? İtalya'da Gladyo ile ilgili en önemli bilgiler İtalya Silahlı Kuvvetleri'nin arşivinde çıkmıştı. Konunun böyle bir aşamaya gelmesi lazım. Buradan da iki sonuç çıkar. Birincisinde mevcut suçlular ortaya çıkarılır, yargılanır, ceza alır. İkincisinde Ergenekon tümüyle tasfiye edilir, ortadan kaldırılır.Şu an birinci sonucun devam ettiği görülüyor. Şu an sağını solunu, göze batan yerlerini budamak şeklinde görünüyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon yapılanmasının benzerleri Avrupa'da da var&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon adı Türk kontrgerillasının adı. İtalya'da neden Gladyo deniliyor? Fransa'da neden Rüzgar Gülü deniliyor? Yunanistan'da neden Koyun Postu deniliyor? Almanya'da neden Germen Harekatı deniliyor? Herkes kendi tarihinden bir isim alıyor. Bizimkiler de Ergenekon'u almışlar.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'un lobi kanadı halen varlığını muhafaza ediyor&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'un iki kısmı var. Bir operasyon birimi var. Elinde silah tutanların oluşturduğu kısmı. Terör diyoruz, bir de terör denildiğinde unutuyoruz. Terör, siyasi amaçlı cinayet işlemektir. Niçin cinayet işliyorlar? Siyasi hedeflerine ulaşmak için. Ama bunlar akıl değil. Şiddet eylemlerinin emir ve talimatını verenleri birbirinden ayırmak lazım. Bu daireler kesişir. Bir diğer kısmında da Mason Locaları gibi, Encümen-i Daniş gibi lobi faaliyetleri yaparlar. Legal, meşru siyasi operasyonları yürütürler. Gidip medya patronları ile konuşurlar, yurtdışından bir araştırma enstitüsüne bir beyanat patlattırırlar, Binnaz Toprak'a bir araştırma yaptırıp mahalle baskısını anlattırırlar. Bunların hepsi yürütülen psikolojik harekatın bir parçasını oluşturuyor. Ancak bu lobilerde kendisini korumak isterler. Şiddet ile uzaktan yakından alakası yok gibi bir görüntü çizerler.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'un Türk Gladyosu olduğunu herkes biliyor, Savcı'nın iddiası da bu yönde&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hukuki olarak isimlendireceğimiz şey Savcı'nın yürüttüğü mantık. Diyor ki Savcı, Ümraniye'de ele geçen bombalar ele geçirildi. Bunu soruşturduk, şu noktaya geldik. Bilgiler elimize geldi, araştırdık, karşımıza böyle bir yapı çıktı delillerden ortaya çıkınca. NATO'nun kurdurduğu Özel Hareket Dairesi'nin yoldan çıkmış şeklidir deniliyor iddianamede. Örneğin, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın antetli kağıdını kullandığı belirtiliyor Ergenekon'un iddianamede. Türk gladyosunun adının Ergenekon olduğunu da zaten herkes biliyordu neredeyse.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devlet ya çok beceriksiz ya da katliamın faili&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;1 Mayıs 1977'de 33 kişi öldürüldü Taksim'de. Burada iki ihtimal var. Birincisi, bizim devletimiz o kadar beceriksiz bir devlet ki çatılardan ateş eden, alenen katliam yapan failleri yakalayamıyor. İkincisi de bu katliamı bizzat devlet yapıyor. İnsan böyle bir mukayese ile bakıyor hadiseye. Ogün Samast'ın Hrant Dink'i öldürmesinin planlı bir cinayet olduğu ortaya çıktı. Sonra da statlarda 'Hepimiz Ogün Samast'ız' demeye başladı insanlar. Bir başka örnek Mersin'de şu bayrak yakma hadisesi. Çıktı ortaya onu kimin yaptığı. Ondan sonrada bayrakları kapan sokağa fırladı. Hiçbirisi bu örgütlerin bir parçası değil. Herkes gönüllü olarak katılıyor bu sürece. Ama şartlar oluşturuluyor burada. Güngören'e bomba koyuyorsanız, arkasında muhakkak derin bir akıl vardır, mutfak çalışması vardır.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon, ABD'nin soruşturmayı desteklemesinden korkuyor&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon soruşturmasının arkasında Amerikalıların olması ihtimali Ergenekoncuları çok korkutuyor. İşte Kemal Gürüz, 'Ben Amerikancıyım' diyor. Ancak ortada Amerika'nın Avrasyacılar gibi bir gruba karşı koyduğunu düşünmüyorum. Çünkü Türkiye'nin öyle Avrasyacılık diye bir seçeneği de yok zaten.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Analitik Bakış
