CEM'E ÖZGÜR
 

ŞIMAJİ ŞIKENE ŞİYİRONE,NUSTONE ESERONDEXO BINUSTE.




Add to Favorites Send us an e-mail
Interesting websites
Visitors
mausi123 judit balog
40 days ago 20.04.2012 13:42:35
natka51 Наталья
49 days ago 11.04.2012 17:25:59
Calendar
<
May 2012
>
MTWTFSS
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Subscription
E-mail: 
Vote
WHERE ARE YOU FROM ( ŞIMA KOTİRAE:NERELİSİNİZ ? )

Vote results
Top commentators
zazaema CEM'E ÖZGÜR
Comments: 6
pawana Pawana Pawaka
Comments: 2
baran1 - -
Comments: 1
stanislav0849 Станислав Люлевич
Comments: 1
Most commented entries

GÜLE GÜLE

| To list

Posted byText

zazaema Send a message
CEM'E ÖZGÜR
GÜLE GÜLE
1256 days ago 21.12.2008 11:44:55 Quote('1595501','1595501','6','2434')">Report spam

GÜLE GÜLE
Kenar mahalledeki bahçeli evlerinin yüksek duvarlı bahçe kapısından içeri girdim.
Velat ta karşımdaydı.Nice zamandır görüşmemiştik.Bir selam verdim.Selamımı aldı,başım gözüm üstüne dedi.Bu cümleyi her duyuşumda tatlı bir sıcaklık bedenimi kaplardı.Bir saygı bir kültür ve derinlik izi taşıdığı için.
Buyur etti bahçedeki plastik sandalyelerin önde olanına .Oturdum üstüne yavaşça.
Nerelerde olduğunu, halinin keyfinin nasıl olduğunu sordum.Bilindik klişe cümlelerle cevaplar verdi.Bir süre genel durumlardan konuştuktan sonra koyu entelektüel bir sohbet konusu açmak için dedim ki
- Ülkemizde üniveristelerde bilim geri kalmış.Bu ülke dünyada gerilerde kalmış.
Yüzünü haince bir gülümseme aldı.Bu hal peşin fikirli hale geldiğinin habercisi oldu. (Zira sevinmişti geri kalmaya aslında ki bu onlara yaptıkları fesat da malzeme sağlamaktaydı. )
Dedi ki :
- Hep cemaatçileri ve ülkücüleri alıyorlar da ondan.
Hiç bahsetmedi solcu Kemalistlerin Hüseyin ‘i bölüm birincisi olduğu halde dindar ve dini bir cemaatten olduğu için asistanlığa almadıklarından.Üstelik almayanların da solcu olduklarından.Konuştuklarında dürüstlükte kendilerini en önde gösterdiklerinden.Uygulamada ise dürüstlüğü hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan bir davranış görüp , sahtekarlıkta zirvelere ulaştıklarından.
Bu gerçekler zihnimde gerçekliklerinin şaşaasıyla dolaşırlarken samimiyetle yüreğimden kopan bir sesle dedim ki :
- Irkçılık yapıyorlar.Halbuki hiç bir ırkın diğerinden üstünlüğü yoktur.
Yüzüme baktı, hafifçe yutkundu ve hınçla dedi ki
- Tabii ki...Yıllarca isimlerimizi koymamızı yasakladılar da ne oldu sanki..
Bir gerçeği ortaya koyma zamanı gelmişti.Hani olur ki uyandırırdım kendisini.Kalkardı yattığı derin gaflet uykusundan.Bunları kalbimden ve zihnimden geçiriyordum.
Dedim ki :
- Zazaların kimliği Kürtlerin bir kısmınca inkar ediliyor.Hatta bilinçli bir şekilde asimile edilmek
isteniyorlar.Sadece Kürtlerin bir kısmı değil, Türklerin bir kısmı da tabii ki bizi asimile etmek istiyor.
Birden yüzü kızardı.Alnındaki damar iyice belirginleşti.Adeta sözleri mitralyöze dönüşerek dedi ki :
-Zaza diye bir millet yoktur.Onlar Kürtlerin bir koludur .Zazaki Kürtçenin dört lehçesinden biridir .Zazaki diye bir dil yoktur.Hem bu Türklerin bir oyunu.Zaten doğudaki herkes aslında Kürttür.Kürtler çok üstün bir millettir. Tarihte çok büyük başarılara imza atmışlardır.Malazgirt Savaşı’nın kazanılmasını bile Kürtler sağlamışlardır(Halbuki burada yer alanlar Zazalardı.Ah! faşist solcu sömürgecilik ah!.Ve de savaş diğer (Türkler,Araplar gibi) Müslüman unsurlarla beraber kazanılmıştı)..….
Dedim ki sakin bir şekilde :
