Türkiye'yi hangi gizli servis karıştırıyor 15 Mayıs 2009 07:50
Küresel oyuncu olmak isteyen hiçbir ülke bu coğrafyada Türkiye’yi gözardı edemez.
Dünya siyasetinde ben de varım diyen hiçbir devlet, Türkiye’deki gelişmelere ve bu ülkedeki iç dinamiklere karşı kayıtsız kalamaz.
Dahası da var...
Hiçbir yasadışı örgüt, faaliyette bulunduğu ülkede devlet birimleri içinden en az bir kanat tarafından kollanmadığı sürece varlığını sürdüremez. Aynı şekilde hiçbir örgüt, en az bir yabancı devlet tarafından desteklenmediği sürece hareket alanı bulamaz.
Bunlar üst tanımlar... Diğer tüm ayrıntılar bunun alt başlıklarını oluşturur.
Nasıl ki küresel şirketlerin Avrasya bölgesindeki temsilcilikleri büyük ölçüde Türkiye’de bulunuyorsa, bu coğrafyada faaliyet gösteren istihbarat birimlerinin ağırlıklı merkezi de Türkiye’dir.
Hakeza büyükelçilikler de aynı şekilde... Her ülkenin bölgemizdeki diplomatik temsilciliklerinin ağırlıklı merkezi Türkiye’dir. Ankara’dan ayrılan diplomatlar ülkelerine döndüklerinde devlet içinde çok daha önemli görevlere atanırlar.
Gelelim sadede...
Yakın tarihte Yenişafak gazetesinde önemli bir haber yayınlandı... Haberin içeriği, ülkemizde son yıllarda gündem oluşturan birçok konuyu anlamamıza yardımcı olacak türdendi.
Gazete haberin başlığını, “Her taşın altından Almanlar çıkıyor” şeklinde atmış.
Şimdi önce bahsi geçen haberden birkaç alıntı yapalım, ardından söylemek istediğimizi kısaca ifade edelim. Şu satırlar oradan...
“...Deniz Feneri dosyasını AK Parti hükümetini zorda bırakmak için muhalefete servis eden Almanya, CHP'nin kapatılmasına neden olacak yardım belgelerini Ankara'ya vermiyor. Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak için siyasete müdahale etmekten çekinmeyen Merkel Almanya'sı ekonomik krizden, 'yandaş medya'nın yayınlarına her taşın altından çıkıyor.
Almanya, özellikle sağ iktidarları döneminde, Türkiye'yi derinden etkileyecek müdahalelerde bulunuyor. Özellikle Hırıstiyan Demokrat iktidarlar Türkiye’yi sıkıştırıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel gibi 1994'teki krizi bankalar aracılığı ile tetikleyen Helmut Kohl de Hıristiyan Demokrat Parti lideriydi.
CHP ile kol kola...
Deniz Feneri dosyasını AK Parti hükümetini zorda bırakmak için muhalefete servis eden Merkel Almanya'sının CHP'nin kapatılmasına neden olacak yardım belgelerini vermemesi samimiyetinin sorgulanmasına neden olurken, istihbarat servisi ve vakıflarla Türkiye'yi istikrarsızlaştıracak müdahalerde bulunması dikkatlerden kaçmıyor.
Kısa adı BND olan Alman İstihbarat örgütünün desteklediği, AK Parti'nin zayıflatılması için çalışan Friedrich Ebert Vakfı, CHP'ye 2005 yılında 85 bin euro yardımda bulundu. Cezası parti kapatma olan sözkonusu yardım iddialarıyla ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya inceleme başlattı. Ancak Deniz Feneri dava dosyasını, AK Parti hükümetini köşeye sıkıştırmak için CHP ve Aydın Doğan'a ait gazetelere servis eden Alman adli makamları, usulsüz yardımın belgelerini isteyen Türkiye'yi geri çevirdi.”
Gazetenin haberi böyle...
Nitekim Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık da son yazısında, “Bakan'a gitmeden Vatan'a giden belge...” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı... Almanya ile & Doğan Grubu’nun yakın ilişkisine temas etti. Deniz Feneri e.V. davasının, Almanya’da Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerini dinamitlemek amacıyla nasıl kullanıldığını anlattı. Eski Başbakan Gerhard Schröder döneminde, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinde lokomotiflik görevini üstlenen Almanya’nın, Merkel’in yönetimi devralması ile birlikte nasıl takoz görevi yapmaya başladığının altını çizdi.
Nitekim Başbakan Erdoğan dün Polonya’da, Polonya Başbakanı Donald Tusk ile birlikte düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile Almanya Başkanı Merkel, bir kez daha Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduklarını açık bir şekilde dile getirdiler. Sizce bu açıklamaları konjonktürel mi, yoksa yapısal bir düşünce mi? sorusuna sert cevap verdi. Türkiye’nin AB üyeliğinin bu iki ülke tarafından sabote edilmek istendiğini anlattı.
Kontrol edemediklerini yıpratıyorlar...