&lt;/p&gt;</description><category>röportajlar, ergenekon, ahtapot, ittihat ve terakki, turk, derin devlet, özel harp, özel kuvvetler, tablo, yakup kadri karaosmanoğlu, şifreler, siyaset, mümtazer türköne, analitik bakiş, türkeş, terör örgütü</category><pubDate>11 Feb 09 20:32:50 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1359/33467/ERGENEKON%27UN%20D%C3%9CN%C3%9C%20%20VE%20BUG%C3%9CN%C3%9C</guid></item><item><title>JİTEM'de ‘sır ölüm'ler!</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1364/30646/J%C4%B0TEM%27de%20%E2%80%98s%C4%B1r%20%C3%B6l%C3%BCm%27ler%21</link><description>&lt;p&gt;JİTEM'de ‘sır ölüm'ler!&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İtirafçı Abdülkadir Aygan'ın açıklamalarının ardından gelen; eski JİTEM'ci Albay Abdülkerim Kırca'nın ‘şüpheli intiharı', kilit noktalarda görev yapmış, diğer JİTEM'ci komutanların sır ölümlerini akıllara getirdi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://www.habervaktim.com/resim/resim53838_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
İsmi Güneydoğu'da işlenen faili meçhul cinayetlerle gündeme gelen JİTEM Diyarbakır eski Bölge Komutanı Albay Abdülkerim Kırca'nın, Ankara Güvercinlik Askeri Lojmanları'ndaki şüpheli intiharı, akıllara kilit noktalarda görevlerde bulunan diğer komutanların sır ölümlerini getirdi. JİTEM hakkında çok önemli bilgilere sahip komutanların ölümleri, bugün Ergenekon operasyonu ile tekrar anılırken, sivil toplum örgütlerinden ve uzmanlardan, “Bu kuruluş içinde aktif görevlerde bulunan duyarlı insanlar; ‘Çıkın konuşun ve tarihe ışık tutun. Bu insanlar deşifre edemedi ama siz onurunuzla ülkenin yarınlarına hizmet edin. Yargıya yardımcı olun. Gerçek vatanseverlik budur' ” çağrısı geldi. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;“ERGENEKONCULAR SUSUYOR SİZ SUSMAYIN”&#13;
JİTEM'in önemli sırlarına sahip olan kurucularından Ergenekon sanığı emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük, Jandarma Tuğgeneral Levent Ersöz, Albay Hasan Atilla Uğur, Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Albay Arif Doğan'ın bugüne kadar faili meçhul cinayetler, ceset kuyuları ve finansal kaynak olarak ETÖ'nün kullandığı iddia edilen uyuşturucu ticareti hakkında tek kelime etmeyerek, “Bu ülkeye ihanet ettikleri”ni belirten uzmanlar, Ergenekoncuların “Devlet sırrı” diyerek yıllardan bu yana başta terör olmak üzere birçok konuda ülkenin sorunlarını çözümsüz hale getirdiklerini söylediler. &#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;YAZARIMIZ KARAKAYA'NIN “JİTEM SORULARI” HATIRLATILDI&#13;
Önceki gün yazarımız Hasan Karakaya'nın yazısında, “Genelkurmay, Kırca'nın ‘sanık sandalyesi'ne oturması için 16 yıldır niye hiçbir şey yapmadı?.. Niye hala Kırca'yı yargılayacak mahkeme aranıyor?.. Sadece hazırlık soruşturması niye 12 yıl sürdü?..” şeklinde sorularını hatırlatan Demokraside Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Bozdemir, “Kamuoyu bu soruların cevabına cevap ararken Genelkurmay'ın duyarlı medyayı ‘yargısız infaz' yapmakla suçlaması kabul edilir bir durum değildir. Artık derhal kişilerin değil milletin çıkarları dikkate alınarak geçmişte karanlıkta kalan olayların aydınlatılması için herkes sorumluluk almaktan çekilmemelidir. Masada komada yatan bir hasta var. Ona kan vermek her insanın boynunun borcudur. O dönemde görev yapan tüm güvenlik görevlileri, siyasetçiler hatta bölgede olup bitenden haberi olan duyarlı vatandaşlar savcılığa başvurarak, ‘çocuklarımızın geleceği için' hayırlı bir işin altına imza atmalıdırlar. Bildiklerini anlatmalıdırlar. Kimse bizi JİTEM Komutanlarının ölümlerinin tesadüf olduğuna da inandıramaz. Ergenekoncular, ölüm kuyuları, uyuşturucu ağı ve faili meçhuller hakkında ‘ülkeye ihanet edercesine' konuşmuyor… Peki siz neden susuyorsunuz? Hukuk ve demokrasi adına ideolojilerinizi bir kenara bırakıp yargıya yardım edin. Gerçek vatanseverlik budur. Askerin de görevi Ergenekoncuları korumak değil, hudut sınırlarını korumaktır” diye konuştu.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SORUN ORDUNUN İÇE KAPANIKLIĞI&#13;
Uzun yıllar Milli Güvenlik Akademisi'nde ders veren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Hasan Köni de sorunun temel kaynağını ‘ordunun içine kapalı bir yapı' olmasına bağlıyor. JİTEM'in varlığının ordu tarafından kabul edilmediğini hatırlattığımız Köni, “Köy koruculuğu da sistemin dışında bir olaydır. Askeri nizamnamede, ‘Kürt vatandaşların bir kısmı silahlandırılarak diğerlerine karşı kullanılacak' diye bir kural yok. Özel savaş yöntemleri olarak kullanılan yapılar bunlar. Yani aslında farkları yok. Ama her şey değişim ile düzelecek. Sancılı oluyor. Sancılı olmasının nedeni ise yenilik ile birlikte birilerinin toplumun gerisine atılacak olması… Kimse geride kalmayı istemeyince de tartışmalar alevleniyor. Farklı sınıflar ortaya çıkınca diğerleri başlıyor ağlamaya. Söz konusu direnişin temeli budur.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;VARLIĞI İNKAR EDİLEN JİTEM, ERGENEKONDA&#13;