- Ne kızıyorsun.Niye Türklerin sizin varlığınızı inkar ettiği gibi sizler de bizim varlığımızı inkar ediyorsunuz.
Yerinden doğrulacak gibi oldu, yumruklarını sıktı.Dişlerini gıcırdattı.
-Sus! Seni Türk ajanı , dedi.
-Nasıl da birbirinize benziyorsunuz , dedim.Sustu aradaki hukuka o an için saygı göstererek.
Baktım nasıl da Türk kavmiyetçilerine (faşistlerine) benziyor.Cevap veremeyince zora başvurma yoluna gidiyor.
Derin bir sessizlik oluştu.Zaman olarak kısa ; geçme olarak uzun bir süreden sonra dedim :
- Bu havalar pek kurak .Bilmiyorum bu çiftçilerimizin hali ne olacak..
Bekliyordum ki kuraklığın zorluklarından bahsetsin çiftçilerin geçmişte de bu tip durumlarla karşılaştıklarından ; geçmişten gelen tecrübelerden örnekler versin.İnsan insana konuşabileceğimiz bir konu bulmuş olalım.Artık vazgeçmiştim bu peşin fikirliye birkaç gerçeği
anlatmaktan.İnsan insana konuşacağımız bir konu olsun bulayım, dedim.
Fakat, O yüzünü genişleterek her şeyi biliyormuşçasına kendinden emin ve de eski hınç dolu ses tonuyla dedi ki :
- Bu devlet var ya bu devlet bütün suç bu devlet de.
Dedim :
- İyi de aziz dostum devlet mi yağmurun yağmasını engelliyor.Kuraklığa sebep oluyor.
Velat yine dediğinde inat etmeye devam etti.Aynı anlamda bir çok anlamsız ve de mantık örgüsünden yoksun cümleleri kurmaya devam etti.
Dedim :
- Ne olacak bu eğitimin hali?Çocuklarımız okumuyorlar.
Başını dikti yukarıya doğru :
- Ana dilde eğitime izin verilmiyor da ondan.Bak ,ana dilde eğitime izin verilsin o zaman nasıl da eğitimin kalitesi artıyor.
Dedim :
- Allah hayrını versin , çocuklar ana dillerindeki eserleri okuyorlar mı sanki .Kürtçe eserlerin tirajına bir bakar mısın?
Onları bırak ana dillerinde eğitim gören Türkler ne kadar kitap okuyorlar sanki…
Ana dilim olan zazacanın gelişmesini canımın en ince özüyle istiyordum.Her milletin de fıtratlarının bir parçası olan ana dillerinin gelişmesini de istiyordum.Fakat, hayattaki her meselenin bu konuya bağlanması doğrusu hakikatı temsil etmekten uzaktı.Çünkü Osmanlılar da son demlerinde resmi dili Türkçe yapmışlardı da bu devletin yıkılışını önlemekten ziyade yıkılışı çabuklaştırmıştı, sadece.Dünyaya devletçi bakış açısıyla bakmanın bir uzantısı olan bu çarpık görüşler ne kadar da çekici hale getirilmişti bu zavallı beyinlere .Oysa devletin her dediğinin doğru sayılması ; devlet diyorsa doğrudur düşüncesi ne kadar yanlış ise onun benzeri olarak işçi-işveren ilişkileriyle her şeyin açıklanması veya ana dil meselesiyle her şeyin açıklanması da o kadar yanlıştı.Ne devlete tapanlar doğruyu ortaya koyabilirdi ; ne de ana dile, sistem düşmanlığına,sosyalizme ,faşizme tapanlar…Genel geçer doğruları ancak evrenin yaratıcısı olan ve her şeyi bilen Allah ortaya koyabilir.Ana diller de Cenab-ı Allah’ın sanatının bir parçasıydı.Öylece özenle korunması elbette ki güzel ve hayırlı bir teşebbüstü.Tabii ki O ‘na saygı ve emirlerine itaat çerçevesinde.Dil meselesini dini inkar vesilesi yapmak isteyenlerin dil davasında da samimiyetlerinden bahsedilemezdi ya her ne ise…
Velat, kendisine ezberletilmiş klişe cümleleri peşpeşe sıralamaya başladı.Tabii ilk başta bir katliam ve işkence ajitasyonuna başvurmayı ihmal etmeden devam etti de etti..
Devlet olma saplantısı merkezli türlü aptalca gerekçeler havada uçuştu.Solculuğun her zamanki dostu ırkçılıkla çorbası yapılmış haliyle klişe cümleleri peşpeşe ağzından dökülüyordu.

