CEM'E ÖZGÜR
Interesting websites
Visitors
mausi123 judit balog
39 days ago 20.04.2012 13:42:35
natka51 Наталья
47 days ago 11.04.2012 17:25:59
Calendar
<
May 2012
>
MTWTFSS
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Subscription
E-mail: 
Vote
SIBA SEÇIM BIVO ŞIMA MOREXO DONE KOMIN PARTY ( YARIN SEÇİM OLSA OYUNUZU HANGİ PARTİYE VERİRSİNİZ) ?

Vote results
Top commentators
zazaema CEM'E ÖZGÜR
Comments: 6
pawana Pawana Pawaka
Comments: 2
baran1 - -
Comments: 1
stanislav0849 Станислав Люлевич
Comments: 1
Most commented entries

'Karşı devrim' beklentisi fos çıkacak

Posted byText

zazaema Send a message
CEM'E ÖZGÜR
'Karşı devrim' beklentisi fos çıkacak
1071 days ago 22.06.2009 18:47:05 Quote('1595501','1595501','5','56743')">Report spam

'Karşı devrim' beklentisi fos çıkacak

Patrick Cockburn

İlk bakışta bugün Tahran'da olanlar, 30 yıl önceki İslam Devrimi'nin olağanüstü olaylarına çok benziyor. Peki benzerlikler ne kadar derine iniyor? 2 Aralık 1978'de 2 milyon İranlı Tahran sokaklarını doldurarak, Şah rejiminin sona ermesini ve Ayetullah Humeyni'nin geri dönmesini talep etti. Bu tarihte halkın katılımının en yoğun olduğu devrimdi. Akşamları insanlar evlerinin çatılarına çıkıp “Allahüekber - La İlahe İllallah” diye haykırıyordu. Gündüzleriyse güvenlik güçlerince öldürülen göstericileri şehit olarak uğurlayan kitlesel cenaze törenleri yapılıyordu. Protesto metotları çok benzer. Bu pek de şaşırtıcı değil, zira Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'dan kurtulmak isteyen göstericiler anlaşılır biçimde, Şah'a karşı işe yarayan silahsız kitle protestolarının bir kez daha başarılı olacağını umuyor. Kitlesel yürüyüş ve şahadet İran devrimci geleneğinin parçası, tıpkı barikatların Fransa'daki geleneğin parçası olması gibi. 1978-79 ile bugün arasındaki bir farklılık şu: İran hükümeti tarihin tekerrür etmesine izin verme niyetinde değil.

Şah herkesi küstürmüştü Tekerrür etmesi de pek muhtemel görünmüyor. İran devrimi sağdan sola uzanan, bir ucunda dinci muhafazakârların diğer ucundaysa Marksist devrimcilerin olduğu geniş bir koalisyon tarafından yapıldı. Şah ve rejimi, İran halkının hiçbir ortak noktaları olmayan farklı kesimlerini aynı anda küstürmek gibi eşsiz bir yeteneğe sahipti. Acımasız, fakat bilgisiz Savak güvenlik elemanları kendilerini, hanedanlığa tehdit oluşturanların Şii din adamları değil, komünistler ve devrimci solcular olduğuna inandırmıştı. Bu yanılsamalarında yalnız da değillerdi. ABD Başkanı Jimmy Carter, CIA'in gönderdiği Ağustos 1978 tarihli (yani Şah'ın ülkeden kaçmasından beş ay önce) bir bilgi notunu hatırlıyor. Notta üzerine basa basa, İran'da 'devrimci durum, hatta devrim öncesi bir durum bile yaşanmadığı' sonucuna varılıyordu. Kritik önemde olan şu ki, İran devrimi Ayetullah Humeyni'nin şahsında mesihvari bir lider bulmuştu. Humeyni, meşruiyeti daha tahta oturmadan tartışma konusu olan bir lidere, yani Şah'a (babası Rıza Şah, 1920'lerde iktidarı ele geçirmiş bir generaldi ve 1941'de Britanya ve Sovyet birlikleri tarafından devrildi) elle tutulur bir alternatif oluşturuyordu. İran devrimini 19. ve 20. asrın önceki devrimlerden farklı kılan, liderliği ve ilhamı itibarıyla dini bir devrim olmasıydı. Bugün Batı'da büyük bir tehdit olarak görülen 'İslam Devrimi'nin üzerinden 30 yıl geçti ve bu devrimin 1970'lerin sonunda nasıl sürpriz bir gelişme olarak algılandığını unutmak ne mümkün. Devrimlerin aşağı yukarı Fransız, Rus veya Çin devrimlerinin izinden gideceği düşünülüyordu. Laik ve din karşıtı birer tona sahiptiler. Din adamları kurulu düzenin savunucularıydı. Avrupalı imparatorluklara ve ardından onların yerine geçen milliyetçi rejimlere karşı İslami sömürge karşıtı hareketler ortaya çıkmıştı. Fakat bu İslami partilerin sicili başarısızlıklarla doluydu. Siyasal İslam'ı bu kadar etkili ve düşmanlarının gözünde bu kadar tehditkâr bir güç haline getiren İran devrimiydi. Devrim sadece İslami değildi, teolojisi ve inançları belli bir İslami mezhebe dayanıyordu. İstihbarat örgütlerinin, devrime esin kaynağı mahiyetinde gözünü Moskova, Pekin ve Havana'ya diktiği bir dönemde, Irak'taki Necef ve İran'daki Kum'un din okullarında statükoya karşı büyüyen tehlikeyi hiçbiri öngöremedi. Devrimci Şiiliğin doğuşu dünyayı şaşırttı.