Şunun altını çizmek lazım. Almanya kendi ülkesindeki Türk teşekküllerini (din ve siyasi eksenli grupları) büyük ölçüde kendi istihbarat birimleri aracılığıyla eskiden beri kontrol etmeyi başardı. Bir siyasi partimizin orada bulunan teşkilatı da büyük ölçüde o bağlamdaydı... Nitekim Almanya ile o parti arasında hiçbir zaman gerginlik olmadı...
Fakat Deniz Feneri’ne yeterince nüfuz edemeyen Almanya bundan rahatsız oldu. Deniz Feneri olayını bir siyasi koz olarak kullanmaya girişti. Konuyu AK Parti ile ilişkilendirerek bir taşla iki kuş vurma çabasında oldu. Bu yolla Türkiye’nin iç siyasetine müdahil oldu. Başbakan Erdoğan’ı Deniz Feneri ile ilişkilendirdi. CHP & Doğan Grubu irtibatı da bu eksende organize oldu. Doğan Grubu ile Almanya arasındaki yakın irtibat devlet sırrı değildi. Sağdaki bir siyasi partinin son zamanlarda CHP ile aynı çizgiye gelmesinin nedenlerinden biri de budur. Almanya ayağı olanlar, Almanya’ya temanna duruyorlar. Ünal Tanık’ın, “Bakan'a gitmeden Vatan'a giden belge...” başlıklı yazısı bu açıdan önemli önemli...
AK Parti'ye karşı CHP'yi destekleyerek Türk siyasetini yönlendirmeye çalışan Almanya'nın son icraatı ise 1 Mayıs kutlamalarına müdahale girişimi oldu. Birçoğu Alman istihbaratının desteklediği sivil toplum kuruluşları ile sendika ve partilerin 70 temsilcisinin, 1 Mayıs'ta Taksim'in sendikalara açılması için hükümete baskı yaptığı anlaşıldı.
Basında yer alan haberlere göre Alman gizli servislerinin Türkiye'ye ilgisi cinayetler ve Ergenekon örgütüne kadar uzanıyor. Türkiye'de faaliyet gösteren Alman istihbaratının desteklediği vakıfları deşifre eden Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun öldürülmesindeki sır perdesi hala çözülemedi. Ancak cinayette Alman gizli istihbaratının parmağı olduğu iddiası hala en büyük şüphe olarak ortada duruyor.
Almanya'nın Türkiye operasyonları sadece siyasi alanla sınırlı değil. Türkiye'deki her ekonomik krizde Almanya'nın parmağı dikkat çekiyor. 1994 ve 2001 ekonomik krizinde 'felaket tellallığı' yapan Almanya'nın en büyük ve yarı milli bankası Deutsche Bank, son olarak IMF ve Dünya Bankası'nın 'güvenli liman' dediği Türkiye'nin en az 90 milyar dolara ihtiyacı olacağını duyurarak uluslararası yatırımcıyı ürkütmeye çalıştı.
Almanya'nın Türk ekonomisine yönelik müdahalelerini değerlendiren Prof. Dr. Mahir Kaynak, 'Almanya, ekonomik kriz dışında AK Parti hükümetini yerinden edemeyeceğini biliyor. Kriz çıkararak iktidarı devirmek istiyor. Fakat böyle bir operasyona girişilirse, ABD bu operasyonu bozar. Çünkü bu iktidar iflas ederse alternatifi yok. ABD buna müsade etmeyecektir ve gerek Körfezdeki fonlarla gerek IMF ile bu duruma müdahale edecektir' diyor.
Gizli servislerin Türkiye üzerinde oynadığı oyunlar bitmez. Kim bilir diğerleri ne tür girişimlerde bulunuyorlar. Biz bu yazıda konunun sadece Almanya ayağını yazdık.
Bilinen birşey varsa, bu ülkeden yaşanan bir çok olayın kurgu olduğu... Kurşunu sıktığı iddia edilene de, cenaze başında timsah göz yaşı dökene de temkinli yaklaşmak gerekiyor bu ülkede. Katilin tabuta ilk omuz veren olması çok olası...
Son Ergenekon davası gösterdi ki, bazı sosyal ve siyasi projelere ülkenin hayrına gördükleri için işin aslını bilmeden samimi düşüncelerle destek veren kimi insanlar meğerse kullanılmışlar. Gerçeği şimdi fark ediyorlar. Danıştay davasının Ergenekon ile birleştirilmesi bu açıdan bir milattır.
Ortaya çıkan onca cephaneye rağmen hala hiçbir şey olmamış gibi işi yüzsüzlüğe vuranlar herkese ders olmalı.
Tarih göstermiştir ki, tüm illegal oluşumlar ellerine güç geçtiğinde ve sistemi kontrol eder hale geldiklerinde kimseye diyet ödememek için önce kullandıkları taşeronları yiyorlar... Bugün illegaliteye destek verenler ve yarın ellerini onlardan kurtaramayabilirler.
Bakalım filmin gerisinde neler izleyeceğiz. Oyunları bozacak olan, yine milletin sağduyusu olacaktır.
Prof. Dr. Osman ÖZSOY - Haber7.com