Artık sükunetimi kaybetmek üzereydim.Tartışmayı sona erdirmek için dedim :
- Peki şuna cevap ver .İnsanı Allah mı yarattı kendi ırkı milleti mi ?
Duraksadı bozuldu.Suçlu bir gülümsemeyle :
- Elbetteki Allah .Ancak , devleti ve dili olmayanın dini duyguları nasıl güçlü olabilir ki ?
Yüzünde alnında amalar ,fakatlar uçuşuyordu.Darwin yalancısının klişe cümleleri ağzına geliyor.Fakat söyleyemiyordu.Zira kendisine devrim olana kadar insanların içinde dinsizliğimizi belli etmemeliyiz, denilmişti.
Derin derin yüzüne baktım , iç geçirerek dedim ki :
-Siz solcu değil misiniz? Din hakkında hüküm vermek sizin neyinize…Sizinkiler Allah kelimesini bile duymaya tahammül edemediklerini kimi yerlerde ifade ediyorlar.Dinin nasıl olup olamayacağına siz mi karar vereceksiniz.Bu bir…
Din bir duygu değildir.Bir hakikattır.Nasıl ki bir iğne ustasız bir köy muhtarsız olmaz ve olamazsa şu mükemmel kainat ve dünyada elbette sahipsiz olmaz, olamaz.
Bu kainata bunca masrafı yapan Allah elbette bu kainatı boş yere yaratmadı.Bu insan topluluklarının yaptıkları birçok kötü olaylar sebebiyle azaba uğradıklarını görüyoruz.Ne gibi? Pompei gibi.Fakat çok zaman da mazlum zilletinde zalim izzetinde bu dünyadan gidiyorlar.Elbetteki böyle bir yaratıcı böyle bir zulmü kabul etmeyecektir.İnsanları diriltecektir.Hem ahireti gerektirenler sadece bu kısa deliller değildir.Belki binlerdir.
İnsan ölüp ahirete gittiğinde ırkının kendisine hiçbir faydası olmayacaktır.Allah sizin yüzlerinize değil niyetlerinize ve amellerinize bakacaktır,diyor Allah resulü.
Hem o kadar İslami kitap okudum.
Hiç birinde imanın şartları içinde devlet ve dil yoktu.Varsa bir delilin göster, dedim sakinleşmeye çalışarak alnımda öfkeden damarım çıkmış vaziyette.Allah resuluü de öfkelendiğinde alnındaki damarı kabarırmış.Bu zihnime düşüp ardından kalbime ulaşınca rahatladım,O’na benzemiş olmaktan dolayı.Tatlı bir ilkbahar rüzgarı esmiş gibiydi..Daha çok hakikatler içimde cümleler şeklinde dizilmiş.Ortaya çıkmaya hazırlanıyordu.
Velat başka tarafa bakmaya başlamıştı bile..Anladım ki anlattıklarımın hiçbirini dinlememişti, dinlemek istememişti.Irkçı solcu milliyetçilik sarhoşluğu beynini örümcek ağı gibi kaplamıştı.Cahiliyye kabilecilerinin ABD derin yöneticilerinin dediği gibi diyordu göğsünün derinliklerinde .Diyordu ki fikrinin ince derinliklerinde niyetlerinin altında bizimkilerin yalanı sizin binler doğrunuzdan daha iyidir. İçimde volkanlar patlıyordu bu safsatalara bu kendi kendilerini düşürdükleri bu kuyuda bilerek ve isteyerek kalmak istemesine karşı.Fakat elden ne gelir di ki…Zaten zarara rızasıyla girene de merhamet edilmezdi .Gürleyen içimdeki volkanlar bu manzara karşısında buz tuttu adeta.