Öte yandan varlığı inkar edilen JİTEM, Veli Küçük'ün evinde yapılan aramalarda da ortaya çıkmıştı. Belgelerde, Ergenekon'un JİTEM aracılığı ile sivil halka da ulaştığı belgelenmişti. Ergenekon tutuklusu Veli Küçük'ün evinde bulunan "Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi" raporu JİTEM'in sır perdesini aralayan ayrıntılar var. Projede, JİTEM, Ergenekon'un içinde karşılaşılan sorunların çözümünde bir referans olarak gösteriliyor.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İŞTE JİTEMCİ KOMUTANLAR VE SIR ÖLÜMLERİ&#13;
Tuğgeneral İsmet Yediyıldız bir trafik kazasında ölürken, Binbaşı Cem Ersever ölü bulundu. Emekli Albay Abdülkerim Kırca ve Tunceli Jandarma Komutanı Albay Kazım Çillioğlu intihar etti. Jandarma Asayiş Kolordu Komutanları Korgeneral İsmail Selen ve Hulusi Sayın da cinayete kurban gitti.&#13;
&lt;a name=wiki_anchor0&gt;&lt;/a&gt;&lt;h6&gt;=====&lt;/h6&gt;&#13;
&lt;p&gt;DTP'den JİTEM için araştırma önergesi&#13;
Demokratik Toplum Partisi (DTP), JİTEM'in uygulamalarının araştırılması için hazırladığı Meclis araştırma önergesini, TBMM Başkanlığı'na sundu. Şırnak Milletvekilleri Sevahir Bayındır ve Hasip Kaplan, Parlamento'da basın toplantısı düzenleyerek, araştırma önergesinin içeriği hakkında bilgi verdi. Çetelerle mücadele etmeye devam edeceklerini ifade eden Bayındır, “Silopi kayıpları” hakkında yaptığı konuşmaya, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in tepki gösterdiğini hatırlattı. Bayındır, “Gündeme getirdiğimiz iddialar, yerli yersiz değildir. Meclis'i göreve çağırmak görevimizdir. Görevimizi yapıyoruz” dedi. Hasip Kaplan da JİTEM'in Silopi'de kurulduğunu ve BOTAŞ tesislerinde üslendiğini iddia etti. JİTEM'in bugüne kadar kabul edilmediğini, oysa işlenen faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarıldığını savunan Kaplan, konunun araştırılmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ASLAN DEĞİRMENCİ-VAKİT&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;YORUM :&#13;
 JİTEM in yaptığı cinayetler sır değildir.Esas sır olan JİTEM in yaptıklarının netice itibariyle daima PKK ya yaramış olmasıdır.JİTEM in yaptığı cinayet ve işkenceler PKK terör örgütüne meşruiyet kazandırmıştır.Hatta Abdullah Öcalan ın ifadesiyle kimi yerlerde yirmi yıl çalışmakla ( yalan ve dolan dolu propagandayı kastediyor ) PKK tarafına halkın geçirilemeyeceği yerlerde bu JİTEM in yaptıkları sonucu insanlar hemencecik PKK  taraftarı olmuşlardır.&#13;
     Zeynelabidin
&lt;/p&gt;</description><category>xeverye siyasi, siyasi haberler, derin haberler, jitem, derin çete, derin devlet, dtp, ergenekon, ordu, içe kapanıklık, vakit gazetesi, yargı, Ölüm, teror, bölücü terör, kürt sorunu, işkenceler, ölüm kuyuları, intihar</category><pubDate>24 Jan 09 17:22:43 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1364/30646/J%C4%B0TEM%27de%20%E2%80%98s%C4%B1r%20%C3%B6l%C3%BCm%27ler%21</guid></item><item><title>Ergenekon'u KAPATTIRAN Belge</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2498/Ergenekon%27u%20KAPATTIRAN%20Belge</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Ergenekon'u KAPATTIRAN Belge&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
20 Ocak 2009 13:35&lt;br /&gt;&#13;
İşte 2001'de Ergenekon'a "hiçbir şey yapılmamasını" emreden o "gizli" ve "resmi" belge.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Milliyet, Tuncay Güney’in 2001’de İstanbul Emniyeti’nde verdiği ifadeden yola çıkılarak başlatılan ilk Ergenekon ön çalışmasının nasıl bitirildiğini anlatan belgeye ulaştı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Tuncay Güney’in iddialarıyla ilgili olarak 2001’de başlatılan ilk Ergenekon “ön çalışma”sını yürüten dönemin Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şubesi’nden yeterli bilgi gelmediği gerekçesiyle çalışmayı bitirmişti. &lt;br /&gt;&#13;
Bu ilk araştırmayı örtbas etmekle suçlanan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, Ergenekon operasyonlarının 9. dalgasında “Ergenekon terör örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla tutuklanmıştı. &lt;br /&gt;&#13;