Devrimci Şiilik tutarlı Şiiliğin hikâyesi, adaletsizliğe boyun eğmeyi reddetmeyle, zulme karşı direnişle ve şahadetle yazılmıştır. Fakat Şiiliği devrimci bir ideoloji haline getiren sadece bu değildi. İran, 16. asırda Safevi hanedanlığının kararıyla Şii oldu. İran ve Irak'taki Şii din adamlarıysa muzaffer sekülarizme, solcu devrim ideolojisine ve Şah'ın zulmüne karşı kendi 'kurtuluş teolojilerini' ancak 1950'ler ve 1960'larda geliştirmeye başladı. İran devriminin kökleri göründüğünden çok daha derinlere iniyordu. Tutarlı bir ideolojiden yayıldı. Başarılı olmasının kısmi sebebi, düşmanlarını ve destekçilerini hazırlıksız yakalamasıydı. Fakat kendiliğinden bir olay da değildi. Humeyni ve onu destekleyen din adamları devrimcilere inanıyordu. İktidarı ele geçirip korumak üzerine kafa yormuşlardı. Milliyetçiliği kötülüyor olabilirler, fakat İran ulusunu yabancıların saldırılarına karşı korumayı taahhüt ediyorlardı ve bu başarıya götüren kilit bir unsurdu.

Ahmedinecad'ın oyu değişmedi Mevcut İran liderliği, yabancı güçlerin kuklası olarak görülen Şah gibi büyük bir zayıflık içinde değil. Şah 16 Ocak 1979'da ülkeyi terk ettiğinde onu destekleyen neredeyse kimse yoktu. Bu da mevcut durumu 1979'dan son derece farklı kılan bir nokta. Ahmedinecad yüzde 62.6 oy oranıyla tekrar seçildi. Muhalifleri seçimin hileli olduğunu öne sürüyor, fakat bundan önceki seçimi de neredeyse aynı oranla (61.7) kazanmıştı. Mesele şu ki Ahmedinecad popüler bir siyasetçi, Şah öyle değildi. İktidardan zorla indirilmesi son derece düşük ihtimal. Ayrıca Ahmedinecad, isyanla başa çıkmasının mümkün olmadığını anlayıp pes eden Şah gibi kolay teslim olmayacaktır. Humeyni'nin oğlunun ölümünün ardından Ekim 1977'de ilk gösteriler başladığında Şah'ın zayıflığı aşikâr değildi. 1978'in başında ilk gösterici ölümleri (bunlar din okulu öğrencileriydi), hükümet destekli bir gazetede Humeyni'ye saldıran bir yazının yayımlanmasının ardından gerçekleşti. Ölenler, Şii gelenekleri uyarınca 40 gün sonra anıldı ve protestolar İran'ın her tarafına yayıldı. Bu gösteriler bazı açılardan ABD'deki sivil hak yürüyüşlerini andırıyordu, fakat daha büyük etkileri vardı, zira dini ritüeller ve şahadetin kutsanmasıyla içe içe geçmişlerdi. Bu siyasi olarak çok güçlü bir harmandı. En muhafazakâr din adamına da en radikal öğrenciye de hitap ediyordu. Buna karşın, Humeyni yanlısı din adamlarının desteği olmasaydı gösteriler 1978 yazına doğru ivme kaybedebilirdi.