Velat her zamanki her meseleyi çözmüş her derde devayı bulmuş haliyle burnunu havaya kaldırıp şöyle dedi:
- Devlet Müslümanlara şu şu zulümleri yapıyor.Hem Şeyh Saidi de bu devlet astı. Said Nursi yi
zindanlarda süründürdü.
Daha devam edecekti.Fakat bu kadar samimiyetsizliğe dayanamadım .Kendimi zor tutuyordum.
Cevap verdim :
- A braemı o güzel insanlar laikçi komünist bir nesil için mi mücadeleetmişlerdi.Bediüzzamanın talebeleri ,Öğrencileri okullardan çekip çekip dinsiz bir zihniyetle mi yetiştirmeye çalışmışlardı.O peşinden gittikleriniz lise,üniversite öğrencilerini böyle bir çark içine sokup dinsiz yapıyor mu yapmıyor mu ?
Velat, suratını astı,yolun sonuna gelmişti. Kendinden ve kararından gayet emin bir şekilde :
- Cehenneme de gitsem ben bu yolu terk etmem. Dedi.
Üstelik bu cümleyi net olarak beş altı kez tekrarlayarak üstüne basa basa söyledi.Bunu söylerken adeta oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibiydi. Zavallı her derde devayı bulmuş kendinden ve yolundan memnun bir kesin inançlı o ahmakça yoldaki çoğu yoldaşı gibiydi.
Dedim ki :
- İyi o zaman. Güle güle yolun açık olsun.
Müsaade isteyip kalktım.Beni uğurlamaya bile kalkmadı.Zira o solcu ırkçılık davası kendisine öyle
öğretmişti.Kapıyı açtım.Hafiften gıcırdadı.Gökyüzü üstümüzde bütün sanatlılığıyla duruyordu.Güneş bize lambalık yapıyordu.
- Rabbim ne güzel yaratmışsın bu dünyayı .Binler şükür sana .
Dedim ve devam ettim…


21 /12/2008
ZEYNELABİDİN




---
öZGÜR VE KULE İSONONU PARTİYO MEVE
ÖZGÜR OLUN İNSANLARIN VE PARTİLERİN KULU OLMAYIN
Şıma dinde Allahyre urdım bıkıre Allahy ji şımare urdım keno.
Ne dinexo ne ji kawmaxo(zazayinı) berze.
Be Allahy kesi ver me lerze


Comments: 0 Views: 286
Tags: din, dil, gündem, solcu irkçilik kuyusu, güle güle, hikayeler, dava hikayeleri, güzel hükayeler, en güzel hikayeler, zeynelabidin în yazdığı hikayeler, bizim hikayelerimiz, hayatın içinden hikayeler, manzaralar öyküleri, manzaralar öykü serisi
Login Password
advanced... ( / Registration )

Subject

In the text you can use Wiki or HTML tags.



Abuse | Hosted by MyLivePage | | © Kolobok smiles, Aiwan