Milliyet, Güney’in 2001 yılındaki iddialarıyla ilgili olarak başlatılan çalışmayı bitiren, Savcı Muzaffer Yalçın imzalı o belgeye ulaştı. Belgeye göre, Ergenekon’un ilk (ön) soruşturması şöyle başladı:&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Timur Büyükölmez isimli bir kişi, Asayiş Şube Müdürlüğü’ne başvurarak dolandırıldığı iddiasıyla Tuncay Güney ve arkadaşları hakkında şikâyette bulundu. Güney, 2 Mart 2001’de gözaltına alındı ve evinde yapılan aramalarda 4 çanta içinde dolandırıcılık iddiasıyla ilgisi olmayan evrak bulundu. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Güney’in evraklarla ilgili olarak Veli Küçük’ün liderliğindeki bir suç örgütünden bahsetmesi üzerine, konu 15 Mart’ta Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne iletildi. Konuyu değerlendiren Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı’na başvurarak “projeli çalışma” için izin istedi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
‘Susurluk’la bağlantılı’&lt;br /&gt;&#13;
Başsavcılık bu izni vererek konuyla ilgili olarak da savcı Muzaffer Yalçın’ı görevlendirdi. Başsavcı Aykut Cengiz Engin, savcı Yalçın’a gönderdiği 16 Mart 2001 tarihli görevlendirme yazısında “İddiaların Susurluk olayı ile ilgili bulunması sebebiyle evveliyatına eklenerek, kanuni gereğinin takdir ve ifası rica olunur” dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Alınan “ön çalışma” izni sonucunda çalışmaya başlayan Adil Serdar Saçan’ın yönettiği Organize Suçlar Şube Müdürlüğü, DGM’nin ön çalışma izni veren yazısını ve Güney’den ele geçirilen belge ve bilgileri aynı gün İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne gönderdi.  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Saçan, soruşturmanın başlamasından 5 ay sonra, 22 Temmuz 2001’de, İstihbarat Şubesi’ne tekrar bir yazı yazarak Güney’in iddialarıyla ilgili olarak nasıl bir çalışma yaptıklarını sordu. İstihbarat Şubesi ellerinde herhangi bir bilgi ya da belgenin olmadığını, herhangi bir telefonun dinlenip kayıt altına alınmamış olduğunu bildirdi.  &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yalçın: Son verilmesi uygundur&lt;br /&gt;&#13;
İstihbarat Şubesi’nin yaptığı çalışmalarda herhangi bir sonuca ulaşamadığını belirtmesi üzerine 14 Kasım 2002’de DGM Başsavcılığı’na tekrar “çok gizli” ibareli bir yazı yazan Saçan, yapılan çalışmalar sonucunda Güney’in iddialarına yönelik olarak herhangi bir suç unsuru durumu tespit edilemediğini belirterek başlatılan ön çalışmaya son verilmesi konusunda “çok gizli” ibareli bir yazı yazdı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Güney’in iddiaları üzerine Veli Küçük ve Ergenekon hakkında başlatılan ilk ön çalışma  aynı gün ilgili Savcı Muzaffer Yalçın’ın imzası ve “Son verilmesi uygundur” notuyla bitirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte Savcı Muzaffer Yalçın’ın “Son verilmesi uygundur” yazısıyla soruşturmayı bitirdiği belge...&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;img src="http://www.aktifhaber.com/images/news/88636.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aktifhaber
&lt;/p&gt;</description><category>xeveri, havadisi, haberler, ergenekon, Çete, derindevlet, demokrasi, hak, hukuk, insan hakları, aktifhaber, adil serdar saçan, ergenekonun sonu, siyaset</category><pubDate>20 Jan 09 18:11:10 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2498/Ergenekon%27u%20KAPATTIRAN%20Belge</guid></item><item><title>Encümen-i Daniş'deki büyük çelişki!</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1364/29770/Enc%C3%BCmen-i%20Dani%C5%9F%27deki%20b%C3%BCy%C3%BCk%20%C3%A7eli%C5%9Fki%21</link><description>&lt;p&gt;BİRBİRLERİNİ YALANLADILAR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
Encümen-i Daniş'deki büyük çelişki!&#13;
Ahmet Necdet Sezer'in Encümen-i Daniş hayranlığı...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Encümen-i Daniş toplantılarında alınan kararların kimlere gönderildiği tartışmaya neden oldu. Orgeneral Kıvrıkoğlu Gül'e gönderdik derken, emekli Büyükelçi Türkmen 'göndermedik' dedi...&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan emekli Orgeneral Tuncer Kılınç'ın sorgusunda "Encümen-i Daniş"le ilgili sorulara muhatap olması dikkatleri bu yapının üzerine çekti. Üst düzey emekli kamu görevlilerinin yer aldığı toplantılarla ilgili yapılan çelişkili açıklamalar kafaları karıştırdı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu toplantıda alınan kararları Cumhurbaşkanı Gül'e Başbakan olduğu dönemde ilettiklerini belirtirken, emekli Büyükelçi İlter Türkmen ise Gül'e hiç göndermediklerini açıkladı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sezer beğeniyordu&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Encümen-i Daniş toplantılarıyla ilgili ilk açıklamayı eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Gazeteci Fikret Bila'ya yaptı. Encümen-i Daniş'in 1850’den beri var olan bir gelenek olduğunu öne süren Karadayı, toplantılara üst düzey görevlerde bulunmuş insanların katıldığını ve ülke meselelerini konuştuklarını aktardı.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Karadayı, 15 günde bir yapılan toplantıda konuşulanları Encümen-i Daniş'in halen başkanlığını yürüten Sefa Reisoğlu'nun kaleme aldığını ve daha sonra bunları Cumhurbaşkanı ve Başbakanlara gönderdiklerini söyledi. Karadayı, Ahmet Necdet Sezer'in bunları çok faydalı bulduğunu dile getirdi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gül’e gönderilmedi&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Genelkurmay eski Başkanı Org. Kıvrıkoğlu ise toplantı raporunu Başbakan Erdoğan'a göndermediklerini ancak başbakan olduğu dönemde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gönderdiklerini söyledi. Kıvrıkoğlu'nun 'Gül'e gönderdik" ifadesine Encümen-i Daniş üyesi eski Büyükelçi İlter Türkmen yalanladı. Türkmen, Başbakanlara Cumhurbaşkanlarına gönderilen toplantı raporunu Gül'e hiç göndermediklerini söyledi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;BÜYÜKANIT’I TOPLANTILARA ÇAĞIRMADILAR&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Finansmanı üyelerin yaptığını ve destek almadıklarını kaydeden emekli Büyükçeli İlter Türkmen, oluşuma 3 eski genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, İsmail Hakkı Karadayı ve Necdet Üruğ'un üye olduğunu söyledi. Türkmen, Ergenekon sanığı eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur'un da Encümen-i Daniş toplantılarının birkaçına katıldığını söyledi. Bu arada 2008'de emekliye ayrılan Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın Encümen-i Daniş'e çağrılmadığı öğrenildi.&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&#13;
18.Ocak.2009 00:32:02
&lt;/p&gt;</description><category>encümen-i daniş deki büyük çelişki, derin devlet, ergenekon, Çete, encümeni daniş, danişmanlar meclisi, orgeneralller, cumhurbaşkanı, karadayi, kivrikoğlu, siyasi haberler, derin çete</category><pubDate>18 Jan 09 08:05:55 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/blog/1364/29770/Enc%C3%BCmen-i%20Dani%C5%9F%27deki%20b%C3%BCy%C3%BCk%20%C3%A7eli%C5%9Fki%21</guid></item><item><title>"Ergenekon, Kontrgerillanın Siyasallaşmasıdır!"</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1310/2484/%22Ergenekon%2C%20Kontrgerillan%C4%B1n%20Siyasalla%C5%9Fmas%C4%B1d%C4%B1r%21%22</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;"Ergenekon, Kontrgerillanın Siyasallaşmasıdır!"&lt;br /&gt;&#13;
"Ergenekon'un içinde dört katman var. Birinci katman formel dediğimiz yapı. Bunun içinde devlet kurumları bulunuyor. Bunların hem çok güçlü hem de yasal sınırları var. Örneğin askeri karargâh... Ergenekon, kontrgerillanın sistemleşmesidir." &lt;br /&gt;&#13;
12.01.2009 13:23&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ali Bayramoğlu, Ergenekon operasyonu üzerine Sabah Gazetesi'ne röportaj verdi. İşte Bayramoğlu'nun 'Ergenenekon 4 katmandan oluşan bir network' dediği açıklamaları: &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'un son dalgasında önemli isimler gözaltına alındı. Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, emekli orgeneraller Tuncer Kılınç ve Kemal Yavuz, muvazzaf subaylar ve Susurluk'un kilit ismi İbrahim Şahin. Ardından Şahin'in evinde bulunan krokiler doğrultusunda yapılan kazılar sonucu silahlar, patlayıcılar ve mühimmat bulundu. 1990'lı yıllarda İtalya ve diğer NATO ülkelerinde yaşanan sahnenin neredeyse aynısı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Batı ülkelerindeki bu yapılar dağıtıldı. Sorumluları yargılandı; bırakın generalleri, polis şeflerini başbakanlar, cumhurbaşkanları bile sanık sandalyesine oturdu. Türkiye hariç. Susurluk bunun için bir adımdı ama üstü örtüldü. Şimdi Ergenekon tam bu yolda ilerliyor. Ergenekon, Susurluk ve kontrgerillanın devamı mı? Nasıl bir yapısı var? Amaçları ne? Bu soruları yıllardır bıkmadan, usanmadan çeteler ve kontrgerillaya karşı yazılar yazan Ali Bayramoğlu'yla konuştuk. Yeni Şafak yazarı Bayramoğlu, bu konuları Türkiye'de en iyi bilen isimlerden biri. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; "Ergenekon'un ne olduğunu anlamadık" deniliyor. Gerçekten bu kadar farklı isimler nasıl bir araya gelebiliyor? Nasıl oldu bu, nedir Ergenekon? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bu konuda bir kanaatim var. Bir kere herkesin bildiği gibi devletin içinde devletin kontrolünde ama resmi olmayan şekilde faaliyet gösteren bir yapılanma var. Türkiye, 1999'dan itibaren Ecevit, Bahçeli ve Mesut Yılmaz hükümetiyle AB sürecine yaklaştı. MHP'nin idam cezasının kalkmasına onay vermesiyle başlayan anayasa değişikliği 2002'deki genel seçimlerden sonra hızlı bir reform politikasına dönüştü. Bu politikaların, devletin yapısını etkilediğini görmeye başladık. Bu dönem çok kritik bazı değişimler kadar kritik dirençlere de yol açtı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ergenekon bu dönemde mi oluştu? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"Genç subaylar rahatsız" manşeti, paşalar arasındaki ayrışmalar, Mümtaz Soysal'ın New York'taki Kıbrıs Zirvesi'nde koridorlarda "Biraz sonra muhtıra geliyor" diye bağırdığı iddiaları... Bütün bunlar içeride bir hareketlilik olduğunu gösteriyor. Arkasından Özden Örnek'in günlükleri yayınlanınca bunlar teyit oldu. Andıçlar yayınlandı. 28 Şubat'ın ürünü olan sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirmek suretiyle bir tür korporatist sivil toplum yapısı yaratma çabası oldu. Bu para-militarist yapı içinde bazı üniversiteleri, üniversite rektörlerini görüyoruz. Direncin sivil toplum örgütleri düzeyinde militarist bir merkez tarafından örgütlendiği öyküsünü bu andıçlarla gördük. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Darbe girişimi iddiaları 2004'te. Tekrar ne zaman ortaya çıktı? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Hrant Dink cinayetiyle bu yapı yeniden sistemin içine girdi. Direnç politikaları öyle bir noktaya geldi ki 2004'te siyasete müdahaleye hazırlanmış, bunun altyapısını oluşturmuş bir aktörler sistemi 2007'de aynı mekanizmayı devreye soktu. Ergenekon'da bir darbe, bir yıkma geleneği söz konusu. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Nelerin değişmesinden rahatsızlar? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Türkiye'nin değişimi sadece devleti değil toplumu da etkiledi. Ermeni meselesini konuştuk, Kürt sorununda PKK'nın yerine sivil toplum örgütleri çıktı. Burada bağımlı veya bağımsız vurucu tim, serseri tim, Susurluk eskisi, emekli paşalar gibi bu değişime karşıt olanların hepsi oluşan yapı içinde kendilerine yer buldu. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Peki, nasıl örgütlendiler? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İşte burada kurumları görmeye başladık. Bu formel yapılar direnmeye başladı. Asker, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi gibi... Bir de enformel bir şekilde başka gruplar iletişime geçti. Direnç gösteren gruplar arasında temaslar başladı, kendiliğinden bir direnç örgütlendi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ergenekon'un nasıl bir yapısı var? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Yine kanaatime göre söylüyorum. Şimdi Ergenekon'un içinde dört katman var. Birinci katman formel dediğimiz yapı. Bunun içinde devlet kurumları bulunuyor. Bunların hem çok güçlü hem de yasal sınırları var. Örneğin askeri karargâh. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ergenekon kontrgerilla mı? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kontrgerilla bir dönem sistemin ve devletin içinde yuvalanmış yarı resmi çetelerdi. Bu çetelerin asıl işlevleri istenmeyen politik ve sosyolojik unsurları yasadışı imkânlarla bertaraf etmekti. Bu kez aynı kontrgerilla örgütü sistemi yeniden inşa etmek işlevine soyundu. Sadece istenmeyen grupları bertaraf etmek yerine bütün devlet yapısını değiştirmek, iktidara el koymak gibi yapılanma içine girdi. Ergenekon budur. Ergenekon ile Susurluk'un farkı da budur. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Susurluk'un devamı mıdır? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Aynı örgüttür, aynı yapıdır. Büyük bir süreklilik vardır. Ama Susurluk, Kürtleri imha etmeye, durdurmaya yönelikken, Ergenekon devletin tümünü yeniden yapılandırmak, ele geçirmek siyasi iktidarı ve değişimi tersine çevirmek üzerine kurulu daha büyük bir hamledir. Dolayısıyla Ergenekon, kontrgerillanın siyasallaşması ve sistemleşmesi olarak karşımıza çıkıyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Diğer ülkelerdeki Gladio örgütlerine benziyor mu? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