Korku kalıcılaşmıştı Abadan'daki Reks Sineması'nın kundaklanıp 400 insanın yanarak ölmesinin ardından İranlıların büyük çoğunluğu bu işi Savak'ın yaptığına inandı. Krizin ilk aşamalarından itibaren demoralize olmuş görünen Şah, rejiminden nefret edilmesine yetecek baskı uyguladı, fakat bu baskı korkunun kalıcılaşmasına yetmedi. Sıkıyönetim ilan edildi. 8 Eylül'de, yani ünlü Kara Cuma günü, askerler göstericilere ateş açtı ve binlerce kişinin öldürüldüğü iddia edildi (gerçek sayı çok daha az olabilir). Bunlar, Şah'ın iktidarda kalmak için son şansını da yitirdiği günlerdi. Şah, kendisi için felaket sonuçları olan bir basit hata daha yaptı. Humeyni Necef'teydi ve İran'la iletişim kurabiliyordu, fakat zorlukla yürüyen bir iletişimdi bu. Vaazlarının kaydedildiği kasetlerin sınırdan gizlice sokulması gerekiyordu. Irak'ta uluslararası basın falan da yoktu. Fakat Şah Irak'ı Humeyni'yi sınır dışı etmeye ikna etti ve Kuveyt'e girmesine izin verilmeyen Humeyni, nihayet Paris'in bir varoşuna sığındı. İranlı lider Paris'te uluslararası basınla Şah'tan bile daha rahat görüşüyor ve İran'la kolayca iletişim kurabiliyordu.

Ordu desteği de çatırdıyordu 1978'in sonuna gelindiğinde İranlılar, devrime karşı olanlar bile, Şah'ın işinin bittiğini görebiliyordu. Sağlam ordu desteği çatırdamaya başlamıştı. Din adamları silahlı kuvvetlere sızıp propaganda yapmak için elinden geleni ardına koymuyordu. Şah kalıp savaşmak istemedi ve ocak ortasında karısıyla birlikte İran'ı ilelebet terk etti. 1 Şubat 1979'da Humeyni İran'a döndü, milyonlarca İranlı tarafından karşılandı ve iktidarın ele geçirilmesi sürecini hızla tamamladı. Laik müttefiklerini marjinalize etmeye ve devrimi radikalleştirmeye koyuldu, bu süreç doruğuna din okulu öğrencilerinin Kasım 1979'da ABD elçiliğini işgaliyle vardı. Şah'ın 1953'te ABD desteğiyle sürgünden dönüşünü unutmamış olan devrim kadroları, bütün potansiyel Şah destekçilerini hapse attı veya vurdu. Yeni rejimin liderleri iktidarda kalmaya kararlıydı. Bugün de çok farklı değiller. İran'daki görüntü, semboller ve dil, 1978-79'da olanla benzerlik taşıyor, fakat iş başında olan siyasi güçler çok farklı. 1979'da protestocular göründüklerinden çok daha güçlüydü; bugünse önlerinde devasa engeller var. (The Independent 19 Haziran 2009) Radikal


---
öZGÜR VE KULE İSONONU PARTİYO MEVE
ÖZGÜR OLUN İNSANLARIN VE PARTİLERİN KULU OLMAYIN
Şıma dinde Allahyre urdım bıkıre Allahy ji şımare urdım keno.
Ne dinexo ne ji kawmaxo(zazayinı) berze.
Be Allahy kesi ver me lerze


Comments: 0 Views: 331
Tags: ahmedinejad, karşı devrim beklentisi fos çıkacak, iran islam devrimi, islam devrimi, şah rejimi, iran cumhurbaşkanlığı seçimleri, mir hüseyin musavi, irandaki son durum
Login Password
advanced... ( / Registration )

Subject

In the text you can use Wiki or HTML tags.



Abuse | Hosted by MyLivePage | | © Kolobok smiles, Aiwan