İtalya'da da aynen böyleydi. Ana kumanda genellikle asker ve istihbarat örgütlerinde. Burada vurucu timler çok önemli. Sonuçta insanları bu timler öldürüyor. Ama asıl beyin dokusu önemli. İki yapı arasında en büyük bağ bugüne kadar JİTEM'di. Ergenekon, JİTEM'den daha kuvvetli bir bağ olduğunu gösteriyor. Bir de Ergenekon çok ciddi, çünkü cumhuriyet tarihinin davası. İkincisi cumhuriyet tarihinin en büyük kalkışması. Bu Türkiye'yi bugüne kadar izlediği tarihsel raydan çıkaracak kadar büyük bir kalkışma arayışı. Batı'dan kopmaya yönelik dili üreten Avrasyacı paşaların yaklaşımını öyle detaylı bir şekilde globalleşme içinde değerlendirmeye gerek yok; çok açık bir şekilde "Batı bana kötü geliyor. Bundan uzaklaşmalıyım çünkü beni rencide ediyor. Benim çıkarımla onun çıkarı tutmuyor" deniliyor. Bunun dışına çıkarak daha içe kapanık, daha totaliter ve AK Parti'nin varlığından hoşlanmama gibi arayışa giriyor &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
STRATEJİLERİ EMEKLİ PAŞALAR BELİRLİYOR &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Ergenekon yapısının ikinci katmanında kimler var? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Emekli paşalar. Stratejiyi bunlar belirliyor. Üçüncü katmanda ise vurucu timler dediğimiz tetikçileri görüyoruz. Veli Küçük, Muzaffer Tekin, İbrahim Şahin gibi. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Son katman? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
Onlarla ilgili kanaattim çok net değil. Ya işin içindeler ya da sempatizanlar. Dördüncü grubu ikiye ayırmak lazım. Birincisi naifler. Bunlar, "Darbe olsa Türkiye kurtulur" diye düşünenler. Ama soruşturmaya takıldılar. İkincisi ise basın ayağı. 2004'ün en önemli olayı kamuoyu seferberliği etrafında yapılan basın organizasyonudur. Bu dönemde belli çizgideki TV kanalları pıtırak gibi ortaya çıktı. Bunların hangisinin kendiliğinden yayına başladığı, hangisinin de bu sistem için üretildiğini bilmek mümkün değil. Bir gazetenin yapılanması var; eskiden MİT'le, jandarma teşkilatıyla bağlantılı isimler burada birikti. Bu medya organizasyonun önemli bir ayağı da Cumhuriyet gazetesi. Bu işin merkezi. Merkez derken direncin merkezini kastediyorum. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Kim yönlendiriyor bu grupları? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"1 numara, 2 numara" gibi ilginç ama biraz da gayriciddi iddialar var... Bir merkezin olduğunu düşünmüyorum. Zaten bu tür yapılanmalarda merkezin olması riskli. Değişime direnen Susurluk artıkları, mafyanın bir kısmı, emekli generaller zamanla bütün içinde hareket etmeye başladı. Bu bir network. Bu networkun içinde birebir temas kolaydır. Merkezi yoktur. Ama yanılıyor olabilirim de. Savcı, merkezin olduğunu söylüyor. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Bulunan silah depolarını nasıl açıklayabiliriz? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Zaten bunların birbiriyle temasından sonra bir dizi eylem ve girişim görüyoruz. 2007'de vesayetçi rejim, en büyük kalesini kaybetmeyle karşı karşıya geldi; Cumhurbaşkanlığı. Cumhuriyet mitingleri oldu. Arkasından muhtıra geldi. İddialara göre, bu tetikçi gruplar 2009-2010'a doğru toplumsal gerilimi tırmandırarak, üniversitelerin ve sokaktaki insanların direncini iktidarı alaşağı etmeye doğru götürecekti. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Silahlar davaya burun kıvıranların tavrını değiştirir mi? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Kafalarını karıştırdı. Bununla birlikte şimdi de Ergenekon davasını ikiye ayırmaya başladılar; birincisi Susurluk bağlantısı. İkincisi ise 'AK Parti'nin siyasi manevrası olan Ergenekon.' Orgeneraller, eski Başsavcı ve eski YÖK Başkanı'nın gözaltına alınmasının başka bir amaç etrafında olduğunu düşünen bir anlayış var. Ama o anlayış değişecektir. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
BELKİ, AĞAR DA KONUŞACAK &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Biraz Susurluk dönemi faaliyetleri Ergenekon dosyasının dışında kalmıyor mu? &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon'da soruşturma ve kovuşturma paralel yürüyor. Bence daha çok silah deposu ve insanın ilişkisi çıkacaktır. Hatta Susurlukçu siyasetçilerin de sanık sandalyesine oturmayacağının garantisi yoktur. Mehmet Ağar yeniden yargılanmaya başlandı. Kazılarda üstü kazınmış Uzi silah mermileri çıktı. Bunlar Ağar'ın yazıyla Korkut Eken'e "Bunları Çatlı'ya ver" dediği silahlardan mı? Ağar, "Doğru ama devlet sırrıdır diye cevap veremem" demişti. Şimdi söylemek zorunda kalacak mı? Belki de Mehmet Ağar konuşacak. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;ul&gt;&lt;li&gt; Sabih Kanadoğlu, Kemal Gürüz gibi isimlerle İbrahim Şahin'in aynı soruşturmada yer alması çok eleştiriliyor... &lt;br /&gt;&#13;
&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;
&lt;br /&gt;&#13;
İtalya Başbakanı Andreotti ile tetikçi mafya lideri de aynı davada yargılandı. Cumhurbaşkanı, generaller tutuklandı. Eski YÖK Başkanı ile tetikçinin aynı davada yargılanması mümkün. Ben o YÖK Başkanı'nın elinde pankartla "Ordu göreve" diye yürüdüğünü hatırlıyorum. Eleştiriler anlamsız. Yalçın Küçük ve Nurseli İdiz'in alınması davayı sulandırıyordur, ancak esası gözden kaçırmamak önemli. Savcı da hata yapıyor olabilir ama suni gerekçelerle davayı anlamsızlaştırmaya çalışmak doğru değil. &lt;br /&gt;&#13;
SABAH GAZETESİ&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>ergenekon, kontrgerillanın siyasallaşmasıdır, kontrgerilla, operasyon, Özgürlük, sulandirma, derin çete</category><pubDate>13 Jan 09 18:56:41 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1310/2484/%22Ergenekon%2C%20Kontrgerillan%C4%B1n%20Siyasalla%C5%9Fmas%C4%B1d%C4%B1r%21%22</guid></item><item><title>Şahin: "YARSAV, YARSAP olmuştur!</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2482/%C5%9Eahin%3A%20%22YARSAV%2C%20YARSAP%20olmu%C5%9Ftur%21</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;Şahin: "YARSAV, YARSAP olmuştur!&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
"YARSAV Başkanı Eminağaoğlu'nun ağır ithamlarla dolu açıklamalarının muhataplarından biri olan Adalet Bakanı Mahmet Ali Şahin'den beklenen cevap gecikmedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Bakanlık çıkışında basın mensuplarının Ergenekon operasyonu ile ilgili son gelişmeler konusundaki sorularını cevaplalan Şahin yargının bağımsızlığına, "Yargılama tamamen bağımsız yargıların işidir. Bu işe ne ben ne de bir başkası karışabilir" sözlariyle vugru yaptı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Şahin, YARSAV Başkanı'nın sözlerine tepki gösterdi ve YARSAV'a yeni bir tanımlama getirdi. İşte o sözler: "Yargılama faaliyetlerine Adalet Bakanı müdahil olamaz. YARSAV bir dernektir. Yargı camiasını temsil etmemektedir. Bu açıklamadan sonra benim hafızamda şu oluştu, YARSAV, YAPSAP olmuştur. Yani Yargıç ve Savcılar partisi olmuştur. Bu eleştirileri daha çok CHP lideri Deniz Baykal'dan duyuyorduk. Şimdi Sayın Eminağaoğlu'ndan da duyar olduk." dedi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
HABERVAKTİM.COM &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;
&lt;/p&gt;</description><category>şahin yarsav, yarsap olmuştur, yarsav, yarsap, ömerfaruk eminağaoğlu, ergenekon, m.alişahin</category><pubDate>12 Jan 09 16:46:11 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2482/%C5%9Eahin%3A%20%22YARSAV%2C%20YARSAP%20olmu%C5%9Ftur%21</guid></item><item><title>FLAŞ! Ergenekon-PKK ilişkisi belgelendi</title><link>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2476/FLA%C5%9E%21%20Ergenekon-PKK%20ili%C5%9Fkisi%20belgelendi</link><description>&lt;hr/&gt;&lt;p&gt;FLAŞ! Ergenekon-PKK ilişkisi belgelendi&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon davası sürerken son operasyanda gözlatında alınanlar hakkında yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Son dalgada şok belgeler ele geçirildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon operasyonu kapsamında ele geçirelen dökümanlarda Ergenekon-PKK ilişkisi belgelendi. Asrın davasında krokilerden çıkan cephaneliklerden sonra şimdi de bazı PKK terör örgütü mensublarının kendi elyazısıyla yazılmış özgeçmiş raporları ortaya çıktı. Gündemi sarsan bu belgelerde özgemiş raporları bulunan sahışlarla işbirliği yapıldığı ve Ergenekon örgütüne dahil edildikleri öğrenildi.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Ergenekon son dalgasında bulunan bu belgeler örgütün gerçek yüzünü deşifre ediyor. Daha önce çok kişi tarafında iddia edilen Ergenekon-PKK ilişkisi belgelerle gün yüzüne çıktı.&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
Emekli askerlerde ele geçirilen dökümanlarda bazı PKK'lı sahışların el yazısıyla yazılmış özgeçmiş raporları bulundu. Bu teröristlerin daha sonra örgüte dahil edilip birlikte işbirliği yapıldığı ortaya çıktı. &lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
&lt;br /&gt;&#13;
SAMANYOLU HABER
&lt;/p&gt;</description><category>flaş ergenekon-pkk ilişkisi belgelendi, ergenekon, pkk, ilişkisi, ergenekonun çocuğu pkk, siyaset</category><pubDate>10 Jan 09 18:19:17 GMT</pubDate><guid>http://zazaema.mylivepage.com/forum/1048/2476/FLA%C5%9E%21%20Ergenekon-PKK%20ili%C5%9Fkisi%20belgelendi</guid></item></channel></rss